Dünya
Ruhani'nin koltuğu tehlikede mi?
İran Cumhurbaşkanı Ruhani, 2017 seçimlerinde koltuğunu tehlikeye atacak bir sorunla karşı karşıya geldi.
İran muhafazakarları, Cumhurbaşkanı Ruhani'yi nükleer anlaşma kapsamında yürürlüğe sokmayı planladığı kara para aklama ile mücadele ve bankacılık sistemindeki değişikliklere dair düzenleme hakkında ağır biçimde eleştiriyor.
Muhalifler ve Devrim Muhafızları, bu düzenlemelerin İran'ın egemenliğini tehlikeye atacağını düşünüyor.
RUHANİ YÖNETİMİ 'VATAN HAİNLİĞİ' İLE İTHAM EDİLİYOR
İran muhafazakarlarının gündemini bu günlerde Kara Para Aklamayı Önleme Mali Eylem Gücü oluşturulması düzenlemesi işgal ediyor.
Muhafazakarlar, Ruhani yönetimini 'vatan hainliği' ile suçluyor ve bu Güç'ün çalışmaya başlaması durumunda İran'ın egemenlik haklarından feragat etmek zorunda bırakılacağı uyarısında bulunuyorlar.
Güç'ün oluşturulmasının dine aykırı olduğunu iddia eden muhafazakarlar meclise, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ne ve başsavcılık makamına anlaşmayı durdurma çağrısında bulundu.
İRAN, KENDİNE KARŞI KULLANILAN YAPIYA MI İZİN VERİYOR?
Bahsi geçen Güç, 1989 yılında kara para aklama ile mücadele etmek için kurulmakla birlikte ABD'deki 11 Eylül saldırılarından sonra 'terörist' grupların tespiti ve bunlara para akşını engellemek üzere atanmaya başlandı.
2007 yılında İran, Kuzey Kore ve Küba Güç'ün kara listesine alındı ve sonuç olarak bankacılık işlemlerinde geniş kapsamlı ağır yaptırımlara maruz kaldı.
İran, kara para aklama ve 'terörist' gruplara mali destek sağlamakla suçlanıyordu. Bugün Küba listeden çıkarılmış olmakla birlikte İran ve Kuzey Kore hâlâ kara listede.
AHMEDİNEJAD YÖNETİMİ İLE ABD ARASINDA GİZLİ GÖRÜŞMELER
İran eski cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın ilk iktidar döneminde hükümet yetkilileri, İran'ın kara listeden çıkarılması için çeşitli kanallardan mücadele başlattı.
2008 yılı kışında, İran Merkez Bankası'ndan yetkililer ABD Hazine Bakanlığı yetkilileri ile Paris'te gizli bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi. Gizli görüşmeleri haberleri basına sızsa da, görüşmeler çözümden ziyade anlaşmazlıkla sonuçlandı.
Aynı yıl içinde Ahmedinejad yönetimi kara para aklama ile mücadele kanunu çıkararak bu işle ilgilenmek üzere yetkili bir komisyon atadı. 2009 yılında kanunla ilgili protokoller yürürlüğe kondu.
İran tüm çabalarına rağmen kara listeden çıkartılmadı. Zira ABD ile kara para aklama ve 'terörizm' kavramlarının tanımı üzerinde anlaşma sağlanamadı.
Tüm çalışmalara karşın başarılı olamayan Ahmedinejad yönetimi sonunda ısrar etmekten vazgeçti ve Mali Güç'ü "ayrımcı" ve "politik" olarak suçlama yoluna gitti.
RUHANİ YÖNETİMİNİN LOBİ ÇALIŞMALARI
Ruhani'nin cumhurbaşkanlığı döneminde İran'ın listeden çıkarılmasına yönelik çalışmalar devam etti ve yurt dışında yoğun lobi çalışmaları yürütüldü.
2015 kışında meclise Terörizme Mali Kaynak Sağlama ile Mücadele kanunu geçirilmesi yönünde baskı yapıldı. Kanunun geçirilmesi ile İran'ın nükleer anlaşma sonrasında listeden çıkarılacağı düşünülüyordu, ancak olmadı.
İran ile ABD ve Mali Güç yapısı 'terörist gruplar' tanımlamasında anlaşamıyordu. Örneğin İran, Lübnan Hizbullah'ını 'terörist grup' olarak görmezken ABD ve Mali Güç tarafından 'terörist' olarak tanımlanıyordu.
Ruhani'nin karşıtları Mali Güç yapısının dayattığı düzenlemenin hayata geçirilmesi durumunda, Güç'ün İran'ı bölgede güçlü bir ülke haline getiren yapı ve grupları saf dışında bırakacağını söylüyor.
RUHANİ'NİN KOLTUĞU TEHLİKEDE Mİ?
Kara para aklama ile mücadele düzenlemelerinin yanında Ruhani yönetimine tehdit teşkil eden bir başka mesele de yaptırımlar maddesi: Nükleer anlaşma kapsamında bazı birey ve tüzel kişiliklere yaptırım uygulanmaya devam edecek.
Bu tüzel kişiliklerin öne çıkanları İran Devrim Muhafızları'na bağlı olarak faaliyet yürüten, Hizbullah gibi tanınmış 'terörist' gruplarla bağlantısı olan yapılar.
İran bankalarından herhangi birisi bu yapılarla anlaşma yaptığı takdirde otomatik olarak kara para aklama ve teröre mali destek sağlamakla suçlanacak.
Uluslararası bankacılık işlemlerinin yeniden başlamaması durumunda ise nükleer anlaşmanın getirmesi beklenen finansal canlanma gerçekleşmeyecek.
Ruhani, bu durumun 2017'de gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinde şansını azaltacağının ve ikinci kez seçilme planını suya düşüreceğinin farkında.
Büyük yabancı bankalar ise, bu durumda İran ile herhangi bir anlaşma yapmaktan çekiniyor. Anlaşma yapıldığı takdirde ABD yönetiminin takibine gireceklerini ve yönetim tarafından ciddi cezalara çarptırılacaklarını biliyorlar.
Devrim Muhafızları ise Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan'daki 'terörist' grupları desteklemekten vazgeçmeyeceğini her seferinde gösteriyor; maddi akışı ise banka hesapları ve finansal dökümanları çok fazla kullanmadan gerçekleştirmeye devam edecek gibi görünüyor.
Ruhani yönetimi de bölgesel egemenliği devam ettirebilmek için, her ne kadar bir sonraki seçimde koltuğu tehlikede olsa da Devrim Muhafızları ile çalışmak zorunda olduğunun farkında.
Kaynak:Timetürk/MelahatKEMAL