AKİT MENÜ

Dünya

Dikkat çeken hazırlık! NATO bunu neden test etti?

Avrupa’da son dönemde artan güvenlik endişeleri, NATO’nun Kuzey Denizi’ne yönelik dikkat çeken bir adım atmasına neden oldu. Bölgede yaşanan hareketlilik, ittifakın farklı senaryolara karşı hazırlıklarını yeniden gündeme taşırken, NATO’nun aynı anda birden fazla ihtimali değerlendirdiği belirtildi.

Haber Merkezi

Avrupa’da son dönemde artan güvenlik endişeleri, NATO’nun Kuzey Denizi’ne yönelik dikkat çeken bir adım atmasına neden oldu. Bölgede yaşanan hareketlilik, ittifakın farklı senaryolara karşı hazırlıklarını yeniden gündeme taşırken, NATO’nun aynı anda birden fazla ihtimali değerlendirdiği belirtildi.

Kuzey Denizi’ne yönelik hamlenin arka planında hangi gelişmelerin bulunduğu ve NATO’nun neden özellikle bu bölgeye odaklandığı merak konusu oldu. Atılan adım, Avrupa’nın güvenlik gündeminde yeni bir tablo ortaya çıkarırken, gelişmeler yakından takip ediliyor.

Avrupa’nın çevresindeki güvenlik dengesi giderek daha kırılgan hale gelirken, NATO bu kez savaş ihtimalini karargâhlarda değil, Kuzey Denizi’nin sert sularında test etti.

İskoçya açıklarında ilerleyen NATO savaş gemilerinde sirenler çalmaya başladığında mürettebat bir anda savaş istasyonlarına geçti. Zırhlarını kuşanan denizciler, hava savunma merkezlerine ve silah sistemlerine yöneldi. Birkaç dakika içinde rutin bir deniz görevi, füze ve savaş uçağı saldırısı altında kalan bir konvoya dönüştü. Ancak bu kez ateşlenen füzeler gerçek değildi.

İngiltere öncülüğünde gerçekleştirilen ve NATO ülkelerinden yaklaşık 1300 personelin katıldığı ‘Strike Warrior Tatbikatı’nda ittifak, Avrupa’nın önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği en zor senaryolardan bazılarını aynı anda test etti ve ilginç anlar yaşandı.

Ancak tatbikatta yaşananlara geçmeden önce, NATO’nun neden böyle kapsamlı bir hazırlığa ihtiyaç duyduğuna ve bu adımın Avrupa’nın güvenlik dengeleri açısından ne anlama geldiğine bakalım...

 

NATO’NUN KAPSAMLI HAZIRLIĞI NE ANLAMA GELİYOR?

Tatbikatın kapsamı, NATO’nun olası bir krize artık yalnızca klasik savaş senaryoları üzerinden hazırlanmadığını gösteriyor. Hava saldırılarından denizaltı tehditlerine, kritik altyapıların korunmasından enerji ve iletişim hatlarına kadar farklı risklerin aynı anda ele alınması, ittifakın güvenlik anlayışındaki dönüşümü de gündeme getiriyor.

İstanbul Aydın Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde görev yapan ve Rus dış politikası üzerine çalışmaları bulunan Dr. Öğretim Üyesi Murat Jane’e göre ise tatbikat önemli mesajlar içeriyor.

Jane, “NATO’nun Strike Warrior gibi tatbikatlarda hava saldırıları, denizaltı tehdidi ve kritik altyapıların korunması gibi farklı senaryoları aynı anda ele alması, NATO-Rusya arasındaki mevcut gerilimi artırabilecek bir unsur olarak değerlendirilebilir. Ancak tek başına bu tatbikatı bir savaş habercisi ya da savaşın doğrudan nedeni olarak görmek iddialı olur. Burada asıl dikkat çekici nokta, NATO’nun olası krizleri artık yalnızca cephedeki askerî hareketlilik üzerinden değerlendirmemesi. Hava, füze ve denizaltı tehditlerinin yanı sıra enerji ve nakil hatlarının, iletişim altyapısının, gemi operasyonlarının ve siyasi karar alma süreçlerinin aynı güvenlik tablosunun parçaları olarak ele alındığını görüyoruz” dedi.

 

“ÇATIŞMA ARTIK YALNIZCA KARA SAVAŞI ÜZERİNDEN OKUNAMAZ”

NATO ile Rusya arasındaki olası bir çatışmanın artık yalnızca kara savaşına indirgenemeyeceğini ifade eden Murat Jane, savaş ve güvenlik anlayışının çok daha geniş bir alana yayıldığını söyledi:

“Bugün NATO-Rusya arasındaki güç mücadelesini yalnızca bir kara savaşı beklentisi üzerinden okumak yeterli değil. Kriz; denizde başlayıp hava savunmasını, enerji hatlarını, iletişim altyapısını ve siyasi karar alma mekanizmalarını aynı anda etkileyebilecek çok boyutlu bir yapıya dönüşebilir. Dolayısıyla bu tatbikatlar, NATO’nun farklı tehditlerin eş zamanlı ortaya çıktığı bir kriz ortamında ne kadar hızlı karar alabileceğini, hangi kapasitelere sahip olduğunu ve buna nasıl bir askerî ve siyasi karşılık verebileceğini test etmesi açısından önem taşıyor.”

