AKİT MENÜ

Ekonomi

ASO Başkanı Ardıç, Türk sanayicisi için küresel nükleer tedarik zinciri hedefini açıkladı

ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türk sanayicisini küresel nükleer tedarik zincirinde kalıcı konuma taşımayı hedeflediklerini açıkladı; ASO 2017'de NÜKSAK'ı kurdu.

Haber Merkezi

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, odanın düzenlediği 'Sanayide Dönüşüm, Yetkinlik ve Rekabetçilik: İkiz Dönüşümden Nükleer Tedarik Zincirine' panelinde Türk sanayicisi için nükleer alandaki hedefi açıkladı: "Hedefimiz, Türk sanayicisini ülkemizde kurulacak nükleer santrallere mal ve hizmet sunmanın ötesine taşıyarak, küresel nükleer tedarik zincirinde kalıcı bir konuma ulaştırmaktır."

Panelde Türk sanayisinin dönüşümü, yetkinliklerin geliştirilmesi ve küresel rekabet gücünün artırılması ele alındı. İkiz dönüşüm sürecinin sanayiye etkileri ile nükleer enerji alanında yerli sanayinin tedarik zincirine dahil edilmesine yönelik fırsatlar da değerlendirildi.

Ardıç konuşmasında, sanayide dönüşümün Türkiye'nin küresel üretim yarışındaki konumunu doğrudan etkilediğini söyledi. Rekabet şartlarının maliyet ve üretim kapasitesinin yanı sıra teknoloji, verimlilik, enerji güvenliği, karbon yoğunluğu, veri ve tedarik zinciri dayanıklılığını da kapsadığını belirtti.

Ankara'nın yüksek teknoloji ihracatı yüzde 13'ü aştı

Rekabet gücünün bir tarafını verimliliğin, diğer tarafını teknoloji düzeyinin oluşturduğunu anlatan Ardıç, şunları söyledi: "2026 yılının ilk yedi ayında yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayii ihracatımızdaki payı yüzde 3,7'de kalırken, ithalatımızdaki payı yüzde 12,1 oldu. Ankara'mızda ise yüksek teknolojili ürün ihracatımız yüzde 13'ü aşarak, Türkiye ortalamasının oldukça üzerine çıktı. Buna karşılık yüksek teknoloji ürün ithalatımız ise yüzde 21'ler düzeyinde gerçekleşti. Yani yüksek teknolojiyi sattığımızdan çok daha yoğun biçimde satın alıyoruz."

Teknoloji açığının Türkiye'nin rekabet gücü ve dış ticaret dengesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Ardıç, üretim gücü artırılırken sanayinin teknoloji düzeyinin ve oluşturduğu katma değerin de yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Yeşil ve dijital dönüşüm ile enerji ve sanayi politikalarının artık aynı rekabet stratejisinin birbirini tamamlayan unsurları haline geldiğini kaydetti.

SKDM 1 Ocak 2026'da mali yükümlülük dönemine geçti

Karbon düzenlemelerinin sanayicilerin rekabet şartlarını yeniden şekillendirdiğini dile getiren Ardıç, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülük dönemine geçtiğini, Türkiye'de de İklim Kanunu'nun ardından Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği'nin yayımlanmasıyla yeni bir döneme girildiğini anlattı. Ardıç'a göre karbon artık "yalnızca bacadan çıkan bir emisyon değil; bilançoya yansıyan bir maliyet, pazara girişte karşılaşılan bir kriter ve yatırım kararlarını etkileyen bir rekabet unsurudur". ASO'nun temel önceliklerinden birinin bu süreçte sanayicilere rehberlik etmek olduğunu söyledi.

Odanın hazırladığı 'Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Kapsamında Türkiye ve Ankara Analizi' raporuna değinen Ardıç, "2023 itibarıyla SKDM kapsamındaki ürünler, Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 8'ini, Ankara'nın ihracatının ise yaklaşık yüzde 7'sini oluşturuyor. Bu nedenle SKDM, Ankara sanayisinin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor" dedi. Başkent sanayisinin üretim yapısında ana metal ağırlığı azalırken, fabrikasyon metal ürünleri ile makine ve ekipman gibi mühendislik kabiliyetinin güçlü olduğu daha ileri işlenmiş ürünlerin ağırlığının arttığını, bu dönüşümün önemli bir hareket alanı sağladığını aktardı.

