Gündem
84 sayfalık karalama raporu: Türk varlığı Avrupa için büyük tehdit
Avusturya merkezli Siyasi İslam Dokümantasyon Merkezi’nin yayımladığı 84 sayfalık karalama raporunda, Avrupa’daki Türk varlığı ve Müslüman sivil toplum yapıları hedef alındı. DİTİB, Millî Görüş ve Türk diasporasını “güvenlik tehdidi” gösteren bu algı çalışması, Batı’daki İslamofobik yaklaşımı ve Filistin dayanışmasına duyulan stratejik hazımsızlığı bir kez daha gözler önüne serdi.
Avusturya Siyasi İslam Dokümantasyon Merkezi’nin (DPI) yayımladığı 84 sayfalık yeni çalışma, Batı’nın Türkiye’ye ve Avrupa’daki Müslüman kuruluşlara yönelik yürüttüğü sistematik karalama kampanyasını ve algı operasyonlarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Avusturya merkezli kurumun hazırladığı raporda, Türkiye’nin Avrupa’daki sivil, dini ve sosyal varlığı doğrudan hedef alınarak Türk-İslam ağlarının “Avrupa’nın birliğini, güvenliğini ve sosyal uyumunu tehdit ettiği” ileri sürüldü. Batılı idari mekanizmaların Müslümanların meşru sivil örgütlenmesini güvenlik tehdidi olarak yaftalama çabasını yansıtan raporda, Ankara’nın dış politikası ve Avrupalı Müslüman topluluklarla ilişkileri hakkında bir dizi iddia ortaya atıldı.
Raporda aktarılan bilgilere göre, Türkiye hükümetinin Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel güçlerle son dönemde daha pragmatik ve diplomatik temaslar geliştirdiği öne sürülürken, Ankara’nın Hamas’a yönelik açık ve aktif desteğini sürdürdüğü iddia edildi. Raporda, Türkiye’nin Avrupa’daki insani yardım kuruluşları ve “hayır dernekleri” vasıtasıyla fon aktarımına imkân sağladığı savunularak, bu durumun Avrupa güvenlik otoriteleri için doğrudan kriz ve risk alanları oluşturduğu ileri sürüldü.
İslami yardım faaliyetlerini hedef alan bu basmakalıp söylem, raporda Türkiye ve Filistin dayanışması üzerinden yeniden kurgulandı.
TÜM FALİYETLERİ GÜVENLİK TEHDİDİ OLARAK GÖSTERDİLER
Avusturya merkezli (DPI araştırması, Müslümanların sivil toplum haklarını, dini kurumsallaşmasını ve sosyal faaliyetlerini hedef alarak, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Avrupa’da hizmet veren Türk-İslam Diyanet İşleri Birliği (DİTİB) ile İslam Toplumu Millî Görüş (İMG) gibi köklü yapıların faaliyetlerini “nüfuz operasyonu” iddiasıyla tahrif etmeye çalıştı.
Raporda DİTİB ve Millî Görüş’ün yanı sıra Avrupa Müslüman Gençlik ve Öğrenci Örgütleri Forumu (FEMYSO) ile Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi gibi kurumlar arasındaki iletişim ağları işlenerek; ortada tek merkezli bir yapı kurulduğuna dair hiçbir delil bulunmadığı itiraf edilmesine rağmen, Müslümanların tüm meşru temasları ve gençlik çalışmaları birer “güvenlik tehdidi” gibi sunulmaya çalışıldı.
TÜRK VARLIĞINDAN RATSIZLAR
Ayrıca raporda, Türkiye merkezli yayın organlarının ve diaspora medyasının, Avrupa’daki Müslüman topluluklar arasında Filistin lehindeki anlatıları yaydığı iddia edilerek bu yayın faaliyetlerinin “sosyal uyuma ve kamu düzenine karşı sürekli bir tehdit” oluşturduğu öne sürüldü.
Avusturya’daki kurumun Müslüman sivil toplumunu, dini idareleri ve Filistin halkına verilen insani desteği güvenlik parantezine alma çabalarını yansıtan bu rapor; Batı’nın İslamofobik ön yargılarını, anti-İslam söylemlerini ve Avrupa’daki Türk varlığına yönelik duyduğu stratejik rahatsızlığı bir kez daha deşifre etmiş oldu.