 

TATBİKATIN COĞRAFYASI DA MESAJ VERİYOR

Murat Jane, tatbikatın gerçekleştirildiği coğrafyanın da bu açıdan dikkat çekici olduğunu belirtti. Kuzey Atlantik’in Avrupa ile Kuzey Amerika arasındaki askerî takviyenin güzergâhlarından biri olduğunu hatırlatan Jane, Baltık Denizi, Karadeniz, Polonya’nın doğu sınırı ve Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sürdüğü bölgenin NATO’nun Rusya ile yaşadığı gerilim alanlarının merkezinde veya bu bölgelere yakın konumda bulunduğunu ifade ederek şu yorumda bulundu:

“Tatbikatın nerede gerçekleştirildiği son derece önemli. Kuzey Atlantik, Avrupa ile Kuzey Amerika arasındaki askerî takviyenin geçtiği stratejik bir güzergâh. Bunun yanında Baltık Denizi, Karadeniz, Polonya’nın doğu sınırı ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yaşandığı coğrafya, NATO’nun Rusya ile yaşadığı gerilimlerin merkezinde veya bu gerilim alanlarına oldukça yakın bölgeler. Bu nedenle tatbikatı, farklı krizlerin ve tehditlerin aynı anda tırmandığı bir ortamda NATO’nun nasıl karar alabileceğini, kapasitesini nasıl kullanabileceğini ve ne tür bir aksiyon geliştirebileceğini ölçmeye yönelik bir hazırlık olarak değerlendirmek mümkün.”

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın da bu hazırlıkların arka planındaki önemli unsurlardan biri olduğunu belirten Jane, savaşta kullanılan yöntemlerin NATO’nun tehdit algısına doğrudan yansıdığını söyledi:

“Rusya-Ukrayna Savaşı hâlâ devam ediyor ve çatışmaların şiddeti de sürüyor. Füze ve drone saldırılarının yanı sıra elektronik savaş, kritik altyapılara yönelik saldırılar ve farklı hibrit savaş teknikleri aynı anda kullanılabiliyor. Savaşın bu çok boyutlu yapısı, NATO-Rusya ilişkilerindeki tehdit algılamasını da doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla NATO’nun bugün yaptığı hazırlıkları yalnızca klasik askerî çatışma senaryoları üzerinden değil, hava, deniz, siber alan, enerji, iletişim ve kritik altyapıların birlikte hedef alınabileceği çok katmanlı bir güvenlik ortamına hazırlık olarak okumak gerekiyor.”

 

PEKİ TATBİKATTA NELER OLDU?

Uzman ismin dikkat çektiği bu çok boyutlu güvenlik tablosu, tatbikat sırasında uygulanan senaryolarda da kendisini gösterdi. NATO birlikleri, yalnızca savaş gemilerinin çatışmaya girdiği klasik bir deniz harbi senaryosu yerine, ikmal yapan gemilerin saldırı altında kalmasından hava savunmasına, gemiye düzenlenen baskından denizaltı avına kadar çok sayıda farklı durumu aynı tatbikatta test etti.

 

YAKIT İKMALİ SIRASINDA ALARM!

Tatbikatın en çarpıcı anlarından biri, Alman ikmal gemisi FGS Berlin’in iki NATO fırkateynine yakıt ikmali yaptığı sırada yaşandı. The Telegraph’ta yer alan haberde gemiler birbirlerine son derece yakın seyrediyordu. Berlin’in yakıt hortumlarından binlerce galon yakıt Portekiz ve Kanada fırkateynlerine aktarılıyordu. Bu sırada hava saldırısı alarmı verildi.

Senaryo gereği savaş uçakları NATO gemilerine doğru yöneldi. Denizde yakıt ikmali yapan gemiler için en savunmasız anlardan biri başlamıştı. Gemiler birbirlerine bağlı olduğu için manevra kabiliyetleri sınırlanırken, aynı zamanda yanıcı yakıt taşıyorlardı. Şiddetli yağmurun altında mürettebat savaş istasyonlarına koştu. Tam bu sırada Hollanda fırkateyni Van Amstel devreye girdi. Görevi, saldırıya uğrayan NATO gemilerinin hava savunmasını desteklemek ve konvoyun imha edilmesini engellemekti.

Yorumlara Git

Aynı iddia iki farklı refleks! Kişisel verilerin gizliliği diyen yok! Murat Alan yazdı

Dikkat çeken hazırlık! NATO bunu neden test etti?

İmamoğlu davasında 8 milyon dolarlık çarpıcı beyan: “Çaresizlikten verdik”

Almanya’dan AB’ye dikkat çeken çağrı: “Türkiye’ye ihtiyacımız var”

Katz’tan sınır tanımayan suikast tehdidi! “Yurt dışındakiler de hedefte”