Gündem
12 Eylül zulmünü yeni anayasa bitirir
12 Eylül cuntacıları tarafından hazırlanan ve yıllar içerisinde yamalı bohçaya dönen 1982 Anayasası özgürlüklerin önünü tıkıyor. Başkanlık sisteminin dinamik ruhuna ayak uyduramayan, insan hakları, çoğulcu demokrasi ile kişisel özgürlüklerin önünü tıkayan darbe kalıntısı mevcut anayasanın handikapları, sivil ve demokratik bir anayasa olan acil ihtiyacı gözler önüne seriyor.
Buğra Kardan İstanbul
Küresel haydut Amerika’nın, “Bizim çocuklar” diyerek kutsadığı, ‘Bir sağdan ve bir soldan astık’ diyerek memleketin evlatlarını darağacında sallayan Kenan Evren Cuntasının gerçekleştirdiği kanlı 12 Eylül darbesi 46’ıncı yılında lânetle hatırlanırken, kirli izleri hâlâ duruyor. Darbecilerin silah zoruyla yönetime el koyduğu, hukukun ve demokrasinin rafa kaldırıldığı, siyasi partilerin kapatıldığı bir dönemde, 12 Eylül cuntacıları tarafından hazırlanan ve yıllar içerisinde yamalı bohçaya dönen 1982 Anayasası özgürlüklerin önünü tıkıyor. Başkanlık sisteminin dinamik ruhuna ayak uyduramayan, insan hakları, çoğulcu demokrasi ve kişisel özgürlüklerin önünü tıkayan ve parlamenter anlayışın varyantını üzerinde taşıyan darbe kalıntısı mevcut anayasanın handikapları, sivil ve demokratik bir anayasaya olan acil ihtiyacı gözler önüne seriyor.
VESAYET YIKILDI SIRA ANAYASADA
Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül 1980 askeri darbesini değerlendiren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın da sivil anayasanın vaktinin geldiğini vurgulayarak, şunları söyledi: “1980 darbesi 12 Eylül’de oldu, orada bir trajedi yaşandı ve bitti değil. O trajedi, devamında bütün ülkenin gelişmesini, insan hakları bakımından ilerleme kaydedilmesini, demokratik kurumsallaşmasının oluşmasını engelleyen bir hava yaptı. 1982 Anayasası’nı kurgulayanlar, devletin üzerindeki vesayet mekanizmasını sağlamlaştırmak için bu mekanizmayı kurdular. Vesayeti dağıttık, yıktık. Bu topluma özgürlüklerini ve haklarını garanti edecek, bu toplumun, bu ülkenin daha da gelişmesini sağlayacak sivil bir anayasayı en kısa süre içerisinde kazandırmayı planlıyoruz.” Hukukçular da “Terörsüz Türkiye için kalkan 467 el, yeni anayasayı da yapmaya muktedirdir” dediler.
12 EYLÜL’ÜN TÜM İZLERİ SİLİNMELİ
Akit’e konuşan Avukat Hasan İlter, şunları dile getirdi: “12 Eylül darbesi, her ne kadar darbeci generaller tarafından ‘Akıtılan kardeş kanını durdurup, bozulan kamu düzenini yeniden sağlamak’ bahanesiyle yapılmış olsa da asıl amaç Türk devletini ortadan kaldırmak ve milletini esaret altına alıp ülkemizi siyonist İsrail’in kucağına atma projesiydi. Darbeciler nihai amaçlarına ulaşabilmek için bir de anayasa hazırlayıp millete silah zoruyla kabul ettirdiler. Anayasa, yamalı bohçaya dönüşmüş ve ucube bir hâl almıştır. Artık küresel güç olma yolunda hızla ilerleyen ülkemizin yepyeni, insan hak ve özgürlüklerini öne çıkaran, inanç ve fikir hürriyetini yücelten, vatandaşlık kavramını yeniden ve kapsamlı bir şekilde düzenleyen, kapsayıcı, kucaklayıcı, iç barışı, kardeşliği pekiştirecek, cihanşümul bir anayasayı milletimizin önüne bir an evvel getirmek elzemdir. Ayrıca darbeci sefillerin sokaklara, caddelere, kışlalara, okullara, köylere, mahalle ve semtlere verdikleri isimler silinmeli.”
REFORMUN ÖNÜNDE ENGEL YOK
Akit’e konuşan Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı Avukat Mustafa Kuran da, şunları ifade etti: “Terörsüz Türkiye sürecinde önemli bir noktaya gelindi. O adımlardan en mühimi sivil anayasanın yapılmasıdır. 12 Eylül anayasasından hemen kurtulmak gerekir. Nihayetinde darbecilerin, vesayetçilerin hak ve hürriyetleri sınırlayan anayasasıyla ilerlemeye imkân olmadığı açık. İnanın, çok büyük bir fırsat yakalandı. Vesayetçilerin anayasasından kurtulmamak için neden yok. Çoğulcu, adil, demokratik anayasanın yazılmasının önünde mâni bulunmuyor. Meclis, yeni anayasayı yapabilir. Terörsüz Türkiye için kalkan eller ülkeye sivil anayasayı da armağan edebilir. Gruplarda büyük oranda böyle bir irade var.”
HAK VE HÜRRİYET TEMELLİ OLMALI
Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Ersin Orallı ise şunları söyledi: “Yeni bir anayasa, hak ve hürriyet temelli güçlü bir metnin vakti geldi. Meclis’te tarihi bir imkân karşımızdadır. 1982 Anayasası bir askeri darbenin üzerine konumlandırılmış ve otoritenin demokrasinin önünde olduğu bir metin olarak karşımıza çıkmıştır. Şu ana kadar 121 maddede fiilen değişiklik yapılmış ve bir noktadan sonra yamalı bohça hâline gelmiş bir metinle karşı karşıyayız. Bu dağınık metne uygun tasarlanmış kanunlar da haklı olarak birbirini bütünlemekten uzak duruyor. Tam bu noktada Türkiye, kuvvetlerin yumuşak ayrıldığı model ile sert ayrıldığı model arasında kendine özgü kuvvetli bir sistem devreye sokabilir. Parlamenter Model ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Modeli arasında bir sistem bu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisinde de birtakım reformlar şart olmuştur.