AKİT MENÜ

İSLAM

Kurbanın sembolik olarak anlamı nedir?

Maldan ve candan fedakârlık mânâsı taşıyan kurbanın aslî gâyesi, Allahʼa takarrubdur/yaklaşmaktır. Bu yönüyle de kurban, Allâhʼa yakın olmak ve Oʼnun dostluğuna erebilmek için gösterilecek fedakârlıkların, sembolik bir ifâdesidir…

Öncelikle şunu ifâde edelim ki kurban, şartları müsâit olan müslümanların belli vasıflardaki hayvanları kesmelerinden ibâret, yalnızca zâhirî, cismânî ve şeklî bir ibâdet değildir. Bütün fıkhî şartlarına riâyet etmek son derece lüzumlu olmakla birlikte, kurbanın asıl mânâ iklîminden gâfil kalmamak gerekir.

Cenâb-ı Hak, kesilen cismânî kurbanların taşıdığı mânâdan hareketle, bizlerden de her şeyimizi rızâsı yolunda kurban edebileceğimize dâir, bir niyet izhârı beklemektedir. Bunun için de kurban vesîlesiyle tefekkürümüzü bilhassa;

“Allah müʼminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine (verilecek) Cennet karşılığında satın almıştır.” (et-Tevbe, 111) âyet-i kerîmesi üzerinde yoğunlaştırmalıyız. Canımızla, malımızla, bütün imkânlarımızla ne kadar Hakkʼa râm olabildiğimiz hususunda kendimizi hesaba çekmeliyiz.

KURBAN, ELİMİZDEKİ İMKÂN VE NİMETLERLE HAKK’A YAKLAŞMA VESİLESİ

Düşünmeliyiz ki Allâhʼın lûtfettiği nîmetlerin şükrünü ne kadar îfâ edebiliyoruz? Elimizdeki imkân ve nîmetleri, Hakkʼa yakınlığımızı artırmaya vesîle kılabiliyor muyuz? Yoksa bu nîmetler, Cenâb-ı Hakʼla aramızda perde mi oluyor?..

Maldan ve candan fedakârlık mânâsı taşıyan kurbanın aslî gâyesi, Allahʼa takarrubdur/yaklaşmaktır. Bu yönüyle de kurban, Allâhʼa yakın olmak ve Oʼnun dostluğuna erebilmek için gösterilecek fedakârlıkların, sembolik bir ifâdesidir…

Kurban vesîlesiyle şunu da düşünmeliyiz ki, Cenâb-ı Hak bizi kesilecek bir kurbanlık olarak dünyaya gönderebilir, insanlar da bizi kurban edebilirlerdi. Bu itibarla, kesilen kurbanlara bizler ne kadar Hâlıkʼın şefkat ve merhamet nazarıyla bakabildiğimizi de gözden geçirmeliyiz.

KURBANDAN ASIL MAKSAT

Bu itibarla kurbandan asıl maksat, gerektiğinde Hak yolunda canından bile fedakârlık göstereceğine dâir, kulun Rabbine söz vermesidir.

Hac ibadeti de Hazret-i İbrahim u ve oğlu İsmâil uʼın Allâhʼa olan sadâkat, itaat ve teslîmiyetlerinin birer ibadet rüknü hâline getirilerek kıyâmete kadar bütün müʼminlere müstesnâ bir tâlim ve telkin vesîlesi kılınmıştır.

Haccın her rüknü hikmetlerle doludur. Meselâ şeytan taşlamak… Hazret-i İbrahim ve Hazret-i İsmailʼin, kendilerini Allahʼın emrine itaatten vazgeçirmeye çalışan şeytanı taşlamalarının hâtırası olan bu hâdise, sırf hacca mahsus kalmamalıdır. Her ânı ilâhî imtihanlarla dolu olan ömrümüzün hiçbir safhasında, şeytan taşlama hasletini yitirmemeliyiz.

“Taşlanıp kovulmuş olan şeytandan Allâhʼa sığınırım.” demeyi, hiçbir işimizde ihmâl etmemeliyiz.

İbrahim’in ve oğlu İsmailʼin Allah için sergiledikleri fedakârlıkların Kurʼân-ı Kerîmʼde haber verilmiş olması, bizim bundan gereken ders ve hikmetleri alabilmemiz içindir.

KURBANDA FİİLİ ŞÜKÜR

Öte yandan kurban bayramı, binbir sürur ve ıztırap tecellîleriyle dolu bu imtihan âleminde, Rabbimizʼin biz kullarına lûtfettiği sevinç günleridir. Bu sevinç günlerine erişen müʼminin vazifesi;

Kendisine bahşedilen nîmetler için Rabbine şükredip, bu nîmetlerden mahrum olan din kardeşlerine yardım elini uzatmak sûretiyle “fiilî şükür”de de bulunmaktır. Kimsesizlerin, sahipsizlerin yanı başında olarak, Cenâb-ı Hakk’ın vermiş olduğu imkânları paylaşarak onların gönüllerine de bayram sevincini tattırmaktır. Dünyanın dört bir yanında asrımız insanlığının zulüm ve vicdansızlığı sebebiyle mağdur olan milyonlarca din kardeşini gönül dergâhına almaktır.

İsmail Atâ Hazretleriʼnin şu ifâdeleri, kâmil bir müʼminin gönül hassâsiyetini ne güzel hulâsa eder: “Güneşte gölge, soğukta kaftan, açlıkta ekmek ol…”

KURBANDA KAÇIRILMAYACAK FAZİLETLER

Bu yönüyle de Kurban bayramı bize en çok infak fazîletini hatırlatan bir bayramdır. Bu infakta da iki türlü istifâde söz konusudur:

Birincisi; fakir, garip ve yoksul kardeşlerimize ziyafet verilmesi, ikincisi de din kardeşliğinin kuvvetlendirilmesidir.

Din kardeşliği, her zaman üzerimize farzdır. Unutmayalım ki hiçbir gölgenin bulunmayacağı kıyâmet günü Arş-ı Âlâ’nın gölgesi altında muhâfaza edilecek olan yedi sınıftan biri de, bilhassa zor zamanlarda Allah için birbirini severek kardeş olanlardır (Bk. Buhârî, Rikāk, 24).

Cenâb-ı Hak, yeryüzünde zulme, çilelere, açlık ve yokluğa mâruz kalan milyonlarca din kardeşimizin bulunduğu şu günlerde, İslâm kardeşliği imtihanlarından yüz akıyla çıkabilmeyi cümlemize nasip ve müyesser eylesin… Âmîn!..

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hüdayi Bülteni, Sayı: 4, 2016

Yorumlara Git

Libya'dan Mavi Vatan’a tarihi onay! Küstah Yunanistan ve AB patladı!

Cübbeli Ahmet’in Patrikhane ve büyü çıkışı gündem oldu: Ben dahil hocalara kız talebe büyüsü yapıyorlar

Netanyahu'dan Türkiye'ye savaş tehdidi

Emekli savcı, "yeni öğrendim" diyerek skandalı yazdı

Tapu yalanı elinde patlayan Özgür Özel’e yargıdan 750 bin TL’lik şamar! Bakan Gürlek'in avukatından flaş açıklama