AKİT MENÜ

Eğitim

Öğrenim 4 yıldan 3 yıla inebilir! 'Üniversiteler kabuk değiştirmek zorunda'

Türkiye’de üniversite eğitiminin üç yıla indirilmesine yönelik tartışmalar sürerken, Doç. Dr. Can Ceylan yükseköğretim sistemindeki yapısal sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Haber Merkezi

Türkiye’de üniversite eğitiminin üç yıla indirilmesine yönelik tartışmalar sürerken, Doç. Dr. Can Ceylan yükseköğretim sistemindeki yapısal sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hazırlık sınıfları nedeniyle bazı bölümlerde fiilen beş yıla uzayan eğitim süresine dikkat çeken Ceylan, akademisyenler üzerindeki “yayın baskısı” ile üniversitelerin zamanla ticari kalkınma projelerine dönüşmesini eleştirdi. Yükseköğretimde değişimin kaçınılmaz olduğunu belirten Ceylan, üniversitelerin mevcut yapıyı korumakta direnmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını ifade etti.
Dünyadaki yükseköğretim trendleri ve Türkiye’deki güncel akademik kriz, üniversitelerin mevcut yapısıyla yola devam edemeyeceğini net bir şekilde gösteriyor.

Doç. Dr. Can Ceylan’ın Yeni Birlik gazetesindeki yazısı, yükseköğretimdeki süre ve nitelik tartışmalarına önemli bir boyut kazandırıyor. Yükseköğretimde sürenin üç yıla indirilmesi tartışması sadece takvimsel bir düzenleme değil, sistemin kronikleşmiş sorunlarını masaya yatırmak için zorunlu bir fırsattır.

 

Avrupa’da Bologna Süreci kapsamında üç yıllık lisans modelleri uzun süredir başarıyla uygulanırken, Türkiye’de yabancı dil öğretimindeki metodolojik aksaklıklar sebebiyle sisteme eklenen hazırlık sınıfları eğitimi gayriresmî olarak beş yıla çıkarıyor. Genç nüfusun iş gücüne katılımını geciktiren ve harcanan zaman ile kaynağın verimliliğini sorgulatan bu durum, müfredatların hantal ve gereksiz içeriklerden arındırılarak daha dinamik bir yapıya kavuşturulmasını kaçınılmaz kılıyor.

Ceylan’ın temas ettiği bir diğer yakıcı mesele ise akademisyenin asli görevinden koparılmasıdır.

Anglo-Sakson sisteminden ithal edilen "yayın yap ya da yok ol" baskısı, akademisyenleri amfiden ve öğrenci yetiştirme sorumluluğundan uzaklaştırarak atama ve yükselme kriterlerini karşılamaya mahkûm ediyor. Niceliğin niteliğe galip geldiği bu tablo, sırf puan toplamak için üretilen yayın enflasyonuna yol açarken, amfilerde nitelikli ders içeriği ve akademisyen rehberliği eksikliğini derinleştiriyor.

 

Öte yandan, "her ile bir üniversite" yaklaşımı yükseköğretimi bir eğitim yatırımı olmaktan çıkarıp illerin ekonomik girdisini sağlayan bölgesel birer kalkınma aparatına dönüştürdü. Anadolu’daki pek çok şehirde üniversiteler, bilimsel ve sınai üretime katkı sunmaktan ziyâde yerel esnaf ve gayrimenkul piyasası için bir can suyu hâline getirildi. Ancak 2026 tercih sonuçlarının da işaret ettiği üzere, özellikle İstanbul’daki vakıf üniversitelerinde baş gösteren boş kontenjanlar ve mali krizler, bu hantal modelin sürdürülebilirlik sınırını çoktan aştığını kanıtlıyor.

Gündelik yaşamın ve toplumsal ihtiyaçların hızla dönüştüğü bir zaman diliminde, üniversitelerin onlarca yıllık yapılarında ısrar etmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Üniversite eğitiminin üç yıla indirilmesi, akademinin yeniden nitelik, özgün araştırma ve gerçek anlamda yetkinlik odaklı bir anlayışla yapılanması için ertelenemez bir adımdır.

Yorumlara Git

Son seçim anketinde çarpıcı sonuç! Aradaki fark tam 15 puana çıktı

Saldırıyı Husiler mi düzenledi? Yemen’de pazarda büyük patlama!

İran Meclis Başkanı Kalibaf’dan rest: Trump gücünü bize dayatamaz

İsveçli vatandaş satır satır ifşa etti! 1800’lü yıllardan kalma İncil’de Filistin var, İşgalci İsrail yok

İşgalci İsrail lobisi ayağa kalktı: Soykırımı eleştiren Eralp’e siyonist kampanya