Dünya
İsrail’de halk ‘savaş’ dedi! 7'den 70'e teröristler
İsrail’de gerçekleştirilen seçimlerde, siyasetçilerin olduğu kadar toplumun da soykırımcılardan yana olduğu ispatlandı. Siyonist katliamcılar iki ayrı blok olurken, 19 sandalye kazanmasına rağmen Arap partileri yine dışlanacak. İsrail halkının siyonist siyasi çerçevenin güçlü olmasından yana tavır aldığını belirten Dış Politika Derneği Başkan Yardımcısı Ahmet Akay Azak, soykırım politikasının önümüzdeki günlerde de devam edeceğini vurguladı.
SEBAHATTİN AYAN İSTANBUL
Kurulduğu günden bu yana bölgemizi kan gölüne çeviren siyonist İsrail’in devlet değil terör oluşumu olduğu bir defa daha tescillendi. Kendi yalan tarihleriyle kendilerine vaad edilmiş topraklar oluşturmaya çalışan katil oluşumda sandıktan yine katliam, savaş ve soykırım çıktı. 7 Ekim 2023’ten beri seçimlere etki etmek için ABD işbirliğinde İran’a ve Lübnan’a saldırarak çoluk çocuk, genç yaşlı kadın erkek demeden katleden İsrail’de gerçekleştirilen seçimlerde Netanyahu’nun ittifakı 53, Eisenkot’un öncülük ettiği blok ise 48 sandalye elde etti. Hiçbir blok, hükümeti kurabilmek için gerekli olan 61 milletvekiline ulaşamadı. Arap partilerinin oluşturduğu Ortak Liste ile Raam Partisi’nin 19 sandalye kazanması, bu partileri hükümet arayışında kritik bir konuma taşıdı. İsrail’de sağın siyasi manzaraya hakim olması, Siyonist yapının seçimlerle değişmeyeceği ve İsrail’in Yahudi ırkçılığı temelinde işgal ve savaşı destekleyen bir yapı olduğu gerçeğini yeniden ortaya koyarken konuyla ilgili gazetemize konuşan uzmanlar, İsrail’de herkeste siyonist düşüncenin hakim olduğunu ve yöneticileri de cesaretlendirdiğini belirtti.
NETANYAHU’YA İTİRAZ EDENLER SAVAŞA ‘EVET’ DEDİ
Dış Politika Derneği Başkan Yardımcısı Ahmet Akay Azak, “Yalnızca İsrail’deki bir seçim sonucunu değil, İsrail toplumunun güvenlik anlayışını, Filistin meselesine yaklaşımını, Siyonizmin siyasal sistemdeki yerini ve savaşın toplumsal meşruiyetini sorgulayan önemli bir meseleye işaret ediyor. Üç önemli sac ayağı var bu seçimlerin bize gösterdiği... Seçmenlerin neye oy verdiği, İsrail siyasetinde hangi fikirlerin ortak zemin oluşturduğu ve bunun Filistinlilerin geleceği açısından ne anlama geldiği. Seçim sonuçlarına baktığımızda, İsrail toplumunun önemli bir bölümü askerî güç merkezli güvenlik anlayışının ve Siyonist siyasal çerçevenin güçlü olduğunu gösteriyor; lakin tüm seçmenlerin savaşın sürmesini istediğini tek başına kanıtlamıyor elbette. Güvenlik kaygısı: Terör Devleti İsrail’in 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından güvenlik, askerî caydırıcılık ve İran tehdidi seçim siyasetinin merkezinde yer aldı. Bu gelecek kaygısı, seçmenlerin askerî operasyonları desteklemesinde etkili olduğunu gösteriyor. Siyasal kimlik: Bazı seçmenler için İsrail’in Yahudi devleti niteliğinin korunması her şeyden önce geliyor. İç siyaset: Toplum içindeki Askerlik yükümlülüğü, ultra-Ortodoks kesimlerin askerlikten muafiyeti, hükümetin başarısızlıkları ve Netanyahu’nun siyasi geleceği de seçim tercihlerini etkiledi. Açıkcası bebek katili Netanyahu’ya oy veren herkesin aynı gerekçeyle hareket ettiğini söylememiz mümkün değil. Dolayısıyla savaşın ve askerî gücün belirleyici olduğu bir siyasi ortamda bu politikaları sürdüren aktörlerin güçlü seçmen desteği bulması, ciddi bir toplumsal ve siyasal sorgulamayı gerektiriyor. Şahsi kanaatim meselenin en dikkat çekici ve tehlikeli noktalarından biri de bu. Ortodoks kesiminin askerlikten muafiyeti, hükümetin başarısızlıkları ve Netanyahu’nun siyasi geleceği de seçim tercihlerini etkiledi. Netanyahu, güçlü bir sağ koalisyon kurmayı, askerî caydırıcılığın devam etmesini ve İsrail’in güvenlik tehditlerine karşı sert politikalar izlemeyi savunmaya devam edeceğini görmekteyiz. Seçime giren diğer liderler Netanyahu’ya karşı çıkması, onun Filistin meselesinde Netanyahu’dan bütünüyle farklı bir ideolojik çizgide olduğu anlamına gelmez. Buradan yola çıkarak net olarak şunu söyleyebiliriz; Eisenkot’un yükselişini doğrudan bir barış hareketinin yükselişi olarak yorumlamak kesinlikle doğru değildir. Onun siyasi programının hangi konularda değişim önerdiğine, hangi konularda mevcut politikaları sürdürdüğüne ayrı ayrı bakmak gerekir. Son olarak şunu söyleyebilirim; Bu seçim, yalnızca İsrail’in geleceği açısından değil, Ortadoğu’da kalıcı barışın hangi şartlarda mümkün olabileceğini anlamak açısından da önemlidir” şeklinde konuştu.