Gündem
‘Türk toplumuna yakışan bir muhalefet yok’ Ekrem İmamoğlu yanlış at
CHP 38. Olağan Kurultayı’nda partinin başına geçen Özgür Özel ve “Değişimcilere” karşı başlattığı hukuk mücadelesi “Mutlak butlanla” sonuçlanarak ülke siyasetinde önemli bir kırılmaya yol açan, CHP’li eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş Akit’e konuştu. İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı hedefi ve bu hedef doğrultusunda yürütülen siyasi sürece ilişkin konuşan Savaş, “İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı yapmak için parti lazımdı” dedi. Projeyi kurgulayanların yanlış tercih yaptığını savunan Savaş, “Yanlış ata oynadıklarını fark etmişlerdir” dedi.
Duruşma 11 Kasım’a Ertelendi
Lütfü Savaş, 15 Şubat 2025’te Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak 38. Olağan Kurultay’da bazı delegelere para, menfaat ve görev vaadinde bulunularak iradelerinin sakatlandığı gerekçesiyle, kurultayın iptalini ve mevcut parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasını talep etti. Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı reddetti. Kararın istinafa taşınması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026 tarihinde kurultayın “mutlak butlan” nedeniyle iptaline hükmetti. Özgür Özel yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılırken, Kemal Kılıçdaroğlu ve 2023 öncesi parti organlarının göreve iadesine karar verildi. Yine Lütfü Savaş ve bazı delegelerin suç duyuruları üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Siyasi Partiler Kanunu’nun 112. maddesi uyarınca “oylamaya hile karıştırılması” suçlamasıyla yürütülen soruşturma tamamlanırken, Haziran 2025’te hazırlanan iddianame ile aralarında Ekrem İmamoğlu, Özgür Çelik ve Cemil Tugay’ın da bulunduğu 12 sanık hakkında 3 yıla kadar hapis istemiyle Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu dosyada mağdur sıfatıyla yer aldı. 6 Kasım 2026’da devam eden yargılamada mahkeme, Lütfü Savaş’ın da “mağdur” sıfatıyla davaya katılma talebini kabul ederek duruşmayı 11 Kasım 2026 tarihine erteledi.
CHP TERTEMİZ YOLUNA DEVAM ETSİN DİYE BU DAVAYI AÇTIM
Sayın Savaş, 38. Olağan Kurultay’ı neden mahkemeye taşıdınız?
Siyaseti önce ülkemiz için sonra şehirlerimizdeki insanlarımız için sonra ailemiz, sonra kendimiz için yapıyoruz. Kendimizden başlayarak siyaset yapmayız. Bunu böyle yapan herkes de demokrasiden dem vuruyor. Dürüstlükten dem vuruyor. İşte ülke gerçekliklerinden, hakkaniyetten dem vuruyor. Cumhuriyet Halk Partisi savaş meydanlarında yokluk içerisinde kurulmuş bir parti. Ve bu ülkenin kurtarıcısı, Cumhuriyetin kurucusu tarafından Türk milletinin siyaset mektebi olarak kurulduğu söylenen bir parti. Atatürk, Balıkesir’de bir camide Cuma nanazını kıldıktan sonra halkla sohbetinde “Yeni bir parti kuracağız” diyor. “Bu parti halkımızın, siyasetin ahlak mektebi olacak ve tüm kesimlere hitap edecek” diyor. O parti Cumhuriyet Halk Partisi. Şimdi bakıyorsunuz siyasetin geldiği noktaya. Bütün siyasi partiler kendi parti programlarında, ülke sıkıntılarının nasıl gidereceklerini konuşmadan sadece birbirlerinin yaptığı hataları konuşuyorlar. Hal böyle olunca her partinin kendine çeki düzen verilmesini gerektiğini düşündüm. Bunun dışında Sayın Cumhurbaşkanı dört-beş defa Sayın Özgür Özel’le ilgili konuşurken “Şaibeli Kurultay’ın genel başkanı” dedi. