AKİT MENÜ

Gündem

Aile Danışmanı ve Eğitimci Adnan Kalkan’dan okul baskınlarına psikososyal analiz! Çocuklarımız neden hedefte?

Aile Danışmanı ve Eğitimci Adnan Kalkan, okul baskınlarını psikososyal açıdan değerlendirerek çocukları şiddete sürükleyen ailevi, sosyal ve dijital etkenlere dikkat çekti. “Dijital oyunlar, bir nevi çocuğun mankurtlaşmasına sebep oluyor” diyen Kalkan, okul güvenliğinin aile, okul ve devletin ortak sorumluluğuyla sağlanabileceğini vurguladı. Kalkan ayrıca, “Medyada saldırganı kahramanlaştıran, korkutucu görüntüleri tekrar tekrar yayınlayan bir dil kullanılmamalıdır” uyarısında bulundu. Çocukların şiddetten korunmasında milli ve manevi değerlerin önemine işaret eden Adnan Kalkan, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ilkokul 1. sınıftan başlatılmalı” çağrısı yaptı. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik eleştirileri ise “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni hazırlayan Tekin’e itibarsızlaştırma operasyonları başlatıldı” sözleriyle değerlendiren Kalkan, çocukların sevgi, aidiyet, sorumluluk ve sağlıklı rehberlikle yetiştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Haber Merkezi
Güncelleme Tarihi:

Türkiye’de yaşanan okul saldırıları, çocuklarımızın güvenliği ve onları şiddete sürükleyen sebepleri yeniden gündeme taşıdı. Aile içi ilişkilerden akran zorbalığına, dijital dünyanın etkilerinden değerler eğitimine kadar pek çok unsurun tartışıldığı bu süreçte, çocuklarımızı korumak için aileye, okula ve topluma düşen sorumluluklar bir kez daha önem kazandı.

Akit’in Pazar röportajında Aile Danışmanı ve Eğitimci Adnan Kalkan ile okul saldırılarının psikososyal boyutlarını, şiddetin çocuklar üzerindeki etkilerini, dijital oyunların rolünü ve milli-manevi değerlerin önemini konuştuk. Kalkan, çocuklarımızın neden şiddete yöneldiğinden okul güvenliğinin nasıl sağlanabileceğine kadar merak edilen sorulara dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

 

HER ÇOCUK OKULDA KENDİNİ GÜVENDE HİSSETMELİ

Türkiye’de yaşanan okul saldırıları toplumda büyük bir endişe oluşturdu. Çocukları ve gençleri böylesine ağır şiddet davranışlarına sürükleyen sebepleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralananlara şifa diliyorum. Bir çocuğun okulda kendini güvende hissedememesi, hepimizin üzerinde ciddiyetle düşünmesi gereken bir meseledir. Şiddetin tek bir sebebi yoktur. Aile içi şiddet, ihmal, sürekli aşağılanma, akran zorbalığı, dışlanma, öfkeyle baş etme güçlüğü, zararlı çevreler, şiddeti yücelten sosyal medya-dizi içerikleri ve silahlara erişim gibi unsurlar birlikte değerlendirilmelidir. Her olayın kendine özgü geçmişi vardır; kesin sebepler soruşturmalarla ortaya konulmalıdır. Ben meseleyi insanın bütünlüğü üzerinden ele alıyorum. Çocuğun zihinsel, duygusal, sosyal, ahlaki ve manevi ihtiyaçlarını birbirinden koparamayız. Sadece sınav başarısına odaklanıp onun yalnızlığını, öfkesini, aidiyet ihtiyacını ve anlam arayışını görmezsek önemli bir alanı boş bırakmış oluruz.

 

DİJİTAL ZORBALIĞIN ETKİSİ OKULLA SINIRLI KALMIYOR

Sosyal medya ve kontrolsüz internet kullanımı bu tabloyu nasıl etkiliyor?

Burada yalnızca ekran başında geçirilen süreyi konuşmak yetersizdir. Çocuk ne izliyor, kimlerle iletişim kuruyor, hangi davranışlar karşısına tekrar tekrar çıkıyor? Bunlara bakmalıyız. Şiddetin eğlenceye, aşağılamanın mizaha, mahremiyet ihlalinin popülerliğe dönüştürüldüğü içerikler çocuğun değer ölçülerini zorlayabilir. Sürekli başkalarıyla kıyaslanmak yetersizlik duygusunu besleyebilir. Sanal zorbalık ise okulda yaşanan bir örselenmenin eve kadar taşınmasına yol açabilir. Özellikle uykunun, aile iletişiminin ve yüz yüze arkadaşlığın yerini alan kullanım biçimleri üzerinde duruyorum. Çocuğun hayatında ekran büyüdükçe sağlıklı ilişkilerin alanı daralıyorsa aile bunu fark etmeli. Bununla birlikte dijital kullanımın etkileri her çocukta aynı değildir; içerik, yaş, kullanım biçimi ve çocuğun mevcut şartları belirleyicidir.

