AKİT MENÜ

Aktüel

Almanya’daki gurbetçiden dikkat çeken analiz: 'Dinimizin bazı ahlaki prensiplerini başkaları bizden daha iyi yaşıyor'

Almanya’da 52 yıl yaşayan ve hayatının büyük bölümünü burada geçiren Hasan Çorlu, Almanya ile Türkiye’deki yaşam tarzlarını karşılaştırdığı yazısında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çorlu, Türkiye’deki en büyük sorunlardan birinin yalnızca ekonomik sıkıntılar değil, sahip olunmayan parayla zengin görünme çabası olduğunu vurguladı.

Haber Merkezi

Almanya’da uzun yıllar yaşayan, çalışan ve toplumun farklı kesimlerini yakından gözlemleyen Çorlu, son yıllarda Türkiye’de daha fazla vakit geçirdiğini belirterek iki ülke arasındaki tüketim alışkanlıklarına dikkat çekti.

"Elimizde olmayan parayla zengin görünmeye çalışıyoruz"

Çorlu, Türkiye’de insanların zaman zaman ihtiyaçtan ziyade çevresine nasıl göründüğüne göre harcama yaptığını belirterek, "Bizim en büyük sıkıntılarımızdan biri parasızlık değil, elimizde olmayan parayla zengin görünmeye çalışma hastalığıdır" ifadelerini kullandı.

Almanya’da insanların kullandıkları eşyaları, yalnızca yeni modeli çıktığı için değiştirmediğini anlatan Çorlu, çalışan telefonun, işini gören otomobilin ve ihtiyaçları karşılayan evin kullanılmaya devam edildiğini belirtti.

 

Çorlu, Almanya’daki tüketim anlayışını şöyle anlattı:

"Adamın parası vardır ama sana göstermeye çalışmaz. Telefonu üç-dört yıllıktır, çalışıyorsa kullanmaya devam eder. Arabası on yaşındadır, yolda bırakmıyorsa değiştirmez. Evi eski binadadır, çatısı akmıyorsa, kaloriferi yanıyorsa 'millet ne der?' diye düşünmez."

"Kendi hayatımızı değil, başkalarının gözündeki görüntümüzü finanse ediyoruz"

Türkiye’de ise tüketim alışkanlıklarının çoğu zaman ihtiyaçların önüne geçtiğine dikkat çeken Çorlu, yeni telefon, otomobil, kıyafet ve ev eşyalarının insanların bütçelerini zorlamasına rağmen alınabildiğini ifade etti.

Çorlu, özellikle kredi kartlarının bu tüketim alışkanlığını daha da görünür hale getirdiğini belirterek, "Maaş daha hesaba yatmadan kredi kartının gelecekteki iki ayı çoktan yenmiştir. Ama dışarıdan bakınca herkes zengin, herkes keyifli, herkes lüks yaşıyor. Gerçekte ise millet zengin değil; millet birbirine zenginlik tiyatrosu oynuyor" dedi.

Düğün, otomobil, telefon ve ev eşyası gibi konularda "el âlem ne der" düşüncesinin insanları borçlanmaya ittiğini belirten Çorlu, "Kendi hayatımızı yaşamıyoruz; başkalarının gözündeki görüntümüzü finanse ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

 

Serpme kahvaltı üzerinden israf uyarısı

Çorlu, Türkiye’deki israf alışkanlığına da dikkat çekerek özellikle restoranlarda gereğinden fazla yemek sipariş edilmesini eleştirdi.

Almanya’da insanların yiyebileceği kadar yemek söylediğini ve artan yemeği paket yaptırmaktan çekinmediğini belirten Çorlu, Türkiye’de ise özellikle serpme kahvaltılarda ciddi miktarda yiyeceğin tüketilmeden çöpe gittiğini ifade etti.

Çorlu, bu durumu şu sözlerle eleştirdi:

"İki kişi oturuyor, masaya sekiz kişilik yiyecek geliyor. Fotoğraf çekiliyor, sosyal medyaya koyuluyor, sonra yarısı çöpe. Akşam da 'Bu memlekette bereket kalmadı' diye şikâyet ediyoruz. Bereket nasıl kalsın kardeşim? Nimet çöpte, para kredi kartında, gösteriş Instagram’da, borç ay sonunda kapıda."

 

"Dinimizin bazı ahlaki prensiplerini başkaları bizden daha iyi yaşıyor"

Çorlu, Müslüman toplumlarda israfın önlenmesi, nimetin kıymetinin bilinmesi ve gösterişten uzak durulması gerektiğine dikkat çekerek, günlük hayattaki uygulamalarla inançlar arasındaki çelişkiye de işaret etti.

"Biz bir de Müslümanız" diyen Çorlu, dinin israfı yasaklayan ve kanaati teşvik eden anlayışının günlük hayatta daha fazla karşılık bulması gerektiğini belirtti.

Almanya’da çocuklara küçük yaşta emeğin ve paranın değerinin öğretildiğini anlatan Çorlu, Türkiye’de ise çocukların uzun süre her türlü ihtiyaçlarının aileleri tarafından karşılanmasının ilerleyen yaşlarda para yönetimi konusunda sorun oluşturabildiğini ifade etti.

 

"Gerçek zenginlik kazandığın paranın kölesi olmamaktır"

Çorlu, yazısının sonunda zenginliğin sahip olunan eşya ve tüketim miktarıyla ölçülmemesi gerektiğini vurguladı.

"Her yıl telefon değiştirmek refah değildir. Borçla araba yenilemek zenginlik değildir. Sofrayı yemekle doldurup yarısını çöpe atmak bolluk değildir. Markaya para saçmak kalite değildir. Kredi kartının limiti yüksek diye zengin olunmaz" diyen Çorlu, gerçek refahın insanın sahip olduklarının kendisine yetebilmesi olduğunu belirtti.

Çorlu, yazısını şu çarpıcı ifadelerle tamamladı:

"Çünkü insanın açgözlülüğünün sonu yoktur. Bugün daha iyi telefon ister, yarın daha iyi araba, sonra daha büyük ev, sonra daha lüks tatil. Bir süre sonra insan artık ihtiyaçlarını karşılamaz; başkalarına kendini ispat etmeye çalışır. İşte o noktadan sonra sen eşyaya sahip olmazsın, eşya sana sahip olur."

Çorlu, Almanya'da geçirdiği yılların ardından vardığı sonucu ise şöyle özetledi: "Biz biraz daha az gösteriş yapıp biraz daha çok hesap yapmayı öğrenmek zorundayız."

Yorumlara Git

Fon soruşturmasında sıcak gelişme: 20 milyarla kaçtığı söylenen isimden haber var!

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler: Fon için komisyona gerek yok, olay yargıda

Gezi ihaneti sırasında ‘Güzel günler göreceğiz’ paylaşımları... ‘Bilirkişi’ böyle diyorsa vay memleketin haline!

Bakan Ersoy: Dünya turizm modelimizi örnek alıyor! Türkiye turizmde 11 basamak sıçradı

Aydınlık’ın Said Nursi manşetine sert tepki! FETÖ'cü hainleri sevindiren manşet!