Finansmana erişimin zor olduğu ortamda dijitalleşme, enerji ve karbon azaltımı yatırımlarının sanayiciler için ciddi bir mali yük oluşturduğunu belirten Ardıç, yeşil dönüşümün doğru yönetilmesi halinde maliyetleri düşürerek firmalara ihracatta rekabet avantajı sağlayacağını ifade etti. Asıl hedefin karbonu ölçmekten azaltmaya, verimlilik ve katma değeri artırmaya geçmek olması gerektiğinin altını çizdi.

NÜKSAK'a Bakanlıktan ikinci kez destek

Nükleer enerjinin yalnızca elektrik üretimi olarak görülmemesi gerektiğini, bu alanın geniş bir sanayi ekosistemi oluşturduğunu söyleyen Ardıç, nükleer tedarik zincirine dahil olmayı sanayi açısından "bir üst lige çıkmak" olarak tanımladı. "Bu lige girmenin şartları ağırdır. Kalite, izlenebilirlik, belgelendirme, insan kaynağı ve üretim disiplini gerektirir" diyen Ardıç, bu standartları karşılayan bir firmanın yalnızca nükleer alanda yetkinlik kazanmakla kalmayacağını, savunma, havacılık, enerji ve ileri makine sanayilerinde küresel tedarik zincirlerine girme kapasitesini de yükselteceğini vurguladı.

ASO'nun bu potansiyeli görerek 2017'de Türkiye'nin ilk ve tek nükleer sanayi kümelenmesi NÜKSAK'ı kurduğunu hatırlatan Ardıç, kümelenme aracılığıyla firmaların uluslararası kalite ve belgelendirme standartlarına ulaşmasına, nükleer ekosistemi yakından tanımasına ve küresel tedarik zincirlerine erişmesine çalıştıklarını anlattı. NÜKSAK'ın Bakanlık tarafından ikinci kez desteklenmesini, çalışmaların devamlılığı ve firmaların nükleer tedarik zincirinde daha ileri seviyeye taşınması açısından önemli bulduğunu söyledi.

Ankara'da üretilen bir parçanın, ekipmanın veya geliştirilen bir mühendislik çözümünün Avrupa'dan Asya'ya dünyanın farklı coğrafyalarındaki projelerde kullanılmasını hedeflediklerini belirten Ardıç, "Gerçek yerlileşme, bir projede yerli ürün kullanmanın ötesinde, o ürünü geliştirme ve üretme yetkinliğini kalıcı hale getirerek dünya pazarlarına satabilmektir" dedi. Savunma ve havacılık sanayisinde yerli teknoloji geliştirmede ortaya çıkan başarının nükleer enerji teknolojilerine taşınmasını da önemli bulduğunu dile getiren Ardıç, TMRS Energy'nin küçük modüler reaktör teknolojilerine yönelik çalışmalarının, özel sektörün nükleer alanda teknoloji geliştiren ve özgün ürünler üreten bir aktör olabileceğini gösterdiğini söyledi.

Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan ise sanayide değişimin uzun süredir gündemde olduğunu, asıl dikkat edilmesi gerekenin değişimin hızındaki artış olduğunu söyledi. Sanayi devrimlerinin mekanizasyonla başlayıp seri üretim, dijitalleşme ve akıllı fabrikalara uzandığını anlatan Kalkan, teknolojik dönüşümün son yıllarda giderek hızlandığını belirtti.

Hızlı teknolojik gelişmeler karşısında Ankara'nın yüksek katma değerli üretim, teknoloji ve yenilikte önemli bir konuma sahip olduğunu ifade eden Kalkan, kenti savunma sanayisinin lokomotif şehirlerinden biri olarak nitelendirdi. Çalışan nüfusun yüzde 80'inden fazlasının özel sektör ve üretim ekonomisinde faaliyet gösterdiğini, Ankara'nın ülke ekonomisindeki payının son üç yılda yüzde 8,9'dan yüzde 10,5'e yükseldiğini söyleyen Kalkan, kentte 15 organize sanayi bölgesi ve 14 teknoloji geliştirme merkezi bulunduğunu kaydetti.

Yorumlara Git

Suriye lideri Şara bir kez daha vurguladı! ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan sayesinde oldu’

Daha da beter olun! Katiller ordusunda para krizi

AK Partili Gül’den önemli mesajlar! ‘Başkan Erdoğan aday olabilir’

Dev maçın tarihi belli oldu! Galatasaray-Fenerbahçe derbisine sürpriz saat

Masadaki o kuralı federal yargıç bakın nasıl yerle bir etti! ABD'de yabancı öğrenci ve basın mensuplarına vize yok