Gündem
CHP’nin iki kapısı var: Ya gensoru ya AYM
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Afrika ziyareti dönüşü gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. CHP’nin anayasa değişikliğini Anayasa Mahkemesi’ne götürecek olmasını değerlendiren Erdoğan, “Bunların iki kapısı var, ya gensoru ya AYM” dedi.
KADİR DEMİREL / MADAGASKAR - İSTANBUL - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tanzanya, Mozambik ve Madagaskar’ı kapsayan Doğu Afrika ziyareti dönüşü uçakta, gazetecilerin gündeme dair sorularını cevaplandırdı. Ziyaretin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadele açısından önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Doğu Afrika’daki yaptığımız ziyaretler, ilişkileri geliştirmenin yanı sıra FETÖ ile mücadele açısından da önemli. Zira buralar, FETÖ’nün Afrika’daki önemli yapılanma merkezleri” dedi.
CHP’nin Anayasa Mahkemesine başvuracak olmasını da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir defa ana muhalefet partisinin tek müracaat kapısı Anayasa Mahkemesi. Millete gitmeyi hiçbir zaman tercih etmiş değil. Bunlar benim başbakanlığım döneminde aynıydı. Bunların iki kapısı vardır: Ya gensoru, ya Anayasa Mahkemesi” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNİ SAĞLIKLI HALE GETİRMEK LAZIM
ABD başkanlığına başlayan Trump’la görüşme takvimi belli mi?
Telefon görüşmesini ilk akşam yapmıştık. Telefon görüşmesinin ardından elbette resmi ziyaretimizi de yapalım istiyoruz. Şu an itibarıyla stratejik anlamda ilişkilerimiz çok sağlıklı yürüyor mu? Hayır. Bunu sağlıklı bir hale getirmemiz lazım. Bir diğer önemli konu, Ortadoğu meselesidir. Ortadoğu’da Türkiye-ABD ilişkilerini sağlıklı bir konuma getirmemiz lazım
ABD’NİN FETÖ KONUSUNDA ACELE DAVRANMASI LAZIM
FETÖ’nün başıyla ilgili konu, ABD görüşmelerinde nasıl ele alınacak?
Yüz yüze yapacağımız ikili görüşmelerimizde elbette bu konu da gündeme gelecektir. Bu meselenin görüşeceğimiz en önemli konulardan biri olacağı muhakkak. Arzumuz, bu işin bir an önce neticelendirilmesidir. Verdiğimiz dosyaların, klasörlerin -85 koli verdik- akıbetini soracağız, şu anda soruşturulmakta olan dosyaları da göndermeye devam edeceğiz.”
Astana’daki görüşmeleri nasıl değerlendirmek lazım?
“Bunun cevabını Dışişleri Bakanımız Mevlüt Beyden alalım.”
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: “Bildiğiniz gibi YPG’nin Astana’ya katılmasına biz izin vermedik, gündeme gelmişti. Dolayısıyla YPG’nin o tür bir açıklama yapması normaldir. Ypg konusunda, Hizbullah konusunda farklı görüşler var. İran, Hizbullah ve diğer Şii grupları destekliyor. Bunları rejim de destekliyor. Rusya da bu gruplara soğuk bakmıyor. Dolayısıyla bunlara karşı ortak mücadelede konsensus sağlanamaz. YPG ile mücadele konusunda ise İran’ın da Rusya’nın da ABD’ye kıyasla daha ılımlı olduklarını biliyoruz. Rusya’nın, özellikle İran’ın YPG’ye ne kadar karşı olduklarını da biliyoruz.”
DEAŞ’A AĞIR DARBE VURDUK
Türkiye bu harekatta; Fırat Kalkanında hangi konumda?
“Fırat Kalkanı harekatında, bildiğiniz gibi Cerablus, El Rai, Dabık’ın ardından El Bab’a dayanılmış durumda. El Bab şu anda dört bir yanından kuşatılmış vaziyette. Orada TSK’nın sivil halka zarar vermeme hassasiyeti var. DEAŞ, orada ciddi manada kan kaybında. Dönünce Başbakan ve TSK ile bu konuları yine değerlendireceğiz.
FETÖ İLE SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ
Temmuz’dan bu yana FETÖ ile yoğun mücadele sürüyor. Şu anda hangi noktadayız, içimiz rahat uyuyabilir miyiz, büyük ölçüde temizlendi mi? Geçen itirafçılarla ilgili değerlendirmenizde itiraflarına dikkat edilmeli dediniz, açar mısınız?
Bunlar bu milletin, bu vatanın düşmanları. 248 şehit verdik, 2193 gazimiz var. Biz tüm tedbirlerimizi alıyoruz. Şu anda yargının, güvenlik güçlerimizin yaptığı nedir? Bu anlamda gerekli adımları atmaktır. Burada şu kadar kişi alınsın sonra duralım asla böyle bir şey söz konusu değil. Aynı şekilde OHAL ile ilgili olarak da, şurada keselim diye bir şey de yok. Biz burada netice alana kadar yola devam edeceğiz.
BU MİLLET KENDİ GÖBEK BAĞINI KESER
“Ekonomik tahribat boyutu da var...”
