Gündem
FETÖ'nün gizli örgüt gibi işleyen mekanizması yeni değilmiş!
FETÖ çatı davasında ifade veren Nihat Demirbüken, teröristbaşı Gülen'in "3-5 ay içinde baştakilerin başı gidecek" diyerek 1980 askeri darbesini önceden haber verdiğini söyledi.
Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) çatı davasında polis okullarında eğitim veren Nihat Demirbüken tanık olarak ifade verdi.
Demirbüken, 1979'da Şereflikoçhisar'da öğretmen olarak göreve başladığını, ilçede kalacak yer ararken, o dönem cemaat olarak görülen yapılanmayla tanıştığını anlattı.
Yapılanma içindeki esnafla beraber toplantılara katılmak üzere Ankara'ya gidip geldiklerini belirten Demirbüken, o dönem örgütün Ankara sorumlusu Naci Tosun ile tanıştığını, Kazım Avcı'yı da bu şekilde tanıdığını, toplantılarda örgütün yapılanmasının görüşüldüğünü dile getirdi.
Şereflikoçhisar'da da toplantılar düzenlendiğini aktaran Demirbüken, bu toplantılar için sürekli İzmir'e gidip geldiklerini, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in oradaki vaazlarını takip edip, kasetlerini getirerek, yaptıkları toplantılarda dinlettiklerini belirtti.
Daha sonra İzmir'de yapılan "muallimler toplantısı"na katıldığını ve FETÖ elebaşı Gülen ile ilk kez burada tanıştığını anlatan Demirbüken, "Gülen, toplantıda sorulan sorulara cevaplar vermişti. Bir soruya, bir ansiklopediden cilt ve sayfasını belirterek cevap verince tebessüm ettik. 'Yeni okumuştum.' dedi. Biz, tekrar tebessüm edince, 'Bir kere okuyunca anlarım, iki kere okuyunca ezberlerim.' demişti. Bu ifadeler onun hakkında bize karşı harika bir imaj yaratmıştı. Sonradan anladık ki, soruyu soran hazırlıklı soruyor, cevabını veren de hazırlıklı veriyordu. Sadece saf Anadolu evladı orada müthiş bir kumpasın içine düşmüş oluyordu." dedi.
Darbe döneminde Şereflikoçhisar'da barındırılan 40 öğrenci için yurt olarak kullanılacak yer sıkıntısı yaşandığını belirten Demirbüken, oradaki tabur komutanının oğlunun kendi öğrencilerinden olduğunu, bu vesileyle ondan bu 40 öğrenci için eski imam hatip yardım derneğinin yurt olarak kullandığı yeri istediklerini söyledi.
Tabur komutanının kolordu komutanlığına yazdığı yazıya verilen cevapta vakıflara tekrar faaliyet izni verildiğinden yurt faaliyetinde sorun olmadığının belirtilmesi üzerine eski imam hatip yardım derneğinin yurt olarak kullandığı yeri aldıklarını aktardı.
Kolordu komutanlığının aldığı kararların sıkıyönetimde tüm ülkede geçerli olduğunu öğrendiklerini ifade eden Demirbüken, bu yazının İzmir'e de gönderildiğini, bu sayede örgüt için ülke genelindeki yurt sıkıntısının aşıldığını belirtti.
Demirbüken, bu nedenle Şereflikoçhisar'da birlikte hareket ettikleri kişilerle Gülen'den tebrik aldıklarını kaydetti.
'Umre ziyareti tedbir anlayışına ters görüldü'
Annesinin sağlık durumu nedeniyle İzmir'e tayin olduğunu, darbe sonrasında bir bocalama dönemi geçirildiğini dile getiren Demirbüken, daha sonra örgüt üyeleriyle yeniden görüşmeye başladığını, haftalık sohbet toplantılarına katıldığını söyledi.
Demirbüken, 1988'de Emniyet Genel Müdürlüğünün sınavına katılarak, İzmir Polis Kolejinde tarih öğretmeni olarak göreve başladığını, şu an rütbesi sökülen o dönemin okul müdürü Salih Tuzcu ile tanıştığını anlattı.
Umre nedeniyle buradaki görevine geç başladığını belirten Demirbüken, Tuzcu'nun kendisine kızdığını, ağır ithamlarda bulunduğunu, umre ziyaretinin uygulanacak tedbir anlayışına ters görüldüğü için bu muameleye maruz kaldığını ifade etti.
Bu kişinin Ankara'ya gönderilmesinin ardından İzmir'deki polis koleji ve rütbelilerin başsız kaldığını belirten Demirbüken, bu görevin kendisine kaldığını kaydetti.
O dönem ülkede 5 polis koleji bulunduğunu, buralarda örgütün sorumlu yaptığı koordinatör öğretmenler bulunduğunu bildiren Demirbüken, bunlarla 2 ayda bir Ankara'da toplantılar gerçekleştirdiklerini söyledi.
Demirbüken, o dönem Naci Tosun'un aynı zamanda vali ve kaymakamlardan sorumlu olduğunu, İsmail Büyükçelebi'nin de askerlerle ilgili faaliyet yürüttüğünü kaydetti.
Daha sonra okutman olarak Polis Akademisinde göreve başladığını anlatan Demirbüken, Akademide görevli bazı okutman ve akademisyenlerle bir sohbet grubu kurduklarını, grubun sonradan yapılan yeni atamalarla büyüdüğünü bildirdi.
'Milletin parasıyla bunları yaptılar'
Akademiden eğitim için İngiltere'ye gönderilen 40 kadar kişinin örgüt üyelerince belirlendiğini belirten Demirbüken, bunların bin 750 sterlin maaşla oraya gittiklerini söyledi.
Demirbüken, bu kişilerden Önder Aytaç'ın, sıfır bir araba alıp, nasıl bir zevk verdiğini merak ettiği için duvara çarptığını aktararak, "Birkaç aylık maaşıyla sıfır kilometre araba aldığını söylüyordu. 'Filmlerde acaba nasıl çarpıyorlar, nasıl bir adrenalin diye merak edip, arabayı duvara çarptım. Allah'ım o nasıl bir zevkti' diye anlatıyordu. Bu milletin parasıyla bunları yaptılar." dedi.