AKİT MENÜ

Gündem

Güllü'nün ölümü davası 1 Ekim'de başlıyor, kızına ağırlaştırılmış müebbet istendi

Şarkıcı Güllü'nün ölümüne ilişkin dava 1 Ekim'de Yalova'da başlıyor; iddianamede kızı Tuğyan Ülkem Gülter için ağırlaştırılmış müebbet hapis talep edildi.

Haber Merkezi

'Güllü' adıyla tanınan şarkıcı Gül Tut'un (52) ölümüne ilişkin dava, 1 Ekim Perşembe günü Yalova 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlıyor. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11 ay süren soruşturması sonunda hazırlanan iddianamede, şarkıcının kızı Tuğyan Ülkem Gülter (28) için 'tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, olay sırasında odada bulunan arkadaşı Sultan Nur Ulu (25) için ise 'yalan tanıklık' suçundan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Gül Tut, 26 Eylül 2025'te Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi'ndeki 6 katlı binadaki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetti. İddianamede şarkıcının kızı Tuğyan'a ait odanın penceresinden düştüğü, 18 metre yükseklikten beton zemine çarptığı, kafatası ve omur kırıkları ile çok sayıda iç organ ve büyük damar yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu hayatını kaybettiği kaydedildi. Otopsinin ardından İstanbul'da toprağa verilen Güllü'nün kanında 3.53 promil alkol tespit edildi; toksikoloji incelemesinde kullanılan ilaçların toksik seviyede olmadığı ve zehirlenerek öldürüldüğüne ilişkin tıbbi delil bulunmadığı belirtildi.

Soruşturma sürecinde alınan üç ifadesinde de farklı anlatımlarda bulunan Gülter, 'kasten öldürme' suçlamasıyla tutuklandı. Ulu hakkında verilen ev hapsi kararı ise daha sonra kaldırıldı.

Savcılık: 'Malkata' şarkısı Güllü'yü odaya getirmek için açıldı

İddianameye göre Gülter, olay gecesi Ulu'dan annesinin çok sevdiği 'Malkata' isimli roman havasını açmasını istedi; şarkı, Güllü banyodan çıktığı sırada cep telefonundan başlatıldı. Müziği duyan şarkıcının kızının odasına geldiği, odadakilerle birlikte müziğe eşlik ettiği ve bir süre roman havası oynadığı kaydedildi. Savcılık, şarkının özellikle Gül Tut'u olayın meydana geldiği odaya getirmek amacıyla açıldığını ve bunun tasarlanan eylemin bir parçası olduğunu belirtti.

Bilirkişi raporunda düşmeden hemen önce 'Hadi görüşürüz' sesi

Olay anına ait kamera ses kayıtlarını inceleyen İstanbul Teknik Üniversitesi'nin bilirkişi raporunda, düşmenin hemen öncesinde genç bir kadın sesinin alaycı ve neşeli bir tonla 'Hadi görüşürüz' dediğinin değerlendirildiği aktarıldı. Savcılık, bu sözün Gülter'e ait olduğu kanaatine vardı. İddianamede, Gülter'in bu sözlerin hemen ardından annesini kalça altından iki eliyle kavrayıp ayaklarını yerden keserek pencereden aşağı attığı öne sürüldü.

Ulu'nun soruşturmanın ilk aşamalarında Gül Tut'un alkollü olduğunu ve pencereden düştüğünü söylediği, sonraki ifadesinde ise Gülter'in annesini kalça altından kavrayarak aşağı attığını anlattığı belirtildi. Ulu, savcılık ifadesi sırasında olay anını uygulamalı olarak canlandırdı; bu görüntüler dava dosyasına girdi. Ulu ifadesinde ayrıca, Güllü'nün düşmesinin ardından Gülter'in 'Koş' diye bağırarak aşağıya doğru gittiğini, kendisinin de peşinden gittiğini söyledi. Tanığın avukatıyla yaptığı kayda alınmış telefon görüşmesinde, Gülter'in yaptıklarının bedelini ödemek istemediğini ve savcılığa giderek gerçekleri anlatacağını söylediği tespit edildi; savcılık bu kaydın sonraki ifadeyi desteklediğini değerlendirdi.

İddianamede 'Gebersin' ve 'Bu kadın ölsün' mesajları

İddianamede, Gülter'in olaydan aylar önce annesinin ölmesini istediğini gösterdiği ileri sürülen çok sayıda mesaj ve tanık anlatımı yer aldı. Üç tanık, Gülter'in kendilerine annesini 'bir gün camdan atıp öldüreceğini' söylediğini iddia etti; bir tanık da annesi veya kendisinden birinin öleceği yönünde sözler sarf ettiğini anlattı. Eski sevgilisi K.E. ile yakınlarına gönderdiği mesajlarda 'Bıktım bu annemden', 'Gebersin', 'Bu kadın ölsün', 'Ölmüyor, ne zaman?' ve 'Ona büyük bir şey yapacağım' ifadelerini kullandığı belirtildi. Olaydan yaklaşık 2 ay önce K.E.'ye gönderdiği 'Annem birazdan kendini atıyor' mesajı ise savcılık tarafından zihinsel hazırlık sürecinin göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.