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bir televizyon programında “ya buna niye kimse cevap vermiyor?” dedi. “Genel Başkan, arkadaşları buna bir cevap versin” dedi. Onun konuşmasından da sonra hiçbir şey yapılmadı. Benim de bu zoruma gitti. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nde on sene Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış bir insanım. Ve ben bunun mahkemece çözülmesini istedim. Yani siz hastalanınca nereye gidiyorsunuz? Doktora gidiyorsunuz. Eğer bir konuda hukuki bir münazara yapmak gerekiyorsa hukuka gitmek lazım. Hukuken Cumhuriyet Halk Partisi’nde şaibe var mı? Varsa bunu yapanlar ortaya çıksın. Yoksa da Cumhuriyet Halk Partisi tertemiz yoluna devam etsin diye bu davayı açtım. Herhangi kimseyi bir töhmet altında bırakmak için açmadım. Yani bu işin başlangıcı böyle oldu. Oradan buraya kadar geldik. Orada bizim Kurultay’da gördüklerimiz vardı. Kurultay’da ve Kurultay sonrası duyduklarımız vardı. Ben savcı beye bildiklerimi ifade ettim. “Bunun ortaya çıkması için mahkemeye başvurmak istiyorum. Davacıyım” dedim. Oradan bu günlere geldik. Siyasi partilerin görevi neyse onu yapması lazım. Yaparken de söylemler ve eylemlerin örtüşmesi lazım. O nedenle dava açtım ve açtıktan sonra da konu buraya kadar geldi. Şu anda Yargıtay aşamasında onu bekliyoruz.
ADAY YAPTIKTAN SONRA “SENİN ANKETLERİN KÖTÜ ÇIKIYOR” DEDİLER
Kendilerine “Değişimciler” diyen Özel-İmamoğlu ekibi CHP’yi ele geçirdikten sonra belediyelerde çok sayıda yolsuzluk yapıldı soruşturmalar, davalar sürüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizden herhangi bir maddi talep oldu mu bu süreçte?
Benden kimse maddi bir beklentiye girmedi. Sadece beni ikinci MYK toplantısında aday yaptılar. Ondan sonra aday olarak çağırdılar aday tanıtımına. Aday tanıtımına çağırdıkları “sabah görüşelim” dedi genel başkan yardımcısı. Gittiğimde “ya senin anketlerin kötü çıkıyor” dedi bana. Dedim “benim anketlerim 50 buçuk, 54 buçuk arasında çıkıyor. Bunu siz de bana söylediniz. ‘Diğer beş adayın toplamının dört katı çıkıyorsun. Senden başkasını aday yapamayız’ diye söylediniz ve bana adaylık için davetiye gönderdiniz. Adaylığımı ilan ettiniz dedim. “Aday yapmazsanız da ben tek başıma çıkıp bağımsız aday olacağım” dedim. Daha sonra mecburen beni aday yaptılar. Ama benim ne Özgür Özel’le ne de Ekrem İmamoğlu’yla bir sorun olmadı bugüne kadar. O zaman da olmamıştı. Adaylık sürecinde yalnız şöyle bir şey oldu: Deprem oldu, depreme birlikte sanki oradaki o on bir şehirdeki depremi ben yapmışım, bütün hata bendeymiş gibi. Üzerime bütün televizyonlarda çok gelindi. Ama en çok CHP’ye yakınlığıyla bilinen televizyonlar üstüme geldi. Konuşmacılar, haber sunanlar, hepsi benimle alakalı hep negatif şeyler konuştular. MYK üyeleri, Parti Meclisi üyeleri falan da her gün benim aleyhimde bir şeyler söyledi. Adaylık öncesi adaylık sonrası da bunun dışında sosyal medya paylaşımlarında aleyhimde çok aşırı bir kampanya yürütüldü. Bu enteresandır. Bu kampanyada aleyhimde yazı yazanların yüzde 67’si İmamoğlu’yla ilgili trol hesaplarıydı. Biz hem aynı takım arkadaşıydık hem de onu methedenler benimle alakalı böyle kötü kelimeler kullanıyordu. Bunu o zaman da anlamamıştım. Şimdi de anlamıyorum.
