Dünya
Gübreye izin yok: Sofralar tehlikede!
Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar gübre sevkiyatlarını durma noktasına getirirken, Birleşmiş Milletler ekim sezonunun kaçırılabileceği uyarısında bulundu.
Dünya, bu hafta varil başına 110 doları aşan Brent petrolün fiyatıyla meşgulken arka planda daha yavaş gelişen ve daha tehlikeli bir kriz şekilleniyor: Gıda üretim döngüsünün başlangıcında yer alan gübre sevkiyatları Hürmüz Boğazı’nın gerisinde bekliyor.
Hürmüz’ün önemi petrol ve doğal gazla sınırlı değil. Savaştan önce küresel üre ticaretinin yaklaşık üçte biri ve deniz yoluyla taşınan kükürt ticaretinin yaklaşık yarısı boğazdan geçiyordu. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), uluslararası ticarete konu olan gübrelerin yüzde 30’a kadarının bu geçidi kullandığını tahmin ediyor.
Bu maddelerin önemini anlamak için izledikleri yolu takip etmek yeterli. Dünyada en yaygın kullanılan azotlu gübre olan üre, esas olarak doğal gazdan üretiliyor. Kükürt ise fosfatlı gübre üretiminde fosfat kayasını işleyen fabrikaların ihtiyaç duyduğu sülfürik aside dönüştürülüyor.
Başka bir deyişle, Körfez’de doğal gaz ve kükürt sevkiyatı durduğunda Hindistan’daki buğdayın, Afrika’daki mısırın ve Güneydoğu Asya’daki pirincin gübre tedariki etkileniyor.
Bu aksama da geçici olmadı. Uluslararası Gıda Politikaları Araştırma Enstitüsünün (IFPRI) bir değerlendirme notuna göre savaşın başlamasından altı aydan fazla süre geçmesine rağmen Körfez’den gübre sevkiyatları büyük ölçüde durmuş durumda.
Birleşmiş Milletler, mart ayından bu yana gübrelerin boğazdan geçişini güvence altına almak için bir çalışma grubu oluşturdu. Moreira da Silva’ya göre plan kağıt üzerinde hazır.
Plan, gemilerin kaydedilmesi ve güvenli geçişlerinin düzenlenmesi için Umman’da bir koordinasyon merkezi kurulmasını öngörüyor. Ayrıca Körfez limanlarında BM gözlemcilerinin sevkiyatları doğrulaması ve gemilerin geçiş sırasında takip edilmesi planlanıyor.
BM yetkilisi, günde yalnızca beş geminin geçişinin gübrenin en çok ihtiyaç duyan ülkelere ulaşmasını sürdürmek için yeterli olacağını söylüyor. Yetkiliye göre mekanizma, Washington ile Tahran arasında anlaşmaya varılmasından sonraki yedi ila on gün içinde devreye alınabilir.
Ancak bu anlaşmaya henüz varılmadı. Haziran ayında ilan edilen geçici ateşkesin çökmesinin ardından, İran’ın şartları ve ABD’nin önce nükleer meselenin ele alınmasındaki ısrarı nedeniyle görüşmeler tıkanmış durumda.
Moreira da Silva, planın devreye alınamamasının Asya ve Afrika’nın bazı bölgelerinde gıda güvenliği krizine yol açabileceği uyarısında bulundu.
Hindistan: Çiftçileri koruyan devlet desteği
Dünyanın en büyük gübre ithalatçılarından biri olan Hindistan, krizin etkilerinin nasıl yayıldığına açık bir örnek sunuyor.
Hindistan merkezli Civilsdaily adlı uzmanlık sitesine göre ithal kükürdün ton fiyatı, normal koşullardaki 150 ila 250 dolar seviyesinden yaklaşık 1.100 dolara sıçradı. Savaştan önce Hindistan’ın sıvılaştırılmış doğal gaz ithalatının yüzde 53 ila 54’ü Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden geliyordu.
Hindistan hükümeti, ABD, Umman, Nijerya ve Angola’dan spot piyasada daha yüksek fiyatlarla doğal gaz satın almak zorunda kaldı. Ülke ayrıca nisan ile haziran arasında üre ithalatını, bir yıl önceki düzeyinin üç katına çıkararak yaklaşık 2,5 milyon tona yükseltti.
Yeni Delhi yönetimi şimdiye kadar çiftçileri yüksek fiyatlardan korumayı başardı ancak bunun bedeli, bütçe tahminlerini aşan devlet desteklerine yansıdı. Hükümet kaynakları aynı ölçüde çeşitlendiremediği için fosfatlı gübreler ise risklere en açık ürünler olmaya devam ediyor.
