AKİT MENÜ

Gündem

'Din görevlisi herhangi bir grubun değil, İslâm'ın temsilcisidir'

Malatya/Kale Vaizi Hüseyin Vuruşkan, "bir din görevlisi görev yaptığı mahalde herhangi bir grubun değil İslam'ın temsilcisidir" dedi.

Güncelleme Tarihi:

Malatya/Kale Vaizi Hüseyin Vuruşkan, "bir din görevlisi görev yaptığı mahalde herhangi bir grubun değil İslam'ın temsilcisidir" dedi.Allah katındaki yegane din İslam'dır. Bu kıyamete kadar böyle olacaktır. Diğer bir anlatımla İslam'ın hüküm ve esasları kıyamete kadar baki kalacaktır. Kur'an- Kerim ve Hz. Peygamber (sav) kıyamete kadar yegane rehberimiz olacaktır.  

Hakikat bu olmakla birlikte Müslümanların din istismarcısı ve tüccarı bazı cemaat, tarikat ve gruplar etrafında kümeleşerek aralarında ayrılık gayrılık rüzgarları estirmeleri, birbirlerini ötekileştirmeleri, kendilerini hakikat ve fırka-ı nâciye kapsamsında değerlendirip kendilerinden olmayanları hakikat dışı ve ehl-i bidat ekseninde görmeleri İslam'ın esasları çerçevesinden bakıldığında gayr-i İslamî bir anlayış ve tutum olarak görülmektedir. Zira bu durum Müslümanları niyette, düşüncede ve yaşayışta ana eksen olması gereken İslam'dan uzaklaştırmakta ve İslam'ın  bireysel ve toplumsal alandaki yegane gayesi olan tevhit ve vahdet ilkesini zedelemektedir. Bunun böyle olduğunu asrımızda ve özellikle son zamanlarda yaşadığımız acı tecrübeler çok net bir şekilde göstermektedir.Müslümanların tarihin değişik dönemlerinde olduğu gibi günümüzde de itkadî, amelî ve ahlakî alanda manevi anlamda savrulmalar yaşaması din istismarcılarına alet olarak İslam'ın hakikatlerine göre değil de onların hakikatlerine göre yaşam biçim geliştirmelerinden; Kur'an ve sünnet çerçevesinde oluşan sahih bilgiye göre değil de onların düşünce ve kalemlerine göre zihin ve gönül dünyalarını inşa etmelerinden kaynaklanmaktadır. Son çeyrek asırdır ülkemizde ve dünyanın bir çok yerinde faaliyet gösteren fetö terör örgütüne gönül verenlerin hazin durumu bu tabloyu çok net bir şekilde müşahhaslaştırmaktadır. Sadece fetö örgütü değil dünyevi menfaat devşirme peşinde olan birçok cemaat, grup ve sivil toplum kuruluşu da üzülerek ifade edelim ki aynı hazin durumu saf ve temiz insanlara yaşatmaktadır. 

Bu noktada bazı din görevlilerinin herhangi bir cemaate veya tarikata mensubiyeti de aynı savrulmanın etkenlerinden biridir. Zira İslam'ın temsilcisi olması gereken bir din görevlisi adiyet kesbettiği cemaati veya tarikatı  temsil ettiğinde Müslümanların gönül dünyalarında izahı imkansız karmaşıklıklara sebebiyet vermektedir. Şunu kesin olarak bilmek gerekir ki bir din görevlisinin din istismarcısı olsun veya olmasın herhangi bir cemaat veya tarikata mensup olması icra ettiği vazifeye açıkça ihanettir. Çünkü bir din görevlisi görev yaptığı mahalde herhangi bir grubun değil İslam'ın temsilcisidir. Bunu görmezden gelip bilerek veya bilmeyerek, samimi veya gayr-i samimi bir yerlere aidiyet içinde olanlar İslam'ı temsil edemez. Bu anlayışta olan bir din görevlisi İslam'ın tevhit ve vahdet ilkesini zedelediğini bilmelidir. Din görevlisi toplumu kutuplaştırıcı eylemlerden uzak durmalıdır. Bir din görevlisinin bir yerleri temsil etmesi taşıdığı ve yüklendiği değerlerden, Allah'ın bir lütfu olarak istihdam edildiği konumdan bihaber olduğunu göstermektedir. Din görevlisi toplumun rehberidir, önderidir, yönlendiricisidir. Din görevlisi örnek alınan kişidir. Buna göre bir din görevlisi evrilmez, evirir; yönlendirilmez, yönlendirir. Din görevlisi üye değil, liderdir, topluma yön veren rehberdir. Sahip olduğu bu vasıfları bir kenara atıp üye olan, öğüt ve talimat alan, yönlendirilen, istikamet çizilen bir din görevlisi kabul edilemez. Taktığı takkenin renginden, duada elleri tutuş şekline kadar; giyim tarzından, sarfettiği kelime ve cümle kalıplarına kadar bir gruba aidiyetini temsilleyen ve tescilleyen bir din görevlisi topluma yön veremez. Şeyhin uzattığı ipe tutunarak tevbe alma merasimlerine katılan bir din görevlisi rehber olamaz. Davet edildiği sohbet toplantılarına katılarak ehliyetsiz kişilere kulak verenler, onlardan öğüt ve talimat alanlar önder olamaz.  

Kısacası bir din görevlisi şuncu buncu olamaz. Hele hele fetöcü hiç olamaz. Zira yıllardır kiminle iş tuttuğu bilinmeyen, batının hizmetindeyiz diyen, haçlıların ülkenizi işgal etmesinden korkmayın diyen bir şarlatana akıl ve gönüllerini kaptıranlar din görevlisi olamaz/olmamalıdır. İslam'ı beğenmeyip Allah yeni bir din gönderebilir diyenlerle, dinler arası diyalog safsatasıyla Hz. Peygamber'in nübüvvetini bir kenara atanlarla aynı karede olanlar din görevlisi olamaz/olmamalıdır. Müslümanları hiç sevmeyen, İmam Hatip ve İlahiyat Fakültelerine diş bileyen, Filistin denildiğinde yüz hatları farklılaşan İsrail menşeli bir grupla aynı objektifte yer alanlar din görevlisi olamaz/olmamalıdır. Fetöye destek verdiği için tutuklanıp adliye çıkışı "yeter ki suçumuz bu olsun" diyerek zırvalayan nadanlar din görevlisi olamaz/olmamalıdır. 

Bu ifade ettiklerim elbette  birilerini üzecek, incitecek ve öfkelendirecektir. Ancak üzülen üzülsün, incinen incinsin, öfkelenen öfkelensin. Ama yeter ki millet ve ümmet incinmesin.   

(Dini Haberler)

Yorumlara Git

Çatışmalar nedeniyle fatura 35 milyar avro arttı AB’nin enerjisi Hürmüz’e gömüldü

Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı! Bakan Gürlek’ten flaş açıklama

Çin lideri Trump'ın gözünün içine baka baka uyardı! 'Bak savaş çıkar'

Erdoğan, Kazakistan'da resmi törenle karşılanıyor

Özgür Özel'e istifa çağrısı: "Sessiz kalanlar bu çürümüşlüğün ortağıdır"