BUGÜNE KADAR KİMSE BENİM HAKKIMDA BİR ŞİKAYETTE BULUNMADI
Sizin akçeli işlerle işiniz olmadığı için olabilir mi bu tavır?
Çok şükür bugüne kadar kimse benim hakkımda ne ahlaki ne de ekonomik anlamda birilerine zarar verdiğime ilişkin bir şikâyette bulunmadı. On beş yıl belediye başkanlığı yaptım. Türkiye Cumhuriyeti’nde anayasa ve kanunlar, tüzük, yönetmelik neyse bütün vatandaşlara eşit uygulanması lazım. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki belediye başkanları meclis üyeleri hata yapabilir, soruşturulabilir de ama bu diğer siyasi partiler için de aynısı geçerli. Yani iktidarın da kendi belediye başkanlarını veya işte siyasetle uğraşan adamlarını soruşturacaksa aynı derecede soruşturulması, aynı derecede mahkemeye sunulması veya içeri atıyorsa aynı derecede atılması lazım. Türkiye’deki ceza sistemi, yasalar, kanunlar neyse bütün siyasi parti mensuplarına aynı şekilde uygulanması lazım. Bu bir eleştirisi konusu. Ama dediğim gibi kim belediye başkanlığı yapıyorsa, kim önemli bir makamı teşkil ediyorsa o makamda gerçekten de yasalar neyi emrediyorsa o şekilde davranması gerekiyor. Bunu yapmayanların da ceza alması muhakkaktır. Ceza alabilir tabii ki bir sıkıntı yok. Çünkü herkes nereyi temsil ediyorsa ona göre davranması lazım.
Ana muhalefetin adayı Özgür Özel mi olur?
Türkiye’nin gerçekten de rekabet edebilir bir ana muhalefete ihtiyacı var. Yani eğer demokrasiyi mükemmelleştirmek istiyorsak, siyasi partileri de birbiriyle yarışabilir hale getirmemiz lazım. Yani şu anda Türkiye’de yarışabilir bir muhalefet yok. İktidar ne istiyorsa onu yapıyor. Mecliste de onu yapıyor, toplumda da onu yapıyor. O zaman o ülkede demokratik teamülleri mükemmelleştirme şansınız yok. Türkiye’de şimdi o sancıları yaşıyor mesela. Şu anda muhalefet yok gibi görünüyor. Muhalefet varsa da yeterli değil. Yani Türk toplumuna yakışan bir muhalefet yok. Ama siyasetin bütünü maalesef öyle.
Peki CHP’yi nasıl görüyorsunuz? Toparlayabiliyor mu?
CHP’nin toparlaması lazım. CHP’de daha iyi bir performans lazım. Ayıklanmak lazım. Arınma diye geldik. CHP’de arınmanın tamamlanması lazım. Sayın Genel Başkan hızlanması lazım. Daha hızlı arınması lazım. Arınması gerekenler mi kaldı içeride? Arınması gerekenlerin bir kısmını arındırdı. Biraz daha arınması lazım. Henüz arınma tam olarak gerçekleşmiş değil.
Genel Merkez’de aktif bir görev düşünür müsünüz?
Sayın Genel Başkan arzu ederse geliriz. Ama ben öğretim üyesiyim. Tıp fakültesinde hocalık yapıyorum. Yani işsiz güçsüz biri değiliz. Allah’a şükür işimiz var. Dediğim gibi Sayın Genel Başkan’ın takdiri. Eğer bizim katkımıza ihtiyaç varsa tabi ki görevden kaçmayız.
CHP’NİN KİMLİĞİNE YAKIŞMAYAN İNSANLARDAN AYRIŞMASI KADAR DOĞAL HİÇBİR ŞEY OLAMAZ
CHP’de mutlak butlan kararı sonrası süreç çok sancılı oldu. Çok çirkin olaylar oldu. Hakaretler oldu. Olaylar oldu. Grup parasını bile alıp götürdüler. Ne düşündünüz?
