AKİT MENÜ

Aktüel

Süleyman(lı)cı Hareketin Büyük Dönüşümü (9)

Hukukçu yazar Av. Ömer Faruk Uysal 'Süleyman(lı)cı Hareketin Büyük Dönüşümü (9)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Haber Merkezi

İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı; 

Bu büyük hayhuy, operasyon, hukuki soruşturmalar içinde, çok önemli şeyleri gözden kaçırıyoruz sanki. Bugün büyük ölçüde Fetöcülerle birlikte anılan, benzer yöntemleri kullanmakla, hatta Fetö tarafından ele geçirilmekle suçlanan bir İslami hizmet cemaati veya tarikati olarak Süleymanlıların büyük değişimini takip edelim.

Bu yapı esasen büyük ve derin tarihimizin kökenini teşkil eden manevi dinamiklere dayanmaktadır. Nereden baksanız; Müslüman, Türk, Sünni, Hanefi, Maturidi, Nakş-ı bendi, antikemalist bir tarikat! Yani Müslüman Osmanlı ve Türkiye'de ana akım bir damar. Hiçbir şekilde marjinal, heterodoks, aşırı, değil (di)!

Nakş-ı bendilik Türkiye ve Osmanlı coğrafyasının büyük dervişler, alimler, veliler yetiştirmiş en yaygın mutasavvıf koludur. Şah-ı Nakş-ı bendi şeyh Bahaeddin hazretlerine dayanır. Bu anlamda ülkemizin en ciddi, organize, gayretli İsmail ağa ve İskender paşa gibi nakşi tarikatlerin öz kardeşidir. Haydar efendi, Mahmud efendi, M. Said Kotku, Esad Coşan ekolüdür. Yani bizdendirler, bizde onlardanız. Anadolunun son manevi mimarlarından! Mesela bendenize nasip olmadı ama Annem, babam amcam, bizim köy hep nakşi idi. Anneciğime 16 yaşlarında "ders almak istediğimi" söylediğimde, "senin için henüz erken oğlum" dedi. Çocuk yaşta hatimlere, sohbetlere katıldım, feyz aldım. Bazıları evimizde yapılırdı. Türkiye'de yolu veya kökü Nakşiliğe dayanmayanlar azdır.

 

Süleyman efendi de, evlad-ı fatihan bir Osmanlı Rumelisi (Silistre) doğumlu, medreselerden dereceyle mezun, fedakar bir nakşi dervişi, şeyhi ve bir dersiam idi. Osmanlıyı yıkanlar İslamı da yıkmak istediklerinde, can havliyle bodrumlarda, izbe ve sota yerlerde talebeler yetiştirdi. Bu şarkı burda bitmez dedi. Pek mütevazi ve zor şartlarda başlattığı hizmet, her ne kadar resmi makamlarca kriminal sayılsa da, tarih, millet, kadim medeniyetimiz nezdinde büyük bir meşruiyete sahipti. Zira ehl-i Kur'an'dı.

Süleyman Hilmi Tunahan, ister istemez, nevzuhur rejimin pozitivist, naturalist resmi ideolojisine karşı konumlandı. "İstibdad-ı mutlaka "cumhuriyet" namı verenlerle, "irtidâd-ı mutlakı rejim altına alanlarla" mücadele etti. Kovuşturma, dava, işkence ve hapislerle bedel ödedi. Medreseleri tekke ve tasavvuf yuvalarını kapatanlar onu da kapatmak istediler.

 

İmam-hatipler, Diyanet ve devletten maaş alan din görevlileri hususunda genellikle menfi düşündüler. Bunun esas sebebi ise resmi ideolojiye, Kemalist rejime duydukları öfke diyebiliriz. Maaşlarını rejimden alanların statüko ile uzlaşacağı ve sahih bir dini eğitim veremeyecekleri radikal görüşleri ağır bastı. Her ne kadar kendisi resmi vaizlik yapsa ve bir ara talebelerini Diyanet kadrolarına yöneltse de, resmi olanlara kuşkuyla yaklaştılar. Ahir zamanda gelecek büyük fitnenin herşeyinden uzak durma hassasiyeti idi bu! Tabii buradan ciddi meseleler çıkacaktı!