 

DİJİTAL ŞİDDET ÇOCUKLARIN VİCDANINI KÖRELTİYOR

Şiddet içerikli dijital oyunların okul saldırılarıyla ilişkisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Her oyun aynı değildir lakin şiddet içerikli oyunlar şiddeti meşrulaştırır. Bilimsel açıdan şiddet içerikli oyunları doğrudan tek başına okul saldırılarının sebebi ilan etmek doğru olmasa da şiddeti normalleştirip zamanla çocuğu şiddete sevk edebiliyor. Dijital oyunlar, dikkat, algı ve muhakemeyi zayıflattığı için bir nevi çocuğun mankurtlaşmasına sebep oluyor. Hissiz, duygusuz, muhakemesiz ve düşünme becerisini yitiren çocuk/genç oyundaymış gibi şiddet uygulayabiliyor, hatta oyunda öldürürmüş gibi öldürebiliyor. Öldürmenin, intikamın veya aşağılamanın sürekli ödüllendirildiği içerikleri ailelerin dikkatle değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Nitekim dijital kullanım arttıkça bu olaylar artabilir. Bütüncül çözümler gerekir.

 

BİR YAPIMIN SUÇLUYU HAYRANLIK DUYULACAK BİR KAHRAMAN HÂLİNE GETİRMESİ GENÇLERİ SUÇA TEŞVİK EDER

Mafya dizileri, suç filmleri ve şiddeti yücelten sosyal medya figürleri çocuklara nasıl bir model sunuyor?

Bir yapımın suçluyu hayranlık duyulacak bir kahraman hâline getirmesi gençleri suça teşvik eder. Silahla güç kazanan, tehditle saygı gören, intikamla itibar elde eden, kolay para kazanmayı teşvik eden karakterler idealize edildiğinde çocuklara sorunlu bir güç anlayışı sunulabilir. Çocuk şu sorunun cevabını arar: “Güçlü insan kimdir?” Biz ona güçlü insanın öfkesini yönetebilen, hakkı koruyan, sorumluluk taşıyan ve merhamet gösterebilen kişi olduğunu öğretmeliyiz. Güçlü olanın haklı değil, haklı olanın asıl güçlü olduğunu öğretmeliyiz. Anne babalar, şiddet içerikli film izledikleri takdirde lisan-ı hâl ile çocuğa “izleyebilirsin” fetvası vermiş olurlar. Bu sebeple “nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez” düsturu ile anne babalar da izlediklerine dikkat etmelidir.

 

ZARARLI DİJİTAL İÇERİKLERE KARŞI ORTAK MÜCADELE

Teknoloji şirketlerinin yöneticilerinin kendi çocuklarına dijital sınırlar koyması tartışılıyor. Bu şirketlerin diğer çocuklara karşı sorumluluğu nedir?

“Yapan bilir” kaidesince dijital şirket yöneticileri kendi çocuklarını belli yaşa kadar belirli dijital içeriklerden koruyorsa, umum için bu konuda çalışmalar yapılmalıdır. Zararları tespit edilmeli ve insanlar bilinçlendirilmelidir. Gerek şirketler gerekse aileler ve devlet üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

Din ve ahlak dersi 1. sınıfta başlamalı

İslami değerler ve manevi eğitim çocukları şiddetten korumada nasıl bir rol oynayabilir?

İslam’ın şefkat, merhamet, adalet, kul hakkı, sabır, emanete riayet ve sorumluluk ilkeleri çocuk terbiyesi için güçlü bir temel sunar. İnsanın hayatını dokunulmaz görmek, başkasını incitmekten sakınmak ve öfkesini yönetmek günlük davranışlara yansıtılmalıdır. Din ve ahlak eğitimini yalnızca bilgi ezberletmek olarak düşünmemeliyiz. Çocuk özür dilemeyi, haksızlığa karşı durmayı, güçsüze yardım etmeyi ve verdiği zararı telafi etmeyi yaşayarak öğrenmelidir. İbadet ile ahlaki sorumluluk arasındaki bağ kurulmalıdır. Ancak her ne kadar en önemli sırada olsa da sadece manevi eğitim, güvenlik tedbirlerinin ve ihtiyaç duyulan psikolojik desteğin yerini almaz. Çocuğun ihtiyacına bütüncül yaklaşmalıyız. İnandığımız değerlerin evde ve okulda nasıl yaşandığını da sorgulamalıyız. İnancın sadece bilgi düzeyinde değil, hikmet düzeyinde yaşantıya yansımasına da dikkat etmeliyiz. İnanç insanı diri tutar. Zulmetmekten korur. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ilkokul 1. sınıftan başlatılmalı. LGS’de 20, YKS’de 40 soru sorulmalıdır. İnanç olmadan adalet ve merhamet de olmaz. İnançsız bir nesil medeniyeti de sarsar ve yıkar.

