Gündem
Burhanettin Duran'dan flaş açıklama: Teyakkuz halindeyiz!
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, devletin provokasyonlara karşı teyakkuz halinde olduğunu söyledi.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran "Ortak Gelecekte Biriz" İletişim Kampanyası lansmanında açıklamalarda bulundu.
Duran'ın açıklamalarının satırbaşları:
Toplumsal kardeşliğin güçlenmesinden rahatsızlık duyan çevreler var.
Provokasyonlara karşı teyakkuz halindeyiz.
“Bir toplumu güçlü kılan en önemli unsurlardan biri, elbette ortak bir gelecek etrafında buluşabilme iradesidir. Ortak gelecek, yalnızca geçmişten devraldığımız değerleri korumak değil, aynı zamanda gelecek nesillere nasıl bir ülke bırakacağımıza ilişkin ortak bir sorumluluk üstlenmektir. Farklılıklarımızla birlikte yaşayabilmek, birbirimizin hukukunu gözetmek ve aynı geleceğin inşasına katkı sunabilmektir.”
“İletişim Başkanı olarak, ‘Ortak Gelecekte Birlik’ temasıyla bir iletişim seferberliği başlatıyoruz. Bugünkü panelimiz de bu iletişim seferberliğimizin ilk ayağını oluşturmaktadır. Hem panelimizin hem de Ortak Gelecekte Birlik projemizin Millî Dayanışma ve Kardeşlik Süreci’ne anlamlı katkılar sunmasını temenni ediyorum.”
“Bugün tarihî bir eşikte durmaktayız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge ideali, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla kısa sürede ülkemizin geleceğine ilişkin kapsamlı bir hedefe dönüşmüştür. Uzun yıllardır ağır bedeller ödediğimiz terör sorununu, Gazi Meclisimizde milletimizin menfaatleri doğrultusunda ve hukuki bir zeminde ele almak, ülkemiz için son derece önemli bir fırsattır. Bu süreç; gündelik yaşamdan ekonomik kalkınmaya, turizmden eğitime kadar pek çok alanda yeni imkânların kapısını aralamaktadır. Bölgeye yönelik yatırımlar artacak, enerjiden turizme yeni alanlar gelişecek, üretim ve istihdam güçlenecektir. Daha da önemlisi, artık terörün karanlık günlerinden uzaklaşarak gelecek nesillere acı ve kayıplarla dolu bir miras bırakmayacağız. Ancak özellikle vurgulamak isterim ki terörün sona ermesi başlı başına büyük bir kazanım olmakla birlikte, gelecek tasavvurumuz bundan ibaret değildir. Asıl mesele, terörün gölgesinden kurtulan Türkiye’nin sahip olduğu imkânları nasıl değerlendireceği, toplumsal bağlarını nasıl güçlendireceği ve gelecek nesillere nasıl bir ülke bırakacağıdır.”
“Güvenliğin kalıcı huzura, huzurun toplumsal bütünleşmeye, toplumsal bütünleşmenin ise ortak refah ve kalkınmaya dönüştüğü bir gelecek hedefliyoruz. Toplumsal ve ulusal huzurumuz, dış gelişmeler karşısında en büyük gücümüz ve direncimiz olacaktır. Bu tarihî hedefin TBMM’de karşılık bulması, demokrasimiz açısından ayrıca önem taşımaktadır. Meşruiyet zeminini yüce Meclisimizden alan bu sürecin, Meclisimizin otoritesi sarsılmadan ve milletimizin hassasiyetleri gözetilerek yürütülmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’un öncülüğünde Meclis çatısı altında yürütülen çalışmalar, farklı siyasi görüşleri diyalog ve uzlaşı zemininde bir araya getirmiştir. Bu çalışmalar sonucunda hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin 467 milletvekilinin onayıyla kabul edilmesi, sürecin demokratik meşruiyetini ve milletimiz adına taşıdığı önemi ortaya koymaktadır. Çünkü ortak geleceğimiz, farklı görüşlerin ve beklentilerin demokratik bir zeminde konuşulabilmesiyle inşa edilecektir. Meclis çatısı altında ortaya konulan diyalog ve uzlaşma iradesi, toplumsal hayatımız açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir.”
“Bildiğiniz üzere Türkiye, kırk yılı aşkın süredir terör nedeniyle büyük kayıplar yaşamıştır. Şehitlerimiz ve gazilerimiz, canları pahasına bu vatanı savunmuş, milletimizin hafızasında silinmez bir yer edinmişlerdir. Onların fedakârlıkları ve hatıraları daima başımızın tacıdır. Bizler bin yılı aşkın süredir bu topraklarda birlikte yaşıyoruz. Etnik unsurlar, dinî topluluklar ve yerel güçler arasındaki farklılıkların ayrıştırıcı bir unsur olarak kullanılmasına izin vermemeliyiz. Bu toprakların ortak tarihi, kaderi ve geleceği hepimize aittir.”