Tabii tabii o da var. O zaten çok daha farklı. Savunmadan taarruza geçiyoruz lafım bundan dolayı. Ekonomik tahribat, da sıradan bir şey değil. Adamlar ülkemizdeki ekonomik tahribata ilaveten, dünyanın değişik yerlerinde özel kampanyalar da yapıyorlar. Neticede bu millet kendi göbeğini kendi keser. Benim şehitlerimin hesabını onlar mı verecek? Bizim millete ve Allah’a hesap vermek dışında, hiçbir merciye hesap verme durumumuz yoktur. Yunanistan oraya sığınan sekiz alçağı hâlâ bize vermiyor. İade işlemindeki gecikme, tabii ki güvenin de sarsılmasına neden olur.
İTİRAFÇILARIN HEPSİ SAMİMİ DEĞİL
İtirafçılar, daha doğrusu FETÖ’cü itirafçılarla ilgili değerlendirmenizi biraz açmanızı istemiştik...
İtirafçılar içerisinde elbette samimi olanlar çıkabilir. Ama geneli itibariyle hepsinin samimi oldukları da söylenemez. Aralarında ‘Buradan bir şey çıkar mı ya da ben buradan yırtar mıyım’ düşüncesiyle itirafçı olmaya kalkmış olanlar da bulunabilir. Bazılarının çok değişik bir şey anlatmaması, bildiğimiz duyduğumuz şeyleri tekrarlamakla yetinmesi de bunu düşündürüyor.
Çok büyük bir şey anlatmıyorlarmış gibi...
Genelleme doğru olmaz. Aldığım bazı haberler itibariyle söylüyorum bunu. Mesela yargı mensubu arkadaşlar, itirafçıların anlattıklarından, önümüzü açacak bazı şeyleri de yakaladıklarını söylüyorlar.
MİLLETİN KARARINI GÖRMEKTE FAYDA VAR
Referandumdan ‘evet’ çıkarsa, 2019’u beklemeden genel başkanlığa dönecek misiniz?
Bence milletimizin kararını görmemizde çok büyük fayda var. Bunu gördükten sonra, bunların değerlendirmesi de yapılabilir. Şu anda görünen o ki, millet kararlı. 7 Şubat itibariyle herhalde kampanyalar başlayacak, meydanlar hareketlenecek diye düşünüyorum. Meydanların dili her zaman farklı olmuştur. Burada da yine meydanlara saygı duymak, meydanların dilini hep birlikte takip etmekte fayda var.
CHP HİÇBİR ZAMAN MİLLETİ TERCİH ETMEDİ
CHP, Anayasa Mahkemesine gidiyor. Ne düşünüyorsunuz? Kullandıkları dil de ilginç. ‘Evet demek, İslam’a aykırı’ dediler...
Bir defa ana muhalefet partisinin tek müracaat kapısı Anayasa Mahkemesi. Millete gitmeyi hiçbir zaman tercih etmiş değil. Parlamentoda meydan okudu, hodri meydan dedi. Hodri meydan dediysen, niye Anayasa Mahkemesine koşuyorsun? Bunlar benim başbakanlığım döneminde aynıydı. Bunların iki kapısı vardır: Ya gensoru, ya Anayasa Mahkemesi. Her ikisinden de ters dönerler, geri giderler, o ayrı. Demokraside yol, halktır, milli iradedir.
Erdoğan’a Devlet Yüksek Nişanı OHAL’DE SEÇİME GİDİLEBİLİR
OHAL, üçüncü defa uzatıldı. Nisan’da referanduma, OHAL ile mi gidilecek?
OHAL ile gidilmesi noktasında sorun yok. OHAL ile gidilmesi çok daha rahat bir zemin de hazırlayabilir. Hükümetin de bu inançta olduğu kanaatindeyim. Çünkü OHAL ile seçim olmaz diye bir şey yok. Hatırlayın biz iktidara gelmeden önce de Türkiye’de OHAL vardı; seçim de OHAL ortamında yapılmıştı. OHAL’i o dönemde biz iktidara geldikten sonra kaldırdık.
Bu 18 maddenin dördü baştan uygulamaya giriyor. Kalanların 2019’da olması düşünülüyor. Diğerlerinin uygulamaya, devreye girmesi 2018’de olabilir mi? Ayrıca meydanlarda olacak mısınız?
İstişare neticesinde gerekli olduğuna inanırsak, meydanlara çıkarız. Zira bizim de bu konuyla ilgili olarak, tâ belediye başkanlığımızdan bu yana söylediklerimiz var. Bundan sonra da söyleyeceklerimiz olabilir. Mesai arkadaşlarımızla değerlendirmesini yapar, kararımızı veririz.
KUR BASKISINDAN KURTULMAK İÇİN YERLİ PARAYA GEÇMEK ŞART
Merkez Bankası, faiz koridorunun üst bandında yüzde 0.75 puan artırdı. Bu konuda bir değerlendirme alabilir miyiz?
Ben aynı noktadayım. Bu konuda görüşümü öteden beri söylüyorum: Faizi artırmak, kuru da enflasyonu da olumsuz istikamette etkiler. Hatta ben özellikle faizde, taban tavan meselesinin dahi kaldırılmasını, sadece politika faizinin kalmasını savunan birisiyim. Bakın Rusya ile bu konuda anlaştık, Çin keza, İran keza öyle. Şu