 

Ekranı azaltın birlikte yaşamayı artırın

Aileler “Telefonu bıraktıramıyoruz, yasaklayınca kavga çıkıyor” diyor. Nereden başlamalılar?

Önce aile içi iletişim ve ilişkiyi güçlendirmeliler. Çocukla yalnızca ekran konusunda konuşan, diğer zamanlarda onun duygularına ve ihtiyaçlarına yeterince yaklaşmayan bir aile için sınır koymak daha zor olur. Çocuğun neye ihtiyaç duyduğunu anlamadan sadece cihazı kaldırmak kalıcı çözüm sağlamayabilir. Evde yaşa uygun, açık ve uygulanabilir kurallar belirlenmelidir. Yemeklerde ekran kullanılmaması, cihazların gece ortak bir alanda bırakılması, yatmadan önce ekranın kapatılması ve kullanımın sorumluluklarla dengelenmesi başlangıç olabilir. Anne baba da bu kurallara uymalıdır. Fıtrat boşluk kabul etmez. Ekranı kaldırınca yerini başka uyarıcı ile doldurmak gerekir. Spor, kitap, arkadaşlık, aile sohbeti, sanat ve birlikte yapılan işler çocuğa gerçek bir hayat alanı sunar. Çocuğun elinden telefonu alırken ona zamanımızı, ilgimizi ve beraber yaşayacağımız bir hayatı da vermeliyiz.

 

TELEFONU KÜÇÜK YAŞLARDAN İTİBAREN SUSTURMA VE OYALAMA ARACI OLARAK KULLANMAK ÖNEMLİ BİR HATADIR

Anne babaların bu konuda en sık yaptığı hatalar nelerdir?

Telefonu küçük yaşlardan itibaren susturma ve oyalama aracı olarak kullanmak önemli bir hatadır. Çocuk her sıkıldığında ekranla karşılaşıyorsa zamanla sıkıntıya tahammül etme ve kendi kendine meşgul olma fırsatları azalabilir. Bir diğer hata tutarsızlıktır. Bir gün sınırsız kullanım, ertesi gün ağır ceza; ardından yeniden serbestlik… Böyle bir düzen çocuğun sınırı anlamasını zorlaştırır. Hakaret etmek, korkutmak ve başkalarının çocuklarıyla kıyaslamak da ilişkiyi zedeler. Aileler şunu kendilerine sormalıdır: “Çocuğuma nasihat verirken ben nasıl model oluyorum?” Söylediğimiz söz ile yaşadığımız hayat arasındaki uyum, terbiyenin en etkili araçlarından biridir. Söz ve davranışlar örtüşmeli, anne ve babalar da söz birliği yapmalıdır. Ailede iyi polis, kötü polis davranış bozukluğu sebebidir.

 

Tek amaçları Sayın Tekin’i yıpratmak

Okul saldırılarında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin doğrudan hedef gösteriliyor. Sizce saldırıların artmasında Sayın Tekin’in eksiklikleri var mı, yoksa bir itibarsızlaştırma operasyonu ile mi karşı karşıyayız?

Bakan Yusuf Tekin göreve başladığı süreçte kendisine dayatılan dünya vatandaşlığı, diğer bir ismiyle küresel vatandaşlık temelinde millî ve manevi değerlerimize aykırı müfredatlar dayatıldı. Bakan Tekin, millî ve manevi değerlere önem veren, Anadolu çocuğu olarak merkeze iyi insanı alan, millî ve manevi değerlerimizi referans alan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni hazırladı ve uyguladı. Bu sebeple gerek yurt dışı ifsat komitesi gerekse ülkemizdeki maşaları, Bakan Bey’e yönelik itibarsızlaştırma ve algı operasyonları başlattı. Okullarda güvenlik görevlendirmek isteyen Bakan Bey’e, “Okulları karakola çeviriyorsun”, okullardaki şiddet olaylarından sonra, “Neden tedbir almadın?” diyorlar. Yani tek amaçları Bakan Bey’i yıpratmak. Cumhuriyet tarihinden beri ilk defa kendi millî, manevi değerlerimizle bir nesil yetiştirmeye bu kadar yaklaştık. Bakan Bey, bu çocukların şiddet ve saldırganlık yerine adalet, merhamet, şefkat gibi değerlerle yetişmesi için canla başla mücadele ediyor. Çocukların bu değerleri kazanmasına engel olanlar, çocukların şiddet uygulamasının baş müsebbipleridirler. Hem çocukların ahlaklı ve vicdanlı yetişmelerine engel oluyorlar hem de şiddete başvurduklarında kendilerini değil, Bakan Bey’i suçluyorlar. Tam bir akıl tutulması.