Bunu düşünmek bile bence doğru bir şey değil. Ama bu eylemler. Önce Cumhuriyet Halk Partisi’ne, sonra Türk toplumuna gerçekten büyük zarar verdi. Çünkü siz yüz yaşını aşkın bir partisiniz. Köklü bir partisiniz. Bu ülkenin kurucu değerlerini sahipleniyorsunuz. Onu taşıyorsunuz. Onu taşıyan bir genel başkanın ve ekibinin veya il ilçe örgütlerinin bu gibi eylemlerde bulunması gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi’ne büyük zarar verdi. Ona inananlara da büyük zarar verdi. Bunu kabul etmek mümkün değil. Kesinlikle büyük travma oluşturdu. Ama biraz önce dediğim gibi ne ihtiyacınız varsa o ihtiyacı kim giderecekse onunla muhatap olursunuz. Doktora ihtiyaç varsa doktora, hukuka ihtiyaç varsa hukuka. Yani biz burada bu davayı açarken kimseyi suçlamadık. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzel kişiliğini, hukuk anlayışını, demokrasi anlayışını, adalet anlayışını korumak ve sahip çıkmak için bu davayı açtık. Ama kişiler bu kuruma zarar veriyorsa o kişiler gerekli cezayı görmesi gayet doğaldır. Hukuk içerisinde verilen cezalar doğaldır. O nedenle kimsenin geçmişte yaptığı eylemleri unutmaması lazım. Hatalar, eylemler varsa bunun karşılığında da kanun ne diyorsa onu yapacak bir planlama vardır. O planlama çerçevesinde sonuç alıyorsunuz. Burada önemli olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüzel kişiliğini, kimliğini korumak. Bir siyasi partinin imajı kişilerin arzuları doğrultusunda yönetilmez. Bir siyasi parti, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi kişilerin beklentileri üzerine kurgulanamaz. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi yaşayacak ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kişiliğine, kimliğine yakışmayan insanlardan ayrışması kadar doğal hiçbir şey olamaz.
Yanlış ata oynadıklarını fark etmişlerdir
İMAMOĞLU’NU CUMHURBAŞKANI YAPMAK İÇİN PARTİ LAZIMDI
Peki, Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığına ne diyorsunuz? Onu Cumhurbaşkanlığı’na taşıyacak özel bir proje mi kurgulandı en başından beri?
Tabii şimdi, bir bina yapacaksanız önce zemin etüdü yapıyorsunuz. Sonra mimar buluyorsunuz, mimari projeyi çizdiriyorsunuz. Sonra bir mühendis onun statiğini yapıyor. Bunun dışında makine mühendisi makine dairesini, asansör işini yapıyor. Elektrik mühendisi, elektrik tesisatının projesini çiziyor. Yani İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı yapmak için parti lazımdı. Herkesin dağarcığı araştırılır bu konularda. O dağarcık ve beklentiye uygun kim varsa onun üzerine yoğunlaşılır. Demek ki Sayın İmamoğlu bu formata uygun bir yapıya sahipti. Onun üzerinde karar kılmışlar. Öyle düşünüyorum. Muhtemelen de yanlış yaptıklarını şimdi görmüşlerdir.
Peşrev değil, performans önemli
Onlar öyle, yanlış adam seçtik diyor mudur o dış güçler mi diyelim?
Bilmiyorum yani. Kim İmamoğlu’nu kurgulamışsa bence onlar yanlış ata oynadıklarını fark etmişlerdir. İkinci at kim olur sizce bundan sonra? Mesela Özel şey olur mu? Cumhurbaşkanı adayı olur mu? Yani Sayın Cumhurbaşkanı en çok Özgür Özel’i ister öyle karşıya. Yalancı pehlivanlar da tur atar canım. Allah Allah. Peşrev çekerken tur atarsın. İstediğin kadar eğlenin, şart atın. Mühim olan el ense çektikten sonra güreşmektir. Ben çok güreş yaptım. Bilirim yani. Mühim olan güreşirken performans. Peşrev çekerken performans önemli değil. Sadece ses duyarsın.