Gündem
İnançla hayata anlam kazandırmak için yaratılış kongresi! Bilimi ateizmin istismarından kurtarmak
Batı dünyasında materyalist ve pozitivist eğitim anlayışının hâkim olduğu bir dönemde, bilimin yaratılış gerçeğiyle birlikte ele alınması gerektiğini savunan ilim adamları çalışmalarını sürdürüyor. Yaratıcının adını anmadan O’nun eserlerini anlamanın mümkün olmadığını ifade eden Türkiye’deki inançlı bilim adamlarının bir araya geldiği Uluslararası Bilimlerin Işığında Yaratılış Kongresi, bu yıl 1-2 Ekim 2026 tarihlerinde Trabzon’da 10’uncu defa düzenlenecek.
Ali Erkan Kavaklı
Batı dünyasında materyalist ve pozitivist eğitim anlayışının hâkim olduğu bir dönemde, bilimin yaratılış gerçeğiyle birlikte ele alınması gerektiğini savunan ilim adamları çalışmalarını sürdürüyor. Yaratıcının adını anmadan O’nun eserlerini anlamanın mümkün olmadığını ifade eden Türkiye’deki inançlı bilim adamlarının bir araya geldiği Uluslararası Bilimlerin Işığında Yaratılış Kongresi, bu yıl 1-2 Ekim 2026 tarihlerinde Trabzon’da 10’uncu kez düzenlenecek.
Bilim ile yaratılış arasındaki ilişkiyi farklı bilim dallarının verileri ışığında ele alan kongre, Bilimler Işığında Yaratılış Derneği koordinasyonunda gerçekleştirilecek. Kongrede; yaratılış gerçeği, bilimsel bulgular, eğitim anlayışı ve bilimin varlık karşısındaki konumu farklı yönleriyle değerlendirilecek. Bu vesileyle, 1-2 Ekim tarihlerinde Trabzon’da gerçekleştirilecek 10. Bilimlerin Işığında Yaratılış Kongresini ve kongrenin temel yaklaşımını, çalışmaların geçmişini ve bilim-yaratılış ilişkisine bakışlarını Prof. Dr. Âdem Tatlı ile konuştuk.
Sayın hocam, Bilimler ışığında yaratılış kongresi onuncu defa yapılıyor. Kongrenin amacı nedir?
Avrupa’da yıllarca din-bilim çatışması devam etmiş, nihayet 1789 Fransız ihtilali ile kilisenin hâkimiyeti sona ermiş, on dokuzuncu yüzyıldan itibaren tamamen ateizme dayalı bir bilim anlayışı bütün dünyada hâkim kılınmıştır. Böyle ateizme dayalı seküler bir eğitimle insan hayatının manevî, ahlâkî ve metafizik yönü eğitimin dışında bırakıldığı için insanlar mutluluk, huzur ve anlam arayışına itilmiştir. Nitekim psikiyatrist Viktor Frankl, bu çağın temel krizini “anlam boşluğu” olarak tanımlar.
Toplumun huzur ve refahı, büyük oranda fertlerin huzur ve mutluluğuna bağlıdır. Bunun için şahısların his ve duygularına, dünya ve ahiret beklentilerine cevap veren bir eğitimin olması zaruridir.
Kadim kültürümüzde din ve bilim ayırımı yoktur. Kur’an’da yaklaşık yedi yüz kadar ayet doğa olaylarını düşünmeye teşvik etmektedir. Bu yaklaşım Müslüman bilim insanlarını astronomi, matematik, tıp, fizik ve biyoloji alanlarında önemli çalışmalar yapmaya yöneltmiştir.
Bütün isyanlar ve inkârlar, nimette onu vereni görememekten kaynaklanır, bunun çaresi de eğitimin manayı harfiyle yani tevhid diliyle bilim ve inancın birleştirilerek bütüncül bir anlayışla ele alınmasıdır. Kongrenin temel amacı budur.
Müfredat programları tevhidi bakış açısıyla yazılabilir mi?
Kâinat bir laboratuvardır. Bilimlerin konusu varlıkların incelenmesidir. İnsan kâinat kitabını okumak üzere gönderilmiştir. Önemli olan kitabı doğru okumaktır. Müfredatlarda bilim ya da kâinat okuryazarlığı dersi var diye biliyorum. Zaten bilimlerin konusu kâinat kitabını okutmak değil midir?