Gıda fiyatları yüksek seviyelere yaklaşıyor
Sorun gübreyle de sınırlı değil. Çiftçilerin makinelerini çalıştırmak için motorine, ürünlerin pazarlara ulaşması içinse kamyonlara ve gemilere ihtiyacı var.
Reuters’a göre ABD’den Japonya’ya büyük bir tankerle bir varil petrol taşımanın maliyeti, savaş öncesindeki 8,60 dolardan yaklaşık 40 dolara yükseldi. Karadeniz’den Güneydoğu Asya’ya uzanan hat gibi bazı güzergahlarda tahıl taşımacılığı ücretleri de yaklaşık yüzde 50 arttı.
Bu baskılar gıda fiyatlarına yansımaya başladı. Temel gıda ürünlerinden oluşan bir sepetin fiyatlarını izleyen FAO Dünya Gıda Fiyatları Endeksi, eylülde yüzde 1,5 artarak 136 puana çıktı. Bu, Kasım 2022’den bu yana görülen en yüksek seviye oldu.
Artışa tahıllar öncülük etti. Tahıl fiyat endeksi bir ayda yüzde 5,1, yıllık bazda ise yüzde 17,2 yükseldi. Şeker fiyatları bir ayda yüzde 6,1 artarken bitkisel yağ fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 18,3 yükseldi. Reuters’a göre buğdayın fiyatı da 2026’nın başından bu yana yüzde 30’dan fazla arttı.
FAO Başekonomisti Maximo Torero, yaşananları “emtia fiyatlarında giderek daha geniş alana yayılan, sürekli bir birikimli artış” olarak nitelendirdi.
İngiltere merkezli IBTimes sitesine göre Torero, bu baskıların “yıl sonuna doğru, gelecek yılın başında ve muhtemelen gelecek yıl boyunca daha büyük bir etki” yaratacağı uyarısında bulundu.
Üçlü şok
Mevcut krizi daha tehlikeli kılan etken, sorunun tek bir kaynaktan doğmaması. Gübre ve yakıtın yanı sıra önemli tarım bölgeleri, El Nino hava olayıyla bağlantılı kuraklıkla mücadele ediyor.
Hindistan’da haziran ve temmuz aylarındaki muson yağışları normal seviyenin yüzde 12,6 altında gerçekleşirken Endonezya’da pirinç fiyatları rekor seviyelere ulaştı.
Aynı zamanda Karadeniz’deki tahıl ihracatı altyapısı, Rusya-Ukrayna savaşı kapsamında tekrarlanan saldırılara maruz kalıyor.
Torero, çiftçilerin daha pahalı gübre ve daha pahalı yakıttan oluşan “maliyetlerde çifte şokla” karşı karşıya olduğunu söylüyor. Kuraklık da eklendiğinde bu şok üçe çıkıyor.
Buradaki tehlike yalnızca bugünkü fiyat artışlarıyla sınırlı değil. Gübre fiyatı yükseldiğinde birçok çiftçi kullanımını azaltıyor ve bunun sonucunda bir sonraki sezonda ürün miktarı düşüyor. Yani bugünkü gübre krizi, gelecek yıl gıda kıtlığı olarak ortaya çıkabilir.
Kriz uzarsa ne olur?
Ortaya konulan senaryolar endişe verici bir tablo çiziyor. Uluslararası Ticaret Odası, ağustos ayında yayımladığı bir raporda, aksaklıkların sürmesi halinde tahıl fiyatlarının yüzde 81’e, yağlı tohumlu ürünlerin yüzde 66’ya, hayvansal ürünlerin ise yüzde 30’a kadar artabileceğini öngördü.
Buna karşılık küresel gıda fiyatları, Rusya-Ukrayna savaşının ardından FAO endeksinin yaklaşık 160 puana ulaştığı Mart 2022’deki zirvenin altında bulunuyor. Örgüt ayrıca 2026/2027 sezonu sonunda küresel tahıl stoklarının yaklaşık 950 milyon tona ulaşacağını tahmin ediyor.
BM yetkililerine göre belirleyici unsur ise zaman. Gübre taşıyan gemilere yol açacak bir anlaşma olmadan geçen her hafta, ekim sezonunun sonunu yaklaştırıyor ve krizi en kırılgan ülkelerdeki ailelerin sofralarına biraz daha taşıyor.