AKİT MENÜ

Gündem

1400 yıl önce bildirildi! Kur’an’daki o ayet bugün yeniden düşündürüyor: Evren genişliyor mu?

Kur’an-ı Kerim’de yaklaşık 1400 yıldır okunan Zâriyât Suresi’nin 47. ayetindeki bir kelime, modern kozmolojinin en önemli keşiflerinden biri olan evrenin genişlemesiyle birlikte dikkat çekici biçimde yeniden gündeme geliyor. Ayette geçen “lemûsiûn” ifadesi bazı meallerde “genişleticiyiz”, bazılarında ise Allah’ın geniş kudret sahibi olması şeklinde karşılık buluyor. Peki ayet gerçekte ne söylüyor? Kur’an’ın indiği dönemde bilinmesi mümkün olmayan bir kozmolojik olguya mı işaret ediliyor?

Yücel Kaya
Güncelleme Tarihi:

İnsanlık yüzyıllar boyunca gökyüzüne baktı.

Yıldızları gördü, gezegenleri takip etti, gök cisimlerinin hareketlerini hesaplamaya çalıştı.

Ancak evrenin durağan olmadığı ve büyük ölçekte genişlediği gerçeği modern kozmolojinin gelişmesiyle bilim dünyasının temel bilgilerinden biri haline geldi.

Kur’an-ı Kerim’de ise Zâriyât Suresi’nin 47. ayetinde dikkat çekici bir ifade yer alıyor.

ZÂRİYÂT SURESİ 47. AYET

وَالسَّمَاءَ بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

“Ve’s-semâe beneynâhâ bi-eydin ve innâ le-mûsiûn.”

Ayetin Türkçe karşılıklarında dikkat çeken ifadelerden biri şöyledir:

“Göğü gücümüzle biz kurduk ve onu biz genişletmekteyiz.”

Başka meallerde ise son bölüm “Biz genişleticiyiz” şeklinde tercüme ediliyor.

Tam da burada ayetteki bir kelime dikkatleri üzerine çekiyor:

لَمُوسِعُونَ – lemûsiûn

“MÛSİÛN” NE DEMEK?

Kelime Arapçadaki و س ع (v-s-a) kökünden geliyor.

Bu kök genişlik, geniş olmak, genişletmek ve imkân/kudret genişliğine sahip olmak gibi anlam alanlarına sahip.

Bu nedenle ayetin tarih boyunca tek bir biçimde yorumlanmadığını özellikle belirtmek gerekiyor.

Bazı müfessirler ifadeyi Allah'ın kudretinin genişliği olarak değerlendirirken bazı çağdaş yorumlarda doğrudan göğün veya evrenin genişletilmesi anlamı öne çıkıyor.

Dolayısıyla bilimsel tartışmaya girerken ayetin Arapçasının sahip olduğu bu anlam alanını göz ardı etmemek gerekiyor.

MODERN BİLİM NE SÖYLÜYOR?

Modern astronominin ortaya koyduğu en önemli sonuçlardan biri, evrenin büyük ölçekte durağan olmadığıdır.

Uzak galaksilerden gelen ışığın incelenmesi ve galaksilerin birbirlerine göre hareketlerinin ölçülmesi sonucunda, uzayın kendisinin genişlediğini gösteren güçlü gözlemsel kanıtlar elde edildi.

Başka bir ifadeyle mesele galaksilerin boş bir uzayın içerisinde patlamayla etrafa saçılması değil.

Kozmolojik ölçekte uzayın kendisi genişliyor.

Bugün modern kozmolojinin temel modellerinden biri bu gerçek üzerine kurulmuş durumda.

DİKKAT ÇEKEN PARALELLİK

Zâriyât Suresi’nin 47. ayetini dikkat çekici hale getiren nokta da burada ortaya çıkıyor.

Kur’an'da:

“Göğü... kurduk”

denildikten hemen sonra:

“lemûsiûn”

ifadesinin kullanılması, ayeti modern kozmoloji açısından dikkat çekici hale getiriyor.

Çünkü ayetin “evreni genişletiyoruz/genişleticiyiz” şeklindeki anlam ihtimali, bugün bildiğimiz genişleyen evren modeliyle şaşırtıcı bir paralellik oluşturuyor.

PEKİ BU KESİN OLARAK “BİLİMSEL MUCİZE” Mİ?

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Ayetin “lemûsiûn” kelimesini kullandığı tartışmasızdır.

Ancak bu kelimenin yalnızca modern anlamdaki kozmolojik genişlemeyi ifade ettiğini söylemek, ayetin tarih boyunca yapılan diğer yorumlarını görmezden gelmek olur.

Nitekim klasik ve çağdaş tefsirlerde birkaç anlam üzerinde duruluyor:

Allah'ın sonsuz kudret ve genişlik sahibi olması, göğü geniş yaratmış olması ve evrenin genişletiliyor olması.

Diyanet'in Kur’an Yolu Tefsiri de “Evreni genişletmekteyiz” yorumunu ayetin muhtemel açıklamalarından biri olarak ele alıyor.

Bu nedenle ayetin bilimsel değerini ortaya koymanın en güçlü yolu abartılı bir iddia ortaya atmak değil, şu soruyu sormaktır:

Yaklaşık 1400 yıl önce kullanılan “lemûsiûn” ifadesinin bugün genişleyen evren gerçeğiyle böylesine dikkat çekici şekilde örtüşmesi nasıl açıklanmalı?

AYETİN DEVAMI DA DÜŞÜNMEYE ÇAĞIRIYOR

Zâriyât Suresi’nin devamındaki ayetlerde yeryüzünün yaratılışına ve varlıkların çiftler halinde yaratılmasına dikkat çekiliyor.  ayetin sonunda ise insanlara bunun amacı açıkça bildiriliyor:

“Düşünüp öğüt alasınız diye...”

Dolayısıyla Kur’an'ın burada istediği şey yalnızca gökyüzüne bakmak değil.

Bakmak, düşünmek ve anlamaya çalışmak.

Belki de Zâriyât 47'nin bugün hâlâ tartışılıyor olmasının en dikkat çekici tarafı tam olarak burada yatıyor.

Yaklaşık 1400 yıl önce okunan birkaç Arapça kelime, modern insanı hâlâ gökyüzüne bakıp düşünmeye sevk ediyor.

Yorumlara Git

TGB Başkanı'ndan flaş sözler: İsrail'deki seçimin sonucunu biliyoruz

İddialar doğru çıktı: Oktay Saral istifa kararını Türkiye'ye böyle duyurdu

İBB, milyonluk itfaiye araçlarını çürütüyor

Darbeci baroya darbeci başkan

Mavi rengine aldanmayın! Süveyş’ten gelen bu denizanasına sakın dokunmayın