 

Her okulda güvenli bildirim sistemi olmalı

Okul saldırılarını ve zorbalığı önlemek için okullar hangi adımları atmalı?

Fiziki güvenlik ile psikososyal çalışmalar birlikte yürütülmelidir. Giriş çıkış düzeni, ziyaretçi denetimi, acil durum planları ve tehlikeli araçlara erişimin önlenmesi önemlidir. Bunların yanında öğrenciyle güven ilişkisi kuran öğretmenlere ve etkili rehberlik hizmetlerine ihtiyaç vardır. Her okulda öğrencinin zorbalığı ve tehdidi rahatça bildirebileceği bir yol bulunmalıdır. Bildirimden sonra kimin ne yapacağı belli olmalı; konu bir görüşmeyle kapatılmamalı, sonuç takip edilmelidir. Öğretmenler tehditleri fark etme ve uygun birimlere iletme konusunda dikkatli olmalı ve desteklenmelidir. Ayrıca başarı anlayışımızı genişletmeliyiz. Sadece yüksek not alanı değil, arkadaşını koruyanı, sorumluluk alanı, yardımlaşanı ve sorununu şiddetsiz çözeni de takdir etmeliyiz. Okul kültürü günlük davranışlarla inşa edilir. Çocuğa hem okulda hem ailede şefkat, merhamet, adalet, empati gibi değerler kazandırılmalıdır.

 

Şiddet haberlerinde sorumlu yayıncılık şart

Medya kuruluşlarının bu olayları haberleştirirken sorumluluğu nedir?

Toplumun doğru bilgi alma hakkı vardır. Ancak saldırganı kahramanlaştıran, yöntemleri ayrıntılandıran, korkutucu görüntüleri tekrar tekrar yayımlayan bir dil kullanılmamalıdır. Mağdurların mahremiyeti korunmalı, doğrulanmamış iddialar haberleştirilmemeli ve olay sansasyon yarışına dönüştürülmemelidir. Haberlerde yardım yollarına, korunma adımlarına, değerler ve toplumsal dayanışmaya da yer verilmelidir. Çocukların acısı üzerinden reyting yapmak kabul edilemez.

 

Aileler çocuklarının dijital ve sosyal hayatını takip etmeli

Son olarak ailelere, eğitimcilere ve yetkililere ne söylemek istersiniz?

Aileler çocuklarının yalnızca nerede olduğunu değil, ne hissettiğini, kimlere özendiğini ve hangi dünyaya ait olmaya çalıştığını da öğrenmelidir. Nesil yetiştirme mefkûresini dünyevi meşgalelerin önüne almalıdır. İlk eğitim ve değerlerin ailede verildiğini unutmamalıdır. Aileler çocuğun hem dijital hem sosyal hayatını takip etmeli ve rehberlik yapmalıdır. Eğitimciler davranış değişikliklerini ve yardım çağrılarını fark edebilmek için desteklenmelidir. Sınıf ve okul ortamında çocukları takip etmeli, rehberlik birimi ile aktif takip etmelidir. Yetkililer güvenlik, rehberlik, dijital koruma ve silaha erişimin önlenmesini birlikte ele almalıdır. Devlet ise şiddet ve ahlaksızlık yayan her türlü dijital ve sosyal ortamı denetlemeli ve gerekli müeyyideler uygulamalıdır. Çocuklarımızın başarı kadar sevgiye, ilgiye, takibe, sınırlara, aidiyete, değerlere, hayatın anlam, amaç ve gayesine ihtiyacı vardır. Kendini değerli hisseden, sorumluluk alan ve yardım isteyebilen bir nesil yetiştirmek sadece aile ya da Milli Eğitim Bakanlığı’nın değil hepimizin vazifesidir. Rabbim Nesli İhyâ Medeniyeti İnşâ mefkûremizde bizleri muvaffak eylesin.

Yorumlara Git

Özcan Ünlü’den fon krizi çıkışı: Ömer Bolat üzerinden dikkat çeken mesaj

Aklı gidik Trump iyice şaşırdı: Hürmüz Boğazı'nın adını Trump Boğazı yapacakmış!

'Türk Kupası' geliyor! Türk devletleri ortak futbol turnuvasında buluşacak

Bakan Çiftçi açıkladı: Kaçtıkları ülkeler de kurtaramadı! 736 firari suçlu Türkiye’ye iade edildi

Ferhat Murat, Özgür Özel ve Mustafa Balbay’ın tozunu aldı! 3 dakikalık konuşma sosyal medyada gündem oldu