Aktüel
Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk! (2)
Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal 'Günlük Hayatımızda Tevhid ve Şirk! (2)' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;
Kur'an ve Sünnet gayet tabii olarak, en fazla hakiki imana, yani şirkin reddi ile Tevhidi kabul ve teslimiyete vurgu yapar. Çünkü ibadetler ve bütün herşey, (usul) sahih bir imandan sonra (füru) gelir.
Bu bakımdan Kur'an; deist, agnostik, ateistlerle pek ilgilenmez. O, zaten bir Tanrı inancı olup, buna şirk bulaştıran müşrik, Musevi ve İsevi ile ilgilenir daha çok. Onlarla polemiğe girer, tartışır ve deliller sunar. Zira mutlak Tanrısız pek azdır, belkide yoktur. Yanlış Tanrı inançları, sahte Tanrılar ve muharref dinleri reddeder.
Bu sebeple Kur'an-ı Kerim ve Sünnet, en önemli ve öncelikli hakikati ifade eden Kelime-i Tevhid'de; "Allah vardır ve birdir" yerine "Allah'tan başka ilah yoktur" mottosunu vurgular. Halbuki mantıken ve felsefi olarak, birliği (tevhidi), savunulacak olanın, öncelikle varlığı ifade edilmelidir. Nitekim Kelam ilmi Allah'ın zati sıfatlarını sayarken, vücut (varlık), kıdem (ezeliyet), beka (ebediyet), muhalefet'ün-lil havadis (hiçbir varlığa benzememek), kıyam bi-nefsihi (kendi zatıyla var olmak), vahdaniyet (bir olmak) sırasına dikkat eder. Bir olma ve Tevhid en son ifade edilmiş oluyor! Bu mantıki ve felsefi bir sıralamadır. Fakat Kur'an bir felsefe ve nazariyat kitabı olmadığından direkt pratik vahdaniyet üzerinde durur. Esasen Tevhid ilkesi mantıken, diğer zati sıfatları zımnen de olsa içerir. Eşsiz, benzersiz ve bir olanın Vücut, Kıdem ve Bekası da mantıken zorunludur!
Şirk; Allah'ın zatında, sıfatlarında, ilminde ve ibadete layık olmasında O'na bir başkasını denk tutmak ve ortak koşmaktır. En büyük ve affedilmeyecek günahtır! "Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez, bundan başka dilediğini affeder. (Nisa 48) Şirk koşan ve bu hal üzerine (tövbe etmeden) ölen kimse affedilmez ve ebediyen cehennemlik olur. O halde bir insanın en büyük meselesi iman fakat, mutlaka en ufak şirk koşmadan ve tevhidi iman olmalıdır.
Fakat tevhidi imana ermek ve korumak o kadar kolay olmuyor ki, "İnsanların çoğu, Allah'a ancak ortak (şirk) koşarak inanırlar." (Yûsuf 106) buyurulmuştur. Bu sebeple, açık olmayan, kalpte veya amellerde gizli bir şekilde gerçekleşen "şirk-i hafi" dahi çok dikkat gerektiren bir günah türüdür.
Gizli ortaklık: Kalbin yalnızca Allah'a ait olması gerekirken, yapılan ibadetlere veya günlük işlere Allah'ın rızasının yanı sıra başka niyetlerin (nefis, şöhret, başkalarının beğenisi) karıştırılmasıdır. Şirk-i hafi doğrudan büyük küfür ve dinden çıkma (tekfir) sebebi de sayılmaz; ancak kişiyi riyaya ve manevi zarara sürükleyerek ihlası zedeler, iman kaybı riskini artırır.
Şifayı doktordan veya ilaçtan, rızkı tarladan, patrondan ve vesilelerden bilip; gerçek yaratıcının ve verenin Allah olduğunu unutarak sebebleri müstakil bir güç gibi görmek (mesela; "Doktor olmasaydı kesin ölürdü" gibi ifadeler.) şirkaluddurlar.
Hristiyan ve Museviler, "ehl-i kitap" statünde müşriklerden üstün tutulmuşlardır. Kadınlarıyla evlenilebilir, kestikleri yenebilir. Muharrefte olsa İncil ve Tevrat, mehazlarındaki hakikate binaen aziz sayılmışlardır. Müslüman müfessirler, bazen İncil ve Tevrata atıf yaparlar! Müşrik İran ile ehl-i kitap Roma savaşında, müşrikler Müşrik İranı tutarlarken, Müslümanlar Hristiyanları tutmuşlardır. (Rum Suresi 1-5 ayetler)
Öyle olmakla birlikte ehl-i kitap, Allah'ı birlemede, ali ve mukaddes Tevhid hakikatinde, İslam inanç sisteminden pek geridedirler. "Yahudiler, 'Üzeyr Allah'ın oğludur' dediler. Hristiyanlar da 'Mesih (İsa) Allah'ın oğludur' dediler. (Tevbe Suresi 30) Mekke müşrikleri ise meleklere "Allah'ın kızları" derler. (Saffat Suresi 149-153 ayetler)
Böylelikle, oğulları, kızları, elbette eşi, yani ailesi olan bir Tanrı inancı,Tevrat ve İncilin orijinali rağmına boy vermiştir. Şirk en fazla, Allah'ı yaratmış olduğu insan ve ailesine veya yüceltilen bir insanın Tanrı sayılmasına veya benzetilmesine hükmedilerek tezahür ediyor! Hristiyanlıkta, baba, oğul, kutsal ruh anlayışı.
Buna insan biçimli Tanrı anlayışı Antropomorfizm (müşebbihe, tescim) diyoruz. Yunan ve sair mitolojiler de üstün bir tek Tanrı (baba Zeus) yanında, eşi, çocukları, (Tanrılar) kıskançlıkları ve mücadeleleri üzerine kuruludur.
Bu insanda (psikoloji ve sosyal psikolojide) çok kuvvetli sapkın bir damardır. Müteal (aşkın, transandaltal) bir Tanrıya inanmakla birlikte, ona şirk koşmadan, eş ve çocuklar, aile, atfetmeden inanamıyorlar! Zira "İnsanların çoğu ancak Allah'a şirk koşarak inanırlar." Mesele, insanların inançsızlığı değil, şirk koşmadan inanmamaları veya inanırken çoğunun şirk koşarak inanmaları! Devam edeceğiz...