Gündem
Bakan Gürlek açıkladı! Ahbap ve Kuriş soruşturmasında itiraflar
Gazetecilerin sorularını cevaplayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, başta Alihan Kuriş Suç Örgütü ve Ahbap soruşturmaları olmak üzere çok sayıda konuya ilişkin son bilgileri paylaştı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görev yapan yargı muhabirlerini Adalet Bakanlığında kabul ederek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla Bakanlık bünyesinde bir birim kurulduğunu belirten Gürlek, "Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor. Başsavcılıklarla toplantılar yapılıyor, dosyalardaki imkanlar değerlendiriliyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı dört ay oldu; 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı" dedi.
Gürlek, bu çalışmaların vatandaşın adalete olan güvenini artırdığını belirterek, " Bu çalışmalar vatandaşta önemli bir duygu oluşturuyor. Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor" ifadelerini kullandı
MUHSİN YAZICIOĞLU SORUŞTURMASI HAKKINDA
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasının ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından sürdürüldüğünü belirten Gürlek, "Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması devam ediyor. Soruşturma ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülüyor; Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız da kendi görev alanı çerçevesinde koordinasyon ve dosya inceleme çalışmalarını sürdürüyor" şeklinde konuştu.
Yeni faili meçhul soruşturmaları konusunda isim vermenin doğru olmayacağını ifade eden Gürlek, "Bir soruşturmanın başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerekir. Faili meçhul dosyaların tamamı ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca kendi delil durumu içinde değerlendiriliyor" dedi.
ROJİN KABAİŞ SORUŞTURMASINDA DNA İNCELEMELERİ YAPILDI
Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin de konuşan Gürlek, cep telefonuna yönelik teknik incelemelerin sürdüğünü belirtti.
Gürlek, "DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz" dedi.
KAŞİF KOZİNOĞLU’NUN ÖLÜMÜ
Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü belirten Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi.
Gürlek açıklamasında, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" şeklinde konuştu.
Gürlek, "Bu konuda daha önce şikayetler ve ihbarlar vardı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız da bunları dikkate alarak bir soruşturma başlattı. Daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanlarının ardından bazı adli işlemler gerçekleştirildi. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni deliller ortaya çıkarsa yeni işlemler de gündeme gelebilir; buna elbette Cumhuriyet Başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir" şeklinde konuştu.
Tüm ihtimallerin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Gürlek, "Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Süreç devam ediyor" ifadelerini kullandı.
"UCU NEREYE GİDERSE GİTSİN..."
Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüyen soruşturmalarına Bakanlık olarak müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını belirten Gürlek, savcıların isim, makam veya unvana bakmadan hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Bakan Gürlek, "Bizim söylediğimiz şu: ‘Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın; dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver’" dedi.
Soruşturmalara müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını vurgulayan Gürlek, "Buradaki yaklaşımımız bir soruşturmanın yönünü göstermek değil; savcının hukuka uygun görevini herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden yerine getirebilmesi gerektiğini vurgulamaktır" ifadelerini kullandı.
AHBAP DERNEĞİ SORUŞTURMASI
AHBAP soruşturmasının devam ettiğini belirten Gürlek, vatandaşların yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismar edilip edilmediğinin incelendiğini söyledi.
Gürlek, "AHBAP’la ilgili soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında, vatandaşlarımızın iyi niyetinin ve yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismarı ayrıntılı biçimde inceleniyor" dedi.
Dosyada MASAK tespitleri ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu belirten Gürlek, "Soruşturmanın seyri ve ortaya çıkacak yeni deliller doğrultusunda yeni adli işlemler de gündeme gelebilir. Buna elbette ilgili Cumhuriyet başsavcılığı delil durumuna göre karar verecektir. MASAK tespitleri yapılıyor, itirafçı beyanları bulunuyor" ifadelerini kullandı.
Toplanan yardımların akıbeti hakkında konuşan Gürlek, "Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli. Biliyorsunuz bir keşif heyeti oluşturuldu. Yeni görüntüler de ortaya çıktı. Keşke toplanan bu paraların tamamıyla yardımlar yapılsa, evler inşa edilseydi. Şu anda depolarda çürümeye terk edildiği belirtilen malzemeler var. Bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Mağdurlar ve şikayetçiler var. Bunlara ilişkin çalışmalar da devam ediyor" diye konuştu.
