Gündem
Ergenekoncuları FETÖ’cüler akladı
Re’sen Emekliler Derneği Başkanı Süleyman Göncü, 15 Temmuz darbe kalkışmasını yapan FETÖ’nün asıl amacının yönetimi ele geçirmek değil, iç savaş olduğunu söyledi. Ergenekoncuların bu süreçte FETÖ’den yöntem bakımından ayrıldığını anlatan Göncü, “Ergenekoncu ve Balyozcuları FETÖ akladı” diyerek tehlikenin geçmediğini kaydetti.
RAMAZAN ALKAN / ANKARA - Re’sen Emekliler Derneği (RE-DER) Başkanı Süleyman Göncü, Akit’e verdiği röportajda 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasıyla ilgili dikkat çekici bilgiler verdi. Darbe girişiminin bilinmeyenlerini, FETÖ benzeri yapıları, Ergenekon ve Balyoz darbe planlarını hazırlayanların 15 Temmuz sonrası ne yapmaya çalıştıklarını anlatan Göncü, Türkiye’nin Suriye’ye operasyonunu, RE-DER üyelerinin sorunlarını ve daha fazlasını sizler için anlattı. Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki cuntacı yapılar tarafından 1992’de kararname ile görevine son verilen Piyade Komando Astsubay Süleyman Göncü ile yaptığımız röportajla sizleri baş başa bırakıyoruz...
¥ 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminde gördük ki bir kısım gözü dönmüş askerler milletine ve devletine karşı silah, tank, savaş uçağı kullanabildi. Peygamber ocağı dediğimiz Türk ordusunun içerisinden bu hainler nasıl çıktı?
GÖNCÜ: Hepimizin bildiği gibi FETÖ’nün sirayet ettiği ilk kurum eğitimdi. Burada eğittikleri öğrencileri, çalınmış sorularla subay yaptılar. Bu şekilde devler içerisinde zamanla büyük bir güç haline geldiler. Bu öğrenciler çok çalışkan ve zeki gibi lanse edildi. Ama aslında emek hırsızıydılar. Askeriye girdikten ve göreve başladıktan sonra da yükselmeleri için önleri açıldı. Kendilerinden olmayanları çeşitli kumpaslarla ordudan attılar ve bu insanlar itibarsızlaştırdılar.
TÜRKİYE’NİN IRAK VE SURİYE GİBİ OLMASINI İSTEDİLER
¥ 15 Temmuz darbe girişimi gerçekleşseydi FETÖ neyi başarmış olacaktı? Niyetleri neydi?
GÖNCÜ: Dışarıdan finansa edilen ve yönetilen bu yapı başarılı olsaydı, ABD ve Avrupa Anadolu’da bir iç savaş çıkartacaktı. Güneydoğu’da Kürtler ve IŞİD türevi gruplar ile Orta Anadolu’da Sünni ve Alevileri silahlandıracaktı. Amaç yeni bir Suriye ortamının oluşmasıydı. Daha sonra ise bu ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına el koyup sömüreceklerdi. Bunu Irak’ta ve Suriye’de yapıyorlar, Türkiye’nin de böyle olmasını istediler. Tabi bu arada FETÖ lideri Fetullah Gülen de aynı Humeyni gibi dini lider olarak ülkenin başına geçecekti. Plan buydu.
DARBENİN BAŞARIYA ULAŞMASINI İSTEDİLER
¥ Ergenekon ve Balyoz davaları sanıkları gelinen süreçte aklandılar ve o davalar şimdi “FETÖ kumpası” olarak anılıyor. 15 Temmuz’da yaşananlarla Ergenekon ve Balyoz darbe planları kimi yerlerde örtüşüyor. Ergenekoncular ve Balyozcular 15 Temmuz’un içerisinde varlar mı?
GÖNCÜ: Bir fiili icraat içerisinde değiller bana göre. Ama bulundukları yerlerde ellerini oğuşturarak darbenin başarıya ulaşmasını istediler.
¥ Darbeyi hazırlayan ve senaryosunu yazanlar arasında varlar mı?