Şimdi ben biyoloji öğretmeni olarak sınıfa girdim. Siz de fizik veya kimyaya din dersi hocası olarak girdiniz. Benim elimde elma, sizin elinizde atom veya moleküller, din dersi hocamızın elinde de kâinat kitabının tamamı var. Sınıf 30 kişi. Sınıfı beşerli altı gruba ayıralım. Elmayı da masanın üstüne koyalım. Sorum şu: Bu elmada Allah’ın hangi isimleri tecelli ediyor? On dakika süre.
Süre sonunda öğrenciler muhtemelen Allah’ın Rezzak ve Kadir gibi birkaç ismini okuyabileceklerdir. Siz birkaç isim daha eklersiniz. Meyve şekliyle Mukaddir ve Adl isimlerine, rengi ve kabuğunun latif ve ince oluşuyla Musavvir ismine, çekirdeğinde genetik yapının teşekkülüyle Hafîz ismine, çekirdek halinden meyve haline gelinceye kadar geçirdiği safhalar Mürebbi ismine, bilerek yapmasıyla Âlim isminin tecellisine birer aynadır.
Meyve ile kâinatta düzen ile ilişkilidir. Çekirdeğin çimlenmesi için bahar gelmeli, bunun için Dünya, Güneş’in etrafında dönmeli, yerkürenin yörüngesi 23.5 derece eğimli olmalı. Bu sistemin ayakta durabilmesi için Samanyolu galaksisine, o galaksinin dengede kalabilmesi için diğer galaksilere, kısacası bütün kâinatın bu şekilde ayakta tutulması gerekir. Demek ki çekirdeği yaratan kim ise kâinatı ayakta tutan odur.
Türkiye’deki elma ile Fransa ve Amerika’daki elma arasında fark yok. Bizdeki tavuklar nasıl yumurta yapıyorsa Almanya’daki tavuklar da öyle yapıyor. Bütün kâinatı kuşatan bir sistem var. Güneşi yapan ile elmayı yaratan aynı kudrettir. Bütün varlıklar Yaratıcı’nın bir olduğunu gösterir.
Öğrencilere farkındalık ödevi olarak birisine inek, diğerine sinek, bir başkasına ağaç verilebilir.
Yeri gelmişken farkındalıkla ilgili bir hatıramı da nakletmek isterim. 1986 yılı. Erzurum’da biyoloji son sınıf öğrencilerime TÜRKİYE BİTKİ ÖRTÜSÜ dersinde günü birlik 20 km. mesafedeki Hasankale ilçesinden gelip giden dört öğrencime, dört senedir gelip gittikleri yol kenarında ne gibi bitki örtüsü olduğunu sorduğumda birbirlerine baktılar ve hiç o gözle çevreye bakmadıklarını ve nasıl bir bitki örtüsü olduğunu bilmediklerini söylediler.
Gençlerin mutlaka iyi bir farkındalık elde etmeleri için gayret edilmelidir. Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi, sütün içinde beyaz kılı fark edecek kadar ince ve hassas duygularla çevresini tanıyan ve tartan gençler yetiştirmeliyiz.
Allah’ın isimlerinin bilinmesi de yeterli değildir. Her ismin azami mertebede tecellilerinin bilinmesine ihtiyaç vardır. Mesela bir kimse Rezzak ismine kendi rızkını veren bir yaratıcı olarak Allah’ı tanıması ile bu ismin azami mertebede tecellisiyle Allah’ı tanıması arasında çok fark vardır. Bir günde bir insan üç öğün yemek yer. Bütün insanların Rezzaki cihetiyle bakınca yedi milyar insanın üç öğün yemeğinin sahibi, ayrıca Hz. Âdem’den kıyamete kadar bütün insanların, bütün bitkilerin, bütün hayvanların Rezzakı. Cennette de bütün varlıkların Rezzakı cihetiyle bakınca bütün bunları tesadüfle ve tabiatla açıklamak mümkün değildir. Her ismin azami mertebede tecellisini bilen kimseyi şeytanlar aldatamaz.
Mana-yı harfi ile değişik seviyelerde eğitim kitapları hazırlanmaktadır
Bu çalışmaların bilime ve toplumumuza kazandırdıkları hakkında ne söylemek istersiniz?
