Gündem
“Eğlence” maskesiyle kimlik çöküşü yaşanıyor
Yılbaşı, sevgililer günü gibi Hırıstiyan Batı adetlerinin kutlanışına, pagan festivaline dayanan Cadılar Bayramının da eklenmesi, kültürel yabancılaşmayı gözler önüne serdi.
Sebahattin Ayan İstanbul
Yılbaşı, sevgililer günü gibi Hristiyan batı adetlerinin kutlanışıyla başlayan batı hayranlığı gençlerimizi adım adım etkisi altına alıyor. Hindistan’da Holi adı verilen toz festivalini Kuzey Kore’den K-Pop akımına kapılan gençler şimdi de kökleri binlerce yıl önceye antik Keltlerin pagan festivaline dayanan Cadılar Bayramı kutlaması pes dedirtti. 31 Ekim akşamı İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin neredeyse her ilinde sapkın Keltlerin pagan geleneği olan Cadılar Bayramını kutladı.
Seküler-laik dayatma
Ülkemizde de düzenlenen Cadılar Bayramı etkinliklerinde, sokaklarda tuhaf görüntülere sahne oldu. Yüzlerini çeşitli makyajlarla boyayan, cadı, şeytan ve hayalet kostümleri giyen binlerce kişi, eğlence mekânlarına girebilmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Müslüman Türk kültüründe hiçbir karşılığı bulunmayan bu kutlamalara gösterilen yoğun ilgi, toplumun seküler-laik kesiminde yaşanan kültürel yabancılaşmayı gözler önüne sererken, konuyla ilgili gazetemize konuşan ilahiyatçılar, söz konusu skandal etkinliklerin dinimizde yeri olmadığını insanı küfre götürecek bir özentilik olduğunu ve gençlerin bu tür sapkın akımlardan uzak durması gerektiğini vurguladı. Konuyla ilgili gazetemize konuşan ilahiyatçı yazar Ahmet Tahiroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
KİMLİK ÇÖKÜŞÜ YAŞANIYOR
“Bugün Cadılar Bayramı adı altında düzenlenen pek çok etkinlikte alkolün su gibi aktığı, haya sınırlarının bilinçli olarak yıkıldığı, bedenin teşhir edildiği ve cinselliğin eğlence bahanesiyle istismar edildiği manzaralarla karşılaşıyoruz. Bazı mekânlar için bu gece, yalnızca ticari bir fırsat; kimileri içinse ahlaki sınırları zorlamanın, hatta zina ve fuhuşa varan davranışları ‘eğlence’ diye meşrulaştırmanın kapısı hâline gelmiş durumda. Bu, masum bir kostüm partisi değil; ahlakın, mahremiyetin ve edep duygusunun bilinçli olarak tahrip edildiği açık bir yozlaşmadır. Asıl vahim olan, bu kültürün artık yalnızca Batı’ya ait kalmayıp İslam beldelerine, hatta kendi toplumumuza kadar sızmasıdır. Kostüm partisi diye başlayan şey, yavaş yavaş değerlerimizin üzerine örtülen bir perdeye, kimliğimizi çözmeye yönelik sessiz ama sistemli bir saldırıya dönüşüyor. Bu aynı zamanda bir kimlik ihanetidir, gaflettir. Bizim medeniyetimizin temeli aile, mahremiyet, edep ve hayadır. Türk-İslam tarihinin bin yıllık tecrübesinde Cadılar Bayramı’na dayanan hiçbir dinî gelenek yoktur. Buna rağmen başka milletlerin eski inançlarından doğmuş, bugün de ticari ve ahlaki yozlaşmayla iç içe geçmiş bir kutlamanın, modernlik ve eğlence adıyla benimsenmesi, kabul edilemez bir zafiyet ve bilinçsiz bir teslimiyettir. Kültür alışverişi kaçınılmazdır. Fakat her yabancı unsuru almak, gelişmişlik göstergesi değildir. Bazen bir toplum, kendisine ait olmayan gölgeleri tüketirken kendi ışığını farkında olmadan söndürür. Ahlaki çöküntü bir gecede olmaz.
İTİRAZIMIZ TAHRİBATA
Önce değerler önemsizleştirilir, sonra mahremiyet sıradanlaştırılır, nihayetinde yanlışlar özgürlük ve eğlence adı altında normalleştirilir. Bu süreç, masum bir alışkanlık değil; fıtratımızdan uzaklaştıran sistemli bir yozlaşmadır. Bizim itirazımız eğlenceye değil; eğlence adı altında ahlakın, hayanın ve aile yapısının bilinçli olarak tahrip edilmesinedir. Çünkü bir milletin geleceği yalnızca ekonomik, teknolojisiyle veya şehirlerinin ihtişamıyla ölçülmez. Asıl ölçü, koruyabildiği aile yapısı, ahlakı, inancı ve kültürel kimliğidir. Bunları feda eden toplumlar, er ya da geç kendi kimliklerini de kaybederler. Her yabancı geleneği modernlik, her ahlaki sınırı aşmayı özgürlük, her yozlaşmayı da eğlence zannetmeyelim. Bizim ihtiyacımız, başkalarının gölgelerine sığınmak değil; kendi medeniyetimizin ışığını korumak, fıtratımızdan uzaklaşmamaktır.”