Tek parti faşizmine karşı dini hürriyetleri getiren DP desteklendi doğal olarak. CHP'yi destekleyecek halleri yoktu. 1959'da Süleyman efendinin vefatı üzerine damadı Kemal Kaçar başa geçti. Kurs ve yurtların sayısını çok artırdı. Tunahanın siyasi çizgisini sürdürerek, CHP'ye karşı AP desteklendi. Kemal bey üç dönem AP milletvekilliği yaptı.

 

12 Eylül faşist darbesinde cemaate çok zulüm yapıldı. Kaçar ve 16 hoca tutuklandı. Lider Kemal beye Antalya mahpusunda, istihbarat ağır bir teklif yaptı; Ya tüm yurt ve kurumlara el konulacak ve 16 hoca yok edileceklerdi ya da, askeri yönetimle iş birliği yapılacaktır! Kemal Kaçar gönülsüz olarak ikincisini kabul eder.

12 Eylül'den sonra ANAP ve DYP'de desteklendi. Üçüncü lider Arif Ahmet Denizolgun 1995'te Refah Partisi mebusu oldu. 1998'de ise ANASOL-D kabinesinde bakanlık yaptı. 2011 seçimlerinde ise MHP desteklendi. Tunahan'nın torunu ve Ahmet Arif Denizolgunun kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun AKPARTİ kurucularındandır. Oğlu Fatih Süleyman Denizolgun ise 27.dönem AKPARTİ milletvekili olmuştur.

Görüldüğü ve beklendiği gibi Tunahan ve torunları merkez sağ, miliyetçi muhafazkar partilerde ve CHP'ye karşı siyaset yapmışlardır. Ahmet Arif Denizolgunun şüpheli ölümü üzerine 4. lider olan Alihan Kuriş ise anti-kemalist siyasi çizgiyi değiştirip CHP'ye yönelmiştir. Bu şüphesiz bir kırılma ve savrulmadır. Sarıklı, sakallı, devrim kanunlarından muzdarip bir nakşi şeyhinin, "Mustafa Kemalin askerleriyiz", "Türkiye laiktir laik kalacak" diyenlerle, mezar başında rakı içenlerle ne ilgisi olabilir?

 

Her ne kadar tepeden böyle bir talimat geliyorsa da, taban büyük ölçüde CHP'ye oy vermekte zorlanmakta ve eli de gitmemektedir! Aldıkları Ehl-i Sünnet dini dersler, hatimler ile Kemalist CHP büyük bir tezat teşkil etmektedir. Fıtrat gayrıfıtriliği reddedmektedir. Yoksa aritmetiksel olarak, altılı masa, milli görüş, eski Akpartililer, marjinal bir nurcu grup, Furkan Vakfı vs. vs. seçimi mutlaka kazanırlardı!

Almanya ve BND ile canciğer kuzu sarması olma da, bu döneme rastgelen başka bir savrulma. Gerçekten Müslüman Türk, sahih bir İslami hareket merkezini Pensilvanya gibi neden Kölne taşır? Almanya böyle bir hareketi neden müsade ve himaye eder? Al gülüm-ver gülüm olmaksızın bu işler olmaz. Pensilvanya'da olduğu gibi!

Esas kurucu merhum Süleyman Efendi'ye kimse, iki Peygamber yetkisi ve dünyanın en önemlisi ve kıymetlisi gibi yakıştırmalar yapmamıştır. Kendi mücadelesi ve kıymeti de böyle düpedüz yalanlara tenezzülden beridir. Gerçekte böyle bir mücadele ve kıymetten yoksun olanlar ise ölçüsüz ve İslamda yeri olmayan övgülerle meşrulaştırılmak istenir. İslami bir hareket ağır bir yalan üzerine oturamaz. Sıdk ve doğruluk imanın bir hassası ve gereğidir!

 

Şimdi soruyoruz? Bu hareket halen, İmam Nakş-ı bendi'nin, Süleyman efendinin kutlu yolu ve tarikati midir? Eğer öyleyse CHP ve Almanlarla işi nedir? Devam edeceğiz...

Yorumlara Git

Gazeteci Murat Ağırel tutuklandı

Türkiye, İsrail'in aklını aldı! "Hazırlıklı olmalıyız"

CHP'li ailelerin karıştığı skandallara bir yenisi daha eklendi! Kara para aklama operasyonunda Mustafa Sarıgül’ün oğlu Ömer Sarıgül’ün de aralarında bulunduğu 7 kişi tutuklandı!

SPK'dan flaş Peker GYO kararı

Şamil Tayyar, ekonomi yönetimindeki ayrılıkları böyle yorumladı: Başka gidecekler de var