Kongreler topluma; eleştiriye dayalı düşünmeyi, karşılaştırmalı değerlendirmeyi, delile dayalı tartışmayı, bilimsel yöntem ile felsefi yorum arasındaki farkı ayırt etme kabiliyetini kazandırmıştır.
Yakın zamana kadar canlıların ortak ataya dayalı, silsile halinde birbirinden tabiatın eseri veya tesadüfen meydana geldiği görüşüne dayanan Evrim Teorisi kanun şeklinde takdim ediliyordu. Aleyhinde görüş beyan etmek mümkün değildi. Bu tabunun yanlış olduğu kongreler tarafından aydınlatıldı, bu konudaki kavram kargaşasının bilimsel zemine oturtulması sağlandı, bu teorinin de kongre tarafından bir görüş seviyesinde değerlendirileceği beyan edildi.
Kongrelerde yapılan halka açık konferanslar ve internet üzerinden yayınlanan videolar, bilimsel kavramların toplum tarafından daha anlaşılır hâle gelmesine katkı sağladı. Mesela; DNA’nın bilgi yapısı, hücre içi moleküler makineler, evrenin ince ayarı, canlılardaki biyolojik komplekslik gibi konular sade bir dille anlatıldı, bilimsel farkındalık sağlandı.
İnternet ortamında Yaratıcı ve yaratılış gibi konularda binlerce sayfa kongre bildirileri hizmete sunuldu. Eğitimin hemen her seviyesinde milyonlarca okuyucuya ulaşan yaratılışla ilgili çeşitli videolar hazırlandı.
Mana-yı harfi ile değişik seviyelerde eğitim kitapları hazırlanmaktadır.
Mana-yı harfi konusunu açabilir misiniz?
Mana-yı harfi ile kâinata bakmak demek, onlara Allah’ın eseri olarak bakmak demektir. Mana-yı ismi ile bakmak ise Allah’ı devreden çıkarıp, varlıkları tabiat ve tesadüfün eseri olarak değerlendirmektir.
İsterseniz bu iki görüşü bir elma ile mukayese edelim.
Bir elmanın teşekkülü, seküler bilim perspektifinden şu şekilde ifade edilebilir:
1- Gözlem. Elma ağacında belirli mevsimde çiçekler açar, döllenmeden sonra bu çiçeklerden meyve meydana gelir.
2-Bilimsel veri. Çiçeğin çanak yaprak, taç yaprak, erkek ve dişi organlardan oluşur; polenleşme ve döllenme gerçekleşir, döllenme sonrasında tohum ve meyve teşekkülü tespit edilir.
3- Bilimsel açıklama: Çiçekten meyveye geçiş; polenleşme, döllenme, embriyo gelişimi, hücre çoğalması ve farklılaşması gibi olaylar biyolojik süreçlerdir.
Bir elmanın teşekkülü, yaratılış bilimi ve bilim felsefesi perspektifinden de şu şekilde ifade edilebilir:
Seküler bilimdeki üç safha burada da aynen geçerlidir. Fark, bundan sonra başlamaktadır.
4- Felsefî sorgulama
Neden canlı sistemlerinde bu derece düzenli ve birbirine bağlı süreçler vardır? Bu düzenin nihaî anlamı veya kaynağı hakkında ne söylenebilir?
5- Metafizik yorum
Düzen, uyum, bilgi ve amaçlılık gözlendiğine göre; varlığın arkasında kudreti sonsuz bir düzenleyici ve bilinçli bir Yaratıcı bulunmaktadır.
6- Dinî anlamlandırma
Elma çiçeğinin ve meyvesinin oluşumundaki düzen, Allah’ın ilim, kudret, hikmet ve sanatının bir tecellisidir. Elma yalnızca biyolojik bir nesne değil, ‘kâinat kitabı’nın bir sayfasıdır.
Bu yıl onuncu kongre yapılacak. Kongreler bilim dünyasına ne kazandırdı?
Kongreler sayesinde bilim âleminde din-bilim birlikteliği fark edildi. Yaratılış laboratuvara giremez diyenler, hatalarını anladılar. Bilimle din arasında çatışma olduğu algısı büyük oranda kırıldı. Her kongre, dinle bilim birlikteliğine büyük katkı sağladı.
Kongreler, bilimi ateizmin elinden büyük oranda kurtardı. Yakın zamanda taşlar yerine oturacak ve bilimlerin Allah’ın eseri olan kâinat kitabını tefsir ettiği bilimsel olarak kabul edilecektir.