GÖNCÜ: Onlar TSK’dan bir şekilde tasfiye edildiler. Onları ordudan uzaklaştıran hâkim ve savcılar ise hukuk kuralları içerisinde değil, talimatlarla hareket ettiler. FETÖ’cü hukukçuların davalarda yaptıkları hukuksuzluklar, halkın vicdanlarını rahatsız etti. Ergenekon ve Balyoz’da hukuksuzluklar yapılmasaydı bugün o davalar kumpas olarak anılmayacaktı.
ERGENEKONCULARI FETÖ AKLADI
¥ FETÖ’cüler yaptıkları usulsüzlüklerle Ergenekon ve Balyozcu darbecileri akladılar yani...
GÖNCÜ: Hukuk akladı. Bizim buna yorum getirmemiz doğru değil. Ama vicdanen sorarsanız bunları FETÖ’cüler akladı. Davaları kendi elleriyle sulandırdılar. Üstüne üstlük davaları yürüten savcılar bir de yurt dışına kaçınca aklanmış oldular. 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerini yapanlar, 27 Nisan muhtırasını yayınlayanlar, Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarında ismi geçenler kesinlikle bir darbeci cunta yapılanmasındandır.
¥ Bunların FETÖ’den bir farkı var mı?
GÖNCÜ: Var. Bunların amacı silahlı gücü kullanarak yönetime el koymak ve bu ülkenin kaynaklarını kendileri ve yakınları için kullanmak. 28 Şubat’ta bütün generaller holdinglerin ve bankaların yönetim kurullarına üye olarak girdiler ve büyük rant sağladılar. FETÖ’de ise amaç yönetimi ele geçirmek değil. Amaç bu ülkenin bölünmesinin önünü açmaktı. İç savaş çıkartıp, Anadolu’nun zenginliği gelişmiş ülkelere peşkeş çekmekti. Amacı ülkeyi yönetmek olsa 15 Temmuz’da darbe yapardı. Bana göre; 15 Temmuz bu yüzden darbe değil, 15 Temmuz işgal girişimidir.
15 TEMMUZ RİSKİ HÂLÂ VAR
¥ Ergenekon ve Balyozcular her gün televizyonlarda ve gazetelerde boy gösteriyorlar ve FETÖ’den dolayı hükümeti suçluyorlar. Hatta kimileri “Milli bir hükümet” kurulacak diyor ve FETÖ’den boşalan kadrolara kendi elemanlarını getiriyorlar. Yakın bir gelecekte bu yapılar FETÖ gibi bir tehlike oluşturabilirler mi?
GÖNCÜ: Bu risk her zaman var. Eğer siz yerli ve milli komutanlar yetiştirip liyakate göre görev vermiyorsanız, 15 Temmuz tehlikesi her zaman olacaktır. Askerin görevi ülke yönetmek değil, ülkenin sınırlarını korumaktır. Sen asli görevini bırakıp ülkenin ekonomisini, kurumlarını yönetmek istersen güçler savaşı başlıyor ve arkasından da darbe geliyor.
¥ Suriye’ye Türk askeri bir operasyon düzenliyor. Burada ülkenin kazancı ve kayıpları ne olur size göre?
GÖNCÜ: Burada amaç ülke güvenliğini sağlamak. Sınırda bir yangın var ve bu yangının bize sirayet etmemesi için almamız gereken önlemler var. ABD ve Avrupa’nın verdiği sözleri tutmaması ve en son Gaziantep saldırı sonrası Türkiye inisiyatifi eline alarak Suriye’ye girdi. ABD bölgedeki terör örgütlerini silahlandırdı, eğitti ve istediği gibi kullandı. Türkiye, şimdi Suriye’deki terör örgütlerinin kendisine tehlike olmayacak seviyeye gelinceye kadar ilerlemek zorunda.
KOBANİ VE AFRİN’E DE OPERASYON DÜZENLENMELİ
¥ Fırat Kalkanı Harekâtı sonrası terör örgütü IŞİD ile sınırımız kalmadı. Ama başka bir terör örgütü olan PYD ile şu an Kobani ve Afrin sınırlarında komşuyuz. Türkiye buralara da operasyon düzenler mi ya da düzenlemeli mi?
