AKİT MENÜ

Gündem

Üreme çetesine operasyonun detayları ortaya çıktı: Türk milletinin soy bağını hedef aldılar

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Türk milletinin soy bağını hedef alan Türkiye, KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan ile bağlantılı yasa dışı üreme hücresine düzenlenen operasyonun detayları ortaya çıktı. Örgüt lideri kadının ilk olarak donörlük yaptığı ve işlemin yollarını ayrıntılı öğrenip kendi organizasyonunu kurarak çete lideri olduğu, genç kızlardan katalog kurarak yasa dışı yumurta pazarladığı tespit edildi.

Haber Merkezi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, İstanbul merkezli 14 ilde 'yasa dışı üreme çetesi'ne düzenlediği operasyonda 3'ü doktor, 4'ü organizatör ve 32'si donör olmak üzere 39 şüpheliyi gözaltına aldı. Çocuk sahibi olmak isteyip genç kadınların yumurtalarını alanların "sarı saç, mavi göz" genlerini istediklerini, karşılık olarak ise "her türlüsünü buluruz" cevabını aldıklarını ortaya çıkaran ekipler, 22-33 yaş aralığındaki kadın donörlerin toplam 811 kez KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan'a gittiğini belirledi.

Kadınların yumurtalıklarının tanesini 60 ila 80 avro arasında alan organizatörlerin, bunları da tüp bebek merkezine 100 avro civarında sattıklarını tespit eden ekipler, bu sayede yaklaşık 2 milyon avroluk bir para trafiğinin oluştuğunu da ortaya çıkardı.

FITRATA DA SAVAŞ AÇTILAR

Genetik mirasın ve soy bağının gelecek nesillere aktarımını etkileyebilecek bu yasa dışı uygulamalarla, yalnızca bireylerin değil, Türk milletinin gelecek nesillerinin genetik kimliğinin ve soy bağının da hedef alındığı belirtilirken fıtrata savaş açan şebekeye düzenlenen operasyonun ayrıntıları da ortaya çıktı!

Örgüt lideri Hacer T. 2020 yılına kadar tekstil işçisi olarak çalışmaktayken bir arkadaşı vasıtasıyla yumurta donörlüğü yapmaya başladı. Zaman içerisinde sistemi öğrenen şüpheli, daha fazla kazanç için yeni kızlar buldu ve komisyon almaya da başladı. Bu sayede ekonomik durumunu düzelten Hacer T. bu işleri birlikte yaptığı ve ilaç temin ettiği, Muharrem Ş. ile evlilik dışı bir ilişki yaşamaya başladı. Bu sayede suretle ilaç temini ve donörlük faaliyetlerini tek çatı altında yürütmeye başladılar. 

KIBRIS’TAKİ HASTANELERE DE SATTILAR

Kıbrıs’taki hastanelerle doğrudan temas kuran şüpheliler, zaman içerisinde Türkiye’nin çeşitli illerinde faaliyet göstermekte olan doktorlarla anlaşıp kayıt dışı muayene ve hazırlık süreçlerinin takibini de yerine getirmeye başladı. Şüphelilerin bu aşamadan sonra sadece komisyon almakla kalmayıp ilaçların tedarik zincirinden hatta tedavi sürecine kadar bir çok hususu birlikte yürüterek donör kızların yumurta sayılarını arttırmaya ve bu suretle daha fazla para kazanmaya başladıkları ortaya çıktı. Son altı yılda Hacer T.’nin donörlükle başlayan sürecin sonunda örgüt lideri konumuna kadar yükseldiği anlaşıldı.

Örgüt lideri kadın şüphelinin dijital incelemlerinde bir katalog da ortaya çıkartıldı. Bu katalogda donör olarak yumurta hücresi alınan kadınların kişisel ve fiziksel özelliklerine ilişkin bilgiler kayıt altına alınarak potansiyel müşterilerle paylaşıldı.

TEN, SAÇ VE GÖZ RENGİNE GÖRE DONÖR 

Biyolojik olarak annenin doğuran değil yumurta hücresi kullanılan kişi olması sebebiyle örgütün yumurta sahibi kadınların kişisel bilgilerini pazarlamak üzere edindikleri ve paylaştıkları ortaya çıkartıldı. Kan grubu , göz rengi, ten rengi, saç rengi gibi özellikler ayrıca arşivlenerek, çocukların bu özelliklere yatkın olacağının müşterilere bildirildiği tespit edildi. Yumurta hücresi alınan kadınların kişisel ve fiziksel özellikleri kayıt altına alınarak potansiyel müşterilere sunulduğu belirlendi.

Müşterilere talep ettikleri özelliklere göre fiyat tarifesi oluşturulduğu ortaya çıktı. Yumurta hücresini vererek çocuğun genetik mirasını oluşturan kadın, Türk Hukukuna göre yasal statüde anne sayılmıyor.

Örgütün, yumurta hücreleri alınan kadınların bu hücreleri ile bir erkeğin sperm hücresi suni olarak döllenmesini sağlamak suretiyle embiyolar elde ederek daha sonra çocuğu doğuracak anne adayının rahmine yerleştirilmesi işlemini yürüttüğü anlaşıldı. Yapılan işlemde doğum gerçekleşirse doğacak çocuk doğum yapan kadının değil yumurta hücresini veren kadının DNA'sına sahip oluyor.

TIBBİ OLARAK ANNE YUMURTA SAHİBİ OLUYOR

Bir çocuğun nükleer DNA'sı; yüzde 50 oranında biyolojik babadan, yüzde 50 oranında ise yumurtası kullanılan biyolojik anneden (veya yumurta donöründen) geliyor.  Taşıyıcı annenin çocukla nükleer DNA veya fiziksel özellikler açısından herhangi bir genetik bağı bulunmuyor. Dolayısıyla taşıyıcı annelik neticesinde doğacak çocuk, doğum yapan kadının değil yumurta hücresini veren kadının DNA'sına sahip oluyor. Tıbbi olarak biyolojik anne de doğuran değil yumurta hücresi kullanılan kadın oluyor.

Genetik mirasın ve soy bağının gelecek nesillere aktarımını etkileyebilecek bu yasa dışı uygulamalarla, yalnızca bireylerin değil, Türk milletinin gelecek nesillerinin genetik kimliğinin ve soy bağının da hedef alındığı belirtildi.

Yorumlara Git

Siyonist çetenin soykırımına karşı Türkiye’nin hukuk mücadelesi! Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Gazze'deki vahşeti Mardin'den dünyaya haykırdı!

Üreme çetesine operasyonun detayları ortaya çıktı: Türk milletinin soy bağını hedef aldılar

Bir doların sırrı çözüldü! FETÖ ve Kuriş işbirliğini dolardaki ayrıntı ortaya çıkardı

CANLI ANLATIM: Trabzonspor - Beşiktaş

İslam âlimleri ve AK Parti'den Kudüs ve Ümmet için güç birliği! Filistin ve Yemen’deki zulme karşı ortak irade!