ÇOK SAYIDA ŞİKAYETÇİ VAR
AHBAP soruşturması kapsamında müşteki isimlerle görüştüğünü ifade eden Gürlek, "Az önce görüştüğüm bir kişi, o tarihlerde Amerika’da bulunan kliniğine Haluk Levent’in geldiğini anlattı. Türkiye’de bir yardım kuruluşunun bulunduğunu, kamuoyunca da tanınan bir kişi olduğunu söyleyerek kendisinden yardım istediğini ifade etti. O kişi de ‘Tamam, ne gerekiyorsa verelim’ diyor. Söz konusu para 4 milyon 600 bin dolar. Hatta buna ilişkin senet de düzenlenmiş" ifadelerini kullandı.
Gürlek açıklamasının devamında, "Dosyada buna benzer çok sayıda senet olduğu belirtiliyor. Bunların her biri ilgili başsavcılık tarafından ayrıştırılarak hukuki ve mali yönden inceleniyor. Bazı işlemlerde Haluk Levent’in kendi adına borç aldığı, ‘Bu parayı kullanacağım’ dediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunuyor. Ancak daha sonra bu paraların ödenmediği iddia ediliyor. Sorun da burada başlıyor" şeklinde konuştu.
UYUŞTURUCU VE YASA DIŞI BAHİS OPERASYONLARI
Uyuşturucuyla mücadelede taviz vermediklerini belirten Gürlek, "Uyuşturucuyla mücadele kapsamındaki operasyonlar devam edecek. İlgili başsavcılıklar tarafından üzerinde çalışılan ve değerlendirilen dosyalar var. Uyuşturucu konusunda kesinlikle taviz vermiyoruz" dedi.
Gürlek, kamuoyunca tanınan isimlere ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da caydırıcı etkisinin bulunduğunu belirterek, "Özellikle kamuoyunca tanınan isimler ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların da önemli bir caydırıcı etkisi oldu. Bundan sonraki süreçte uyuşturucuyla mücadelenin farklı alanlarında da adli soruşturmalar gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı.
Futbolda bahis ve şike soruşturmalarının da sürdüğünü belirten Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" dedi.
Beyaz et ve şeker sektörüne yapılan operasyonlardan bahseden Gürlek, "Bunun yanında vatandaşın doğrudan ekonomik hayatını ve kamu sağlığını etkileyen sektörlere de bakılıyor. Beyaz et sektörüne yönelik bir operasyon yapıldı. Şeker sektöründe kamu sağlığını ilgilendiren bir operasyon gerçekleştirildi. Benzeri alanlarda, somut suç şüphesi oluşması hâlinde yetkili adli makamlarca yeni soruşturmalar yürütülebilir." ifadelerini kullandı.
SPK İLE PİYASA SORUŞTURMALARI TAKİP EDİLİYOR
Borsadaki işlem hacminin son yıllarda ciddi şekilde büyüdüğünü belirten Gürlek, yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bazı konuların da incelendiğini söyledi. Gürlek, "SPK ile koordinasyon içerisinde takip edilen süreçler oluyor. Özellikle manipülasyon konusunda mevzuatın SPK’ya verdiği yetkiler ve usuller var. Adli süreçler de bu yasal çerçeve içerisinde yürütülüyor" ifadelerini kullandı.
"FETÖ İHANET VE CASUSLUK ÖRGÜTÜ"
FETÖ ile mücadelenin tavizsiz şekilde sürdüğünü belirten Gürlek, "FETÖ yıllarca planlı biçimde hareket ederek en sonunda 15 Temmuz’da ülkeyi ele geçirmeye çalışan bir ihanet örgütü. Aynı zamanda bir casusluk örgütü" dedi.
Devletin son derece dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Bu örgütün amaçlarından ve yöntemlerinden vazgeçtiğini düşünmemek lazım. Şu anda kabuğuna çekilmiş gibi görünebilir ancak yeni yapılanma arayışları bulunabiliyor. Finansal kaynaklarına ilişkin çalışmalar var. Farklı isimler ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devlet son derece dikkatli" şeklinde konuştu.
Farklı isim ve yapılar altında yeniden örgütlenme veya kamu kurumlarına sızma girişimlerine karşı devletin dikkatli olduğunu belirten Gürlek, "Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. FETÖ ile mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor" ifadelerini kullandı.
UMUT ALTAŞ VE EYLEM TOK’UN İADE SÜRECİ
Yurt dışındaki şüpheli ve sanıkların iade süreçlerini de yakından takip ettiklerini belirten Gürlek, "Umut Altaş’la ilgili iade talebinde bulunduk. Olumlu gelişmeler de oldu. Sürecin iade yönünde ilerlemesini bekliyoruz ancak nihai kararın ilgili ülkenin yetkili yargı ve idari makamlarına ait olduğunu da unutmamak gerekir" dedi.