GÖNCÜ: Oralara da bir operasyon yapılmalı. Yani bu mücadele bütün sınırlardaki terör unsurlarının tehlike arz etmeyecek mesafelere sürülmesine kadar devam etmeli. Terör belası ile uğraşmak istemiyorsa Türkiye bunu yapar, yapmalıdır da. Buna Birleşmiş Milletler de yetkiyi veriyor. Zaten Türkiye şu an bu yetkiyi kullanıyor. Türkiye, Suriye’de toprak peşinde değil.
¥ Sizler TSK’nın içerisinde mağdur olmuş ve çeşitli bahaneler ileri sürerek kararnameler ile görevden uzaklaştırılmışsınız. RE-DER üyelerine iade-i itibar verilmesi için hükümetten beklentileriniz neler?
GÖNCÜ: TSK içerisindeki cuntacı yapılar her dönemde kendine bağlı olmayan rütbeli askerleri tasfiye etmiştir. Askeriyede tasfiyeler YAŞ ve kararname kararlarıyla yapılıyor. RE-DER üyeleri, 12 Eylül darbesinden 15 Temmuz’a kadar askeriyeden 2’li ve 3’lü kararname ile atılmışlardır. Haklarında hiçbirinin kesinleşmiş mahkeme kararı yoktur, tamamen kendilerini ordundan atan komutanların düzmece belgeleriyle suçlanmışlardır. YAŞ’ta atılanlar da aynı suçtan atılmıştır. Ama aradaki fark, yöntem farkıdır.
FETÖ NEDEN BAŞARAMADI?
Süleyman Göncü, “FETÖ nerede hata yaptı da 15 Temmuz’da başarılı olamadı?” sorusuna şu cevabı veriyor: 1- Darbeci generaller darbeyi ordunun alt kademesine yayamadı. Burada beceriksiz davrandılar. 2- Emniyet teşkilatı canları pahasına darbecilere karşı savaştı. 3- Tehlikenin farkında olan vatan sevdalısı vatandaşların Irak ve Suriye’de yaşananların benzerlerini yaşamak istememesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısıyla sokaklara çıkması FETÖ’yü engelledi. Halk, beklenmedik bir şekilde tanklara uçaklara karşı durdu. Ayrıca FETÖ halkın desteğini alamadı.
‘İADE-İ İTİBAR İSTİYORUZ’
¥ 2011 yılında yapılan Anayasa değişikliği sırasında orduya geriye dönen ya da iade-i itibarları geri verilen askerler var. Sizde neden böyle bir durum olmadı?
GÖNCÜ: 2011 yılında 6191-32 sayılı madde ile YAŞ mağdurları 1518 kişi iade-i itibarlarına kavuşmuşlardır. Bunlardan emekli yaşı gelenler emsallerine göre emekli maaşı almaya başladılar ve kimlikleri ile silahları iade edildi. Emekli yaşı gelmeyenler ise kamu kurumlarında emsallerinin maaşlarını aldılar. Biz bu haklardan yararlanamadık. Gerekçesi; kararname ile atılan bizlerin yargıya açık işlemlerle silahlı kuvvetlerden ayrılmış
olmamız gösterildi. Biz buna itiraz ettik. Biz o dönem
askeri mahkemelere gitseydik bile hakkımızı alamaya-caktık. Çünkü mahkemeler haklıyla haksızı ayıracak bir yapıda değillerdi. Vicdanla değil emirle karar veriyorlardı.
Hükümet bizim haklılığımızı kabul etti. Ama şu ana
kadar da hakların geri verilmesi yönünde somut bir şey olmadı. Şu an kararname mağduru 2 bin 350 kişi var.
Bizler iade-i itibar istiyoruz. Kararname mağdurlarının içerisinde bir tek kişi dahi FETÖ elemanı çıkmaz.
2 bin 350 kararname mağduru yetişmiş vatansever ve Cumhuriyet değerlerine sadık askerler, gerek yurt
içinde FETÖ yapılanmalarıyla gerekse yurt dışında
ülkemizin ve milletimizin bekası için canları
pahasına yeniden göreve hazırdırlar.