Gündem
Gülen’den işi yavaşlatın emri
FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Sivas’ta tutuklanan Hafik İlçe Emniyet Amir Vekili Ercan Orhan Aydın, örgütün 17 Aralık operasyonu sonrası emniyetteki mensuplarına verdiği talimatları anlattı. Aydın ifadesinde, “17 Aralık’tan sonra cemaat içindeki devrelerim ve sohbet grubundaki abiler, bizlere işleri yavaşlatmamızı, rapor almamızı ve işleri sahiplenmememizi söylemeye başladı” dedi.
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında 11 Ağustos’ta Sivas’ta tutuklanan Hafik İlçe Emniyet Amir Vekili Ercan Orhan Aydın, 17 Aralık operasyonundan sonra örgüt içindeki devrelerinin ve sohbet grubundaki “abiler”in kendilerine iş yavaşlatmaları, rapor almaları ve işi sahiplenmemeleri yönünde talimatlar verdiğini itiraf etti.
GERÇEĞİ GEÇ DE OLSA GÖRDÜM
Aydın, emniyetteki ifadesinde, 15 Temmuz darbe girişiminde yapılanları dış güçlerin desteklediğini, maşa olarak kullanılan FETÖ’nün gerçek yüzünü geç de olsa gördüğünden dolayı kendinden utandığını belirtti. Soruşturmayı yürüten görevlilere ve devlete yardımcı olmaya karar verdiğini aktaran Aydın, eli kanlı terör örgütünün en büyük silahı olan gizlenme, yalan söyleme ve iftira atma durumlarını geç de olsa gördüğünü ifade etti.
17 ARALIK OPERASYONUNDA MİTHAT AYNACI’NIN ETKİSİ
Emniyetteki şubelere alım için mülakat yapıldığı sırada Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesine geçmek için form doldurduğunu, sonrasında Güvenlik Şube Müdürlüğünde göreve başladığını ve o dönem emniyet amiri olan Mithat Aynacı ile görev yaptığını dile getiren Aydın, darbe girişimi sırasında bir tankın içinde askeri üniformayla yakalanan eski İstanbul Güvenlik Şube Müdürü Mithat Aynacı hakkında şu bilgileri verdi:
“Mithat Aynacı, şube içerisinde şube müdürü kadar söz sahibi olan birisiydi. Kendisinin neden bu kadar söz sahibi olduğuna bir anlam veremiyordum ancak darbe girişimi sırasında kendisinin askeri bir tanktan çıkıp sonradan tutuklandığını öğrenince Fetullah Gülen cemaatinin önde gelen birisi olduğunu ve şube içerisinde cemaat adına söz sahibi olduğunu anladım. 17 Aralık 2013 günü idari büro beni arayarak görev olduğunu söyleyip saat 04.00 sıralarında şubede olmamı istedi. Toplantı, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün yemekhane bölümünde yapıldı. Orada bulunan bütün personele görev dağılımına göre evrakları kapalı zarf içerisinde verilerek yakalama yapılacak olan yerlere ekipler sevk edildi. Ben de bana bağlı olan 4-5 kişilik ekiple yakalamam gereken Üsküdar ilçesinde bulunan bir şahsın ikametine gittim. Sonra ilgili evrakları soruşturmayı yürüten Mali ve Organize Şube görevlilerine teslim ettik. Ben hükümet aleyhine bir soruşturma yürütüldüğünü, haberlerde gözaltına alınanların isimlerini duyduktan sonra anladım. 17 Aralık sürecinden sonra sohbetlere nadiren katıldık. 17 Aralık’tan önce sohbetlerdeki grup sorumlumuz olan kişi değişti. Bu şahıs sohbetlerde cemaatin prensip kararı alarak AK Parti’nin karşısındaki güçlü parti hangisi ise ona oy verilmesi gerektiğini, çevremizdekilerden bu şekilde oy vermelerini istememizi söyledi.”