Eylem Tok hakkında ise iade yönünde karar verildiğini ancak kararın üst mahkemeye taşındığını belirten Gürlek, "Karar üst mahkemeye taşındı. Dolayısıyla üst mahkemenin kararının beklenmesi gerekiyor. Biz iade taleplerimizin arkasındayız ve bu süreçleri hassasiyetle takip ediyoruz" ifadelerini kullandı.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE DAİR
Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, "Terörsüz Türkiye sürecinde çerçeve yasa yaklaşık 467 oyla kabul edildi. Bu gerçekten çok büyük bir başarı" ifadelerini kullandı.
Yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün tamamen silah bırakması gerektiğini ifade eden Gürlek, "Örgütün silah bırakması, silahlarını teslim etmesi ve tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesine ilişkin süreç Milli Savunma Bakanlığımız ve MİT tarafından takip ediliyor" dedi.
Gürlek, Adalet Bakanlığının ise kanunun yürürlüğe girmesinin ardından ortaya çıkacak hukuki ve idari süreçler için hazırlık yaptığını söyledi.
ÇOCUK PAKETİ YÜRÜRLÜĞE GİRDİ
Çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca adli boyutuyla ele alınamayacağını belirten Gürlek, "Adalet sistemi suç işlendikten sonra devreye giriyor. Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz" ifadelerini kullandı.
Gürlek, Çocuk Paketi kapsamında, "Çocuk Paketi kabul edildi. Artık ‘suça sürüklenen çocuk’ kavramı yerine ‘adli süreçteki çocuk’ yaklaşımı getirildi. Buradaki amaçlardan biri, suç örgütlerinin çocukları kolayca kullanabilmesini önlemek; diğeri ise çocuğun işlediği fiilin hukuki sonuçlarının daha açık ve caydırıcı hâle gelmesini sağlamaktır.
Örgüt çocuğu kullanamayacak; çocuk da kendisinin suç faaliyetlerinde araç olarak kullanılmasının ciddi hukuki sonuçları bulunduğunu bilecek." ifadelerini kullandı.
Ailelerin sorumluluğunu güçlendirdiklerini ifade eden Gürlek, "Ailelerin sorumluluğunu da güçlendirdik. Daha önce bu konuda bazı boşluklar vardı. Aileler çocuklarının eğitimine, davranışlarına, sosyal çevresine ve bulunduğu ortamlara karşı daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda" şeklinde konuştu.
AHMET DAVUTOĞLU VE MELİH GÖKÇEK SORUŞTURMALARI
Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını belirten Gürlek, "Burada hukuken bakılması gereken iki temel husus var. Birincisi suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı, ikincisi ise zamanaşımı. Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu bakımından burada zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendiriliyor. ‘O video o tarihte vardı, neden o zaman işlem yapılmadı da şimdi yapıldı?’ denilebilir. Bir soruşturmanın hangi tarihte başlamış olması tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Bir ihbar, CİMER başvurusu veya şikayet üzerine savcılık önüne gelen iddiayı hukuken değerlendirebilir. Suçun oluşup oluşmadığına ve zamanaşımına ilişkin değerlendirmeyi de soruşturmayı yürüten savcılık yapar. Az önce söylediğim gibi, burada isim ve sıfat üzerinden hareket edilmez" ifadelerini kullandı.
Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili şikayet ve başvuruların da Cumhuriyet başsavcılığınca değerlendirildiğini belirten Gürlek, "Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili konu da kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Şikayet ve başvurular yapıldı. Cumhuriyet başsavcılığı da kendisine ulaşan ihbar ve şikâyetleri hukuken değerlendirdi, soruşturma başlattı ve bazı ifadeler aldı. Bundan sonraki süreç de deliller çerçevesinde savcılığın takdirinde ilerleyecek" diye konuştu.
"CEZASIZLIK ALGISININ ÜZERİNE GİDİYORUZ"
Vatandaşların adalete güven konusunda öne çıkardığı başlıklardan birinin yargılamaların uzun sürmesi olduğunu belirten Gürlek, yargılamaların makul sürede tamamlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Toplumda oluşan cezasızlık algısının da üzerine gittiklerini belirten Gürlek, "Toplumda ‘Suç işleyenin yanına kar kalıyor’ şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" dedi.
