Gündem
Diktatöre övgü Erdoğan’a sövgü!
57 yıl boyunca Küba’yı diktatoryal bir rejimle yöneten ve geçtiğimiz günlerde ölen Fidel Castro’yu, “özgürlük savaşçısı” diye lanse eden ülkemizdeki sol zihniyetin, 14 yıl boyunca girdiği her seçimi büyük bir farkla kazanmış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a diktatör demesi, malum zihniyetin ikiyüzlülüğünü bir kez daha ortaya koydu.
HARUN SEKMEN / İSTANBUL - 20. Yüzyıl’ın en vahşi diktatörlerinden biri olan ve geçtiğimiz günlerde ölen Fidel Castro’ya ve onun kurduğu totaliter sisteme övgüler düzenlerin, son 14 yılda ülkesini her alanda çağ atlatmış ve girdiği her seçimi kazanmış Cumhurbaşkanı Erdoğan’a diktatör demesi sol zihniyetin açmazlığını gözler önüne serdi. 57 yıl demir yumrukla ülkesini idare eden, sağlık sorunları nedeniyle ülkeyi yönetemeyecek hale geldiğinde görevini kardeşine devrederek, totaliter sistemi aile boyu devam ettiren Castro’ya övgüler düzüp başta insan hakları olmak üzere her konuda ülkesine çağ atlatan Erdoğan’a diktatör diyenlerin akıl sağlığından şüphe edilmesi gerektiğini belirten siyasiler ve gazeteciler, sol zihniyetin ikiyüzlülüğünün bir kez daha kendini gösterdiğini kaydettiler.
ERDOĞAN’A DİKTATÖR DEMEK DELİLİK
“Fidel Castro’yu övüp, Erdoğan’a diktatör diyenlerin akıl sağlığından şüphe ederim” diyen AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner, “Bütün diktatör liderlere saygıda kusur etmeyen zihniyetin, Erdoğan’a diktatör demesi gülünçtür. Erdoğan’a bu şekilde yüklenmeye çalışmalarının nedeni milletin değerlerini üstünde taşıdığı içindir” ifadelerini kullandı. Darbeci Sisi’yi övenler ile Castro’ya güzelleme yapanların aynı zihniyet olduğunu vurgulayan Metiner, “Dolayısıyla diktatörlük bahsinde söyledikleri ne inandırıcıdır ne de ilkeseldir. Erdoğan’a düşmanlıkları diktatör olduğundan değil, milletin değerleri doğrultusunda yeniden bir devlet inşa etmesiyle ilgilidir. Her seçimde sandıktan çıkan, yedi düvele karşı bile sandıktan birinci çıkan Erdoğan’a diktatör diyenlerin hakikaten psikiyatri hastanesinde tedavi görmesi gerekir” şeklinde konuştu.
CASTRO, 1 MİLYON KİŞİYİ ÖLDÜRTTÜ
Castro’nun ülkesinde demokrasiden ve insan haklarından bahsetmenin mümkün olmadığını belirten gazeteci yazar Cem Küçük de, şunları dile getirdi: “Castro göreve geldikten sonra kendi halkına karşı çok büyük katliamlar yaptı. 1 milyon insanın öldüğü varsayılıyor. Göreve gelir gelmez 5 bin 300 kişi ortadan kayboldu. Bunlar resmi rakamlardır. Bunları Castro ve arkadaşları ortadan kaldırdılar. Hiçbir demokrasi ve özgürlük ortada yoktu. Ülkedeki bütün sendikalar kapatıldı. Ülkede fakirlik yoksulluk diz boyu. Oraya giden sosyalistler bile fakirliği yoksulluğu dost ortamlarında anlatırlar fakat gazete köşelerinde yazmazlar. Castro’ya övgüler düzen Kılıçdaroğlu, ya Castro’yu bilmiyor ya da Castro’nun yaptığı ölümlerden haberi yok. Mesele Amerikan emperyalizmine karşı durmaksa, Erdoğan çok daha fazla duruyor.”
SOL ZİHNİYETİN İKİYÜZLÜLÜĞÜ
Castro’nun ölümüyle birlikte sol zihniyetin ikiyüzlülüğünün bir kez daha gün yüzüne çıktığını belirten gazeteci yazar Mehmet Çek ise, şu değerlendirmede bulundu: “Erdoğan’ın icraatlarının çok azı sosyal demokratların iktidarında yaşansa alkışlamaktan bitap düşerlerdi. Oysa Castro gibi kendi ülkesini demir yumrukla yöneten bir isme övgüler düzüp Erdoğan’ı kötülüyorlar. Bu tam bir ikiyüzlülük. Eğer Erdoğan bugün bu ülkeye sosyalizmi getirse, bizim solcular, ‘biz onu da kabul etmeyiz diye yaygara koparırlar. Son yıllarda ülkemizde yaşanan özgürlükler çağı malum. Sol zihniyet, demokratik açılımların, binlerce reformun, insan hakları iyileştirmelerin İslami tandaslı bir partiden gelmesini bir türlü kabullenemiyor. Yoksa adları gibi biliyorlar, Castro’nun özgürlükçü olmadığını, Erdoğan ile birlikte Türkiye’nin nerden nereye geldiğini. Eğer Türkiye’de Küba’nın koşullarında yaşamak isteyen arkadaşlar varsa, gidip iltica etsinler. Biz gençliğimizde gittik sosyalizmi yerinde Sovyet Rusya’da Moskova’da gördük. Gördüğümüz an bu iş bitmiş olmaz dedik. Öyle anlatıldığı, edebiyatı yapıldığı gibi değil bu iş. Bunların yüzde birini sosyal demokrat bir parti yapsaydı, belki ayakta alkışlayacaklardı. Ancak bütün bunları İslami mahalleden birinin yapmış olmasını yediremiyorlar kendilerine.”