Medya
2 Akit yazarı kime oy vereceklerini açıkladı
Gazetemiz yazarlarından Yaşar Değirmenci ve Hüseyin Öztürk bugün kaleme aldıkları yazılarında 10 Ağustos'taki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kime oy vereceklerini açıkladılar.
10 Ağustos'ta gerçekleşecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahaddin Demirtaş yarışacak. Akit yazarlarından Yaşar Değirmenci ve Hüseyin Öztürk, seçimlerde tercihlerini kimden yana kullanacaklarını açıkladı.
İşte yazarlarımızın bugün kaleme aldıkları o yazılar:
Yaşar Değirmenci: Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’a EVET!
Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça sorumluluğunu idrak eden insanların heyecan ve hassasiyetleri artıyor. Adam yerine konulmanın gereğini yerine getirecekleri günü sabırsızlıkla bekliyorlar. İlk defa millet kendi Cumhurbaşkanını seçecek. Dayatılan, şer ittifakın adayını mı, halkın içinden gelen, milletin ve Ümmetin derdiyle dertlenen adamını mı seçecek? Kararı, masa başı ‘İnsan Mühendisleri’ değil, bu Millet verecek.
Başbakanı bu Millet seçtiğinde, normalleşmeye gittiğimizin, her türlü hile, desise, plan, program, iç ve dış ittifakların iflas ettiğinin de belgesi olacak.
Bu milleti tanımayan ‘monşer’lere de tokat gibi cevap verilmiş olacak sandıkta. Normalleşemezsek, hiçbir temel meselemizi sahipsizlikten kurtaramayız. İçimizden çıkardığımız ‘adam’ adam yerine konulmak için, vatandaşlık hakkını yerine getirmek için, kast ve vesayet rejiminden bir nebze kurtulmak için, doğrudan-haktan yana olup, yanlışa haksızlığa tepki koymak için, adaletin ikamesi, zulmün bitmesine katkı için, herkesin safını belli edeceği bir fırsattır bu.
Hangi mülahaza ile olursa olsun Başbakanın yanında olmamak, tereddüt geçirmek, tarafsız kalmak, son pişmanlığın fayda getiremeyeceği büyük bir vebaldir. Zira; Benim amellerimin hesabını başkası vermeyecek. Bizim sorumluluğumuzu başkası yerine getirmeyecek. Hz. İbrahim’in atıldığı ateşin sönmesi için su taşıyarak olunması gereken yerde mi, yoksa ateşin devamından yana olup odun taşımaya devam mı? Daha 17-18 yaşlarında Rasulüllah’ın “hılfül fudül”deki yeri ne içindi? Zulme karşı olmak, haksızlıkla mücadele etmek, hakkın ve hakikatin yanında bulunmak değil miydi? Nehirler tersine akıtılamaz. Yapılacak şey, onun akışını verimli ve bereketli hale getirmektir. Bu vesayet anlayışının devam etmesi mümkün değil, dünya başka bir dünya artık. İz’an ve insaf sahibi olan ifrat ve tefride düşmeyen herkes mutlaka Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN’a EVET oyu vermelidir. Daha iyisi yoksa, ideal olanı gerçekleşmemişse, “tamamı elde edilemiyorsa cüz’ünü terk etme!” kaidesince de geleceğin inşası için Başbakana EVET! Büyük zulme, haksızlığa, gadre uğrayan vatandaşlarımızın mahkemelerde haklarını arayabilmeleri için EVET! Şehitlerin emaneti dul ve yetimlerin gazilerin, özürlülerin, kadınların, memurların, daha iyi imkanlara kavuşmaları için EVET! Peki diğer adaylara ‘Evet’ diyenlerin AK Parti ve Recep Tayyip ERDOĞAN düşmanlığının dışında gösterdikleri bir sebep var mı? Diğer iki adaydan birine oy vermeyi düşünenler, tereddüt içindekiler, kararsızlar, bir vicdan muhasebesi yapıp “vicdan terazisi”nde bunun vebalinin nelere sebebiyet vereceğini, statüko ve vesayet rejiminin devamı manasına geleceğini, bu meselenin bir parti meselesi olmadığını düşünmeliler. Hele bu Milletin ‘ruh köküne dinamit koyan, kurulduğundan beri din düşmanlığını kuruluş misyonu haline getirmiş, sırf dini hizmetlerinden dolayı astırdığı din âlimlerinin kanları, bedduaları altında akla her geldiğinde zulmü, gözyaşını hatırlatan CHP’nin desteklediği adaya oy vermek nasıl bir cinnet halidir?
Hüseyin Öztürk: Kırk yıldır bugünleri bekledim oyum Erdoğan’a
Ne demek istediğimi benim neslim anlar. Bizim neslin dini ve milli ideolojiyle tanıştığı yıl 1970’lerin başıdır.
Milli Türk Talebe Birliği, Akıncılar ve MSP gençlik kolları; ülkemize, milletimize, dinimize dair yetiştiğimiz ve yetiştirildiğimiz yıllardır.
Müslüman bir aileye mensubum. CHP zulmü yüzünden dedemin samanlığın dip köşelerine sakladığı Kur’an-ı Kerim’i, babamın bulduğunda beş yaşındaydım.
O günden sonra hâlâ CHP zulmünün bu millete yaptıklarının faturalarını ödemeye devam ediyoruz.
Tam kırk yıl, “CHP zihniyetinin dinimiz üzerindeki ihanetini ve tahrifatını kaldıralım” diye milli duyarlılığa sahip gençlik olarak mücadele ettik.
Bu mücadelenin önü pek çok defa kesilmek istendi. Hangi birini saysak, içinden çıkılacak gibi değil. Oyun halen sürüyor, şu anki ittifak ise ortada.
İşte bu mücadelenin kazanımlarından birisi, hamdolsun milletimizin büyük desteğiyle 11 yıldır süren Ak Parti iktidarıdır.
Şimdi ise Cumhurbaşkanlığı seçimidir ve kırk yıl önce, 1974 yılında, Ankara’da MTTB salonunda;
-“Cumhurbaşkanını halkımız seçmelidir, adı Cumhurbaşkanı ama seçen halk değil” diye anlatılanlar kulaklarımda.
Yani bugünlere ezbere gelinmedi. Büyük bedeller ödendi. Müslüman halkımız hep ötelendi. İkinci sınıf vatandaş sayıldı.
Neyse şu an için bunları bir tarafa bırakalım ve bugüne bakalım.