İlk darbe sesinden sonra yaklaşık 7 saniye tepki duyulmadı

Evdeki kameraların ham kayıtlarında, Gül Tut yere düşmeden önce kısa aralıklarla 3 farklı çarpma ve darbe sesi tespit edildi. Bilirkişi değerlendirmesine göre ikinci ve üçüncü ses arasındaki yaklaşık 1,9 saniyelik süre, şarkıcının pencereden çıkışı ile beton zemine çarpması arasında geçen süreyle büyük ölçüde örtüştü. Gül Tut'a yaklaşık bir metre mesafede bulunan Gülter ve Ulu'dan, ilk darbe sesinin ardından yaklaşık 7 saniye boyunca herhangi bir bağırma veya kurtarma refleksi duyulmadığı aktarıldı. Savcılık, bunun iki ismin düşmeyi gördüğüne ve olayın anlatıldığı gibi ani bir kaza olmadığına işaret ettiğini kaydetti.

Odanın zemininden alınan numunelerde kayganlaştırıcı bir maddeye rastlanmadı. Gül Tut'un tıbbi kayıtlarında intihar düşüncesine ilişkin bulgu bulunmadığı, şarkıcının yükseklik korkusu olduğunun birçok tanık tarafından anlatıldığı ifade edildi. Bilirkişi heyeti, şarkıcının vücut yapısı ve pencerenin yüksekliği dikkate alındığında geriye doğru düşmesi için dışarıdan bir kuvvet veya temas bulunmasının kaza ihtimalinden daha mümkün olduğu yönünde görüş bildirdi. Adli Tıp Kurumu ise düşmenin intihar, kaza veya başka bir kişinin etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tıbben ayırt edilemeyeceğini, olayın adli soruşturmayla aydınlatılması gerektiğini kaydetti.

Mesajları sildirmek istediği ve tanığı tehdit ettiği iddiası

İddianameye göre Gülter, olaydan sonra K.E.'den telefon ekranını paylaşmasını ve aralarındaki mesajları silmesini istedi; katıldığı canlı yayında susması, olay gecesinden söz etmemesi ve annesiyle ilişkisinin iyi olduğunu söylemesi için K.E.'ye baskı yaptı. Savcılık ayrıca Gülter'in, olayın tek görgü tanığı konumundaki Ulu'yu sürekli yanında tutmaya çalıştığını, başka biriyle buluştuğu sırada takip ettiğini ve gerçekleri anlatmaması için tehdit ettiğini kaydetti. İkilinin olaydan sonra İstanbul'da kaldıkları otelde yurt dışına nasıl çıkabilecekleri konusunda bir kişiyle yaptıkları telefon görüşmesinde, Ulu'ya tehdit edilip edilmediği sorulunca Gülter'in araya girerek 'Tabii ki ediyorum. Birgün beni yalnız bırakırsa hakkımı helal etmem' dediği belirtildi.

Gülter'in olayın ardından telefon değiştirdiği, cihazını fabrika ayarlarına döndürdüğü ve bazı mesajların silinmesini istediği de iddianamede destekleyici deliller arasında gösterildi. Dijital materyallerinde 'Kokain saçta ne zaman çıkar?' ve 'Saçta metamfetamin çıkar mı?' gibi internet aramaları yaptığı, 'Çözülmemiş davalar, seri katil davası, dedektif oyunu, suçluyu bulma' isimli bir kutu oyununu internet üzerinden incelediği tespit edildi. Tuğyan ve Sultan'dan alınan saç örneklerinde ise uyuşturucu veya uyarıcı madde tespit edilmedi; üzerlerinde, evlerinde ve eşyalarında yapılan aramalarda suç unsuruna rastlanmadı.

Olay gecesine ait yeni güvenlik kamerası görüntülerinde, Güllü'nün düşmesinin ardından bina girişinde polis ekipleriyle konuşan Gülter'in panik yaşadığı ve ekiplere 'Annem neden öyle söylüyor, annem iyi mi?' dediği görüldü. Başsavcılık, mesaj kayıtlarını, tanık anlatımlarını, ses çözümlerini, bilirkişi raporlarını ve olay sonrasındaki davranışları birlikte değerlendirerek Gülter'in annesini önceden tasarlayarak öldürdüğünü kaydetti; tutuklu sanık, 1 Ekim'deki ilk duruşmada hakim karşısına çıkacak.

Yorumlara Git

Mehmetçik, artık yeni nesil yerli tabanca kullanacak

Katılımevim ve Birevim’de sıcak gelişmeler! Emlak Katılım bankasından bir hamle daha

Nedim Şener: Rezalete bak! Rüşvetçi yolsuz Ekrem İmamoğlu, Fatma Betül Sayan’ı eleştirmiş!

1317 işgalci siyonistten şafak baskını! Mescid-i Aksa’da şarkı söyleyip dans ettiler!

Duruşmaya 1 gün kala Güllü’nün kızı ile konuşması ortaya çıktı: En çok seni kıskanıyorum!