AKİT MENÜ

Aktüel

Sivil İslami Hizmet Yapılarının Anayasası (10)

Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal 'Sivil İslami Hizmet Yapılarının Anayasası (10)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Haber Merkezi

İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı; 

Fetöcülük, Süleymancılık, Furkan Vakfı ve daha niceleri dış istihbarat örgütlerinin radarındadırlar. PKK, DHKP-C gibi sol örgütler dahi, kapitalist emperyalizmin kuklalarıdırlar. SSCB'nin değil! Küçük tutulması gereken Türkiye'ye askeri maliyetlere girmeksizin her türlü operasyonu çekerler, manipüle ederler. Yıllardır buna maruzuz. On yılda bir yapılan faşist darbe ve postmodern darbeleri de hesaba kattığımızda, Türkiye'yi avuçlarının içindeymiş gibi evirip çevirirler. Tarlalarımız sürülmüştür. Ummadığınız kişi ve yapıları bilerek-bilmeyerek, isteyerek-istemeyerek kullanırlar!

Bunun çaresi sadedinde merhum Nakşi şeyh Esad Coşan hocamız derin tecrübesine dayanarak serlevha bir yazı kaleme almış (5 Mayıs 1990) Hoca efendi Merhum şeyh M. Said Kotkunun damadı ve Hadis profesörüdür. İlkokul mezunu veya özel üniversite diplomalı mimar değildir. Dini hizmetlerin anayasası hükmündeki yazı aşağıdadır.

 

“İslam'da cemaatle beraber olunması tavsiye edilir. Cemaatle beraber olmak "hakla", "hakikatle" beraber olmaktır! Tek başına olsa bile, hakikatle beraber olan cemaattir. Hakikatten kopmuş olanlar, milyonlarca da olsa tefrikadadır.”

“Bugün maalesef tüm İslâm âlemi emperyalist güçlerin sultası altındadır. Kuş uçurtmazlar, takip ederler... Hem de kendisi takip etmez... Amerika seni John'la takip etmez, Smith'le takip etmez. Adı senin benim gibi olan Müslümanla takip eder; canına okur. O milletin içinden çıkmış hain vasıtasıyla takip eder ve millete en büyük zararı, kendi içinden çıkmış insanlara yaptırır. Parayla satın alır, ajan edinir ve öyle kullanır.”

“Herkese ajan demiyoruz; metot bilmediğinden, ilimden uzak olduğundan emperyalist onu kullanır, fark etmez. Sahte bir takım organizasyonlar var, topluyorlar insanları etraflarında, ondan sonra onları toptan satıyorlar! Götürüyor, olmadık yere bağlıyor... Mü'min feraset gözüyle bunları anlayabilmeli. Hizmet ediyorum diyen insanları, organizasyonları irfan teraziniz ile tartın!”

 

“Böyle birtakım insanlara, organizasyonlara körü körüne bağlanmayın! Her birinize istiklâl tavsiye ediyorum. Hür olun, hizmeti kendiniz tespit edin, yapmaya çalışın!”

“Emperyalistlerin türlü oyunları var. İslâm, bir kimsenin hizmetiyle yürüyecek hâle gelirse, o kimseyi yok ederler, öldürürler, satın alırlar, tehdit ederler. Ne yapmak lâzım? Hizmeti yaygınlaştırmak lâzım, herkesin lider olması lâzım. "Tek lider, vazgeçilmez insan..." diye bir şey olmaz. Bakın, Filistinli çocuklarla niye başa çıkamıyorlar? Hepsi lider.”

“Bir lidere, tek hocaya, tek ekibe bağladığı bir yığın insanı, böyle üzüm salkımını sapından tutar gibi, istediği yere götürüyor!”

“Onun için, teşkilât kurdurtuyorlar; teşkilâtın başına kendi adamlarını --hain bir kimseyi-- koyuyorlar. Öteki insanların hepsini, üzüm salkımı gibi oraya buraya götürüyorlar.”

 

“Müsaadeli, ağabeyli, bilmem neyli hizmet olmaz... Tâbî olmayın kimseye! Bana da tabi olmayın! Bana tabi olursanız, beni sıkıştırırlar. Ondan sonra, "Sen bu adamlarına şöyle yap!" derler. İslâm'a, Allah'ın emrine tabi olun! Allah'ın dinine hizmet edin! Tek başınıza olsanız da, hakla beraber olun! O zaman İslâm kalkınır; başka türlü kalkınamaz! "Aa, efendim, dirlik, düzenlik, birlik, beraberlik, organizasyon bozulmasın" diyorlar. “Her biriniz İslâm için, kendinizin dünyada kalmış tek adam olduğunuzu düşünün. Ama senin gibi aynı hedefe yürüyen başka insanlar varsa; onlarla da işbirliği yap! Yapmıyorsa, silkele at be! Sen onu sırtında taşımak zorunda mısın? Beni sırtında taşımak zorunda mısın? Kimse kimseye hürriyetini vermesin! Hürriyet aziz şeydir. İnsan, ancak Allah'a kul olur. "Allahım! Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz" 

 

Burada Bediüzzamanın "Biz bir cemiyet değil, cemaatiz. Zaman cemaat zamanıdır, şahıs değil. Şahıs ne kadar dahi ve harika olsa, kolayca çürütülebilir. Dava ise şahıslara bina edilemez, hakikate bina edilmelidir." " Baki bir hakikat fani şahsiyetler üzerine bina edilemez. Edilse hakikate zulümdür. Her cihette kemalde ve devamda bulunan bir vazife, çürüme ve çürütülmeye maruz müptela şahsiyetlerle bağlanamaz." "Ben kendimi beğenmiyorum; beni beğenenleri de beğenmiyorum. Cenâb-Hakka çok şükür, beni kendime beğendirmemiş." sözleri ne kadar da paralel. Kendini yüksek iman ve İslam hakaikı'na nazaran paranteze alan bir duruş! "Hizmet Metodu Olarak Cemaat ve Cemiyet" yazımızı öneririz. (Köprü dergisinin, Yaz 1998, 63.Sayısı)

Yorumlara Git

Alihan Kuriş suç örgütüne ağır darbe! Ankara merkezli operasyonda 19 şüpheli tutuklandı!

CANLI ANLATIM: Beşiktaş - Crystal Palace

Yemen ordusundan Husilere operasyon: 24 saatte 512 Husi mensubunun etkisiz hale getirildiği bildirildi

Fon soruşturmasında sıcak gelişme!

Kılıçdaroğlu'dan seçim açıklaması: Ülke yangın yeri! Ne erken seçimi? Hangi gerekçeyle yapacaksınız!