Hakim ve savcıların da hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığını vurgulayan Gürlek, "Hakim veya savcı olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz. Trafikte bir olaya karışmışsa vatandaş için hangi hukuk uygulanıyorsa onun için de aynı hukuk uygulanır" ifadelerini kullandı.
Gürlek açıklamasının devamında, "Bu konuda soruşturma ve disiplin istatistiklerini de yakından takip ediyoruz. Çünkü hakim ve savcı toplumda güven duyulan bir konumda olmak zorunda. Yaklaşık 27 bin 500 kişilik bir yargı teşkilatından söz ediyoruz. Bunun belki yüzde 3-5’lik küçük bir kesiminin meslek onuruna zarar veren davranışları yüzünden yüzde 90’dan fazla büyük bir kesimin zan altında kalmasını kabul edemeyiz. Bu nedenle bu konularda gerekli adımları atıyoruz" şeklinde konuştu.
Kamuoyunda infial oluşturan hadiseler ile ilgili konuşan Gürlek, "En son Van’da ‘Kara Haydar’ olarak kamuoyuna yansıyan bir olay oldu. Daha sonra olayın farklı boyutları ortaya çıktı. İnsanların gözü önünde, kaynağı açıklanamayan yüksek miktarda para ve aşırı gösterişli yaşam görüntüleri üzerinden devletin ve kamu kurumlarının itibarıyla oynanmasına müsaade edilemez. Bir tarafta insanlar geçim sıkıntısı çekerken diğer tarafta kaynağı tartışmalı servetin, korumaların ve lüks hayatın sosyal medyada teşhir edilmesi toplumda ciddi rahatsızlık meydana getiriyor. Son dönemde sosyal medya fenomenliği üzerinden de bu tür örnekler çoğaldı. Elbette sosyal medya fenomenliği ayrı ve meşru bir alan. Ancak suç teşkil eden bir mali faaliyet, kamu kurumlarına yönelik hukuka aykırı eylem veya başka bir suç şüphesi varsa bunun gereğini bağımsız yargı makamları yapar. Bizim yaklaşımımız bu. Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı" ifadelerini kullandı.
GAZETECİLERE YÖNELİK SALDIRILARA TEPKİ
Basın mensuplarına yönelik saldırılara da değinen Gürlek, gazetecilerin toplumun haber alma hakkına hizmet ettiğini belirtti.
Gürlek, "Basın mensuplarına yönelik fiziki saldırılar maalesef zaman zaman yaşanabiliyor. Siz sonuç itibarıyla toplumun haber alma hakkına hizmet eden, kamusal nitelikte bir görev yapıyorsunuz" dedi.
Gazetecilere görevlerini yaptıkları sırada yönelen saldırıların yalnızca kişiye yönelik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Gürlek, "Bu nedenle gazetecilere, görevlerini yaptıkları için yönelen saldırıların yalnızca bireye karşı değil, toplumun haber alma hakkına karşı bir saldırı olarak da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
ALİHAN KURİŞ SUÇ ÖRGÜTÜ'NE YÖNELİK SORUŞTURMA
Akın Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “ Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” soruşturmasına ilişkin yeni detayları açıkladı. Gürlek, soruşturmanın odağında dini faaliyetlerin veya eğitim gören öğrencilerin değil, suç teşkil ettiği değerlendirilen mali ilişkilerin bulunduğunun altını çizdi.
Soruşturmanın uluslararası boyuta ulaştığını açıklayan Gürlek, Almanya'dan adli yardım talebinde bulunulduğunu bildirdi.
Soruşturmanın çerçevesine ilişkin konuşan Gürlek, vatandaşların dini ve insani duygularının kişisel veya mali menfaat amacıyla kullanılmasına karşı mücadele yürüttüklerini belirtti.
Gürlek, şöyle konuştu: “Bir taraftan da vatandaşlarımızın iyi niyetini ve dini duygularını sömüren suç yapılanmalarına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızın yürüttüğü bir soruşturma var. Burada özellikle bir hususun altını çizmek lazım. Bizim herhangi bir dini yapılanmayla, toplumsal oluşumla veya sivil toplum kuruluşuyla kategorik bir problemimiz yok.”
Gürlek, mücadelenin din, inanç veya yardım faaliyeti görüntüsü altında vatandaşların iyi niyetini kullanarak kişisel ya da mali menfaat sağladığı ve suç teşkil ettiği değerlendirilen yapılanmalara yönelik olduğunu ifade etti.
ALMAN MAKAMLARLA İLETİŞİME GEÇİLDİ
Gürlek'in açıklamasındaki en dikkat çekici yeni ayrıntılardan biri soruşturmanın yurt dışı ayağı oldu. “Almanya'dan adli yardım talebinde bulunuldu” diyen Gürlek, Alihan Kuriş'in etrafında kümelendiği belirtilen yapılanmaya ilişkin kapsamlı bir dosyanın bulunduğunu açıkladı. Bakan Gürlek, soruşturmadaki yeni delillere ilişkin de şu ifadeleri kullandı: “MASAK raporları, yeni tanık beyanları ve önemli itirafçı beyanları ortaya çıktı.”
Gürlek, yürütülen soruşturmanın dini eğitim alan öğrencileri hedef almadığını özellikle vurguladı. “Eğitim gören öğrencilerle, Kur'an kursu öğrencileriyle veya okullarda eğitim alan çocuklarla bizim hiçbir problemimiz yok” diyen Gürlek, soruşturmanın odağını şöyle açıkladı: “Soruşturmanın odağında, MASAK raporları ve diğer deliller çerçevesinde suç teşkil ettiği değerlendirilen mali yapılanma bulunuyor. Adli işlemler de bu çerçevede gerçekleştiriliyor.”
LÜKS YAŞAM ALANI İDDİALARI
Gürlek, savcılığın incelediği mali ilişkiler hakkında da dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Dini duygular kullanılarak yapılanmanın üst kademesinde bulunan bazı kişilere özel ve lüks bir yaşam alanı oluşturulduğuna ilişkin ciddi iddialar bulunduğunu belirtti. Gürlek, “Savcılığın incelediği alan da esas itibarıyla bu mali ilişkiler ve suç şüpheleridir” dedi.
66 MİLYAR LİRAYI AŞAN PARA TRAFİĞİ
Soruşturma kapsamında daha önce hazırlanan 168 sayfalık MASAK raporunda, şüphelilerle bağlantılı şirketler üzerinden dikkat çekici büyüklükte para hareketleri tespit edildi. Rapora göre Güleryüz Kuyumculuk'un 2017-2026 arasındaki bankacılık işlem hacmi 66 milyar 211 milyon lirayı aştı. Şirket hesaplarına aynı dönemde 26,2 milyar lirayı aşan nakit para yatırıldığı belirlendi.
Raporda ayrıca şirketler arasındaki yüksek tutarlı para hareketleri ve yurt dışı hesaplarla gerçekleştirilen transferler de incelemeye alındı. Soruşturma makamları söz konusu işlemlerin hukuki niteliğini araştırıyor.
17 İLDE OPERASYON
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın ilk geniş çaplı operasyonunu 13 Ağustos'ta gerçekleştirdi. Soruşturma; “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu'na muhalefet” suçlamaları kapsamında yürütülüyor.
İlk operasyonun ardından Alihan Kuriş'in de aralarında bulunduğu 32 şüpheli tutuklandı, 6 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında elde edilen yeni deliller doğrultusunda ikinci ve üçüncü dalga operasyonlar düzenlendi. Üçüncü dalgada 54 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarılırken 11 şirket ile 4 derneğe kayyum atanmasına karar verildi.
29 Ağustos itibarıyla soruşturma kapsamında 81 şüphelinin tutuklandığı, 10 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığı açıklandı. Aynı tarihte örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen 50 şirket ile 4 derneğe el konulduğu ve şirketlere kayyum atandığı bildirildi.
OPEARASYON DİNİ GRUPLARA YÖNELİK DEĞİL
Soruşturmanın mali ayağındaki incelemeler eylül ayında da devam etti. MASAK incelemelerinde İrfan Yılmaz adına kayıtlı şirketler üzerinden şüpheli işlemler gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi üzerine 5 şirket hakkında daha el koyma kararı verildi.
Yılmaz hakkında ise “suç örgütüne üye olma”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlamaları kapsamında gözaltı kararı çıkarıldı.
Bakan Gürlek daha önce de soruşturmanın niteliğine ilişkin yaptığı açıklamada operasyonun herhangi bir dini grubu hedef almadığını belirtmişti.
Gürlek, “Biz kesinlikle bir dini grup ya da bir dini yapılanmaya yönelik bir operasyon yapmadık. Bu tamamen suç örgütünün yapılanmasına ilişkin mali bir operasyon” ifadelerini kullanmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı örgütün mali ilişkileri, şirket ve dernek bağlantıları, suçtan elde edildiği değerlendirilen mal varlıkları ve bağlantılı kişi ve kuruluşların ortaya çıkarılması yönünden çok yönlü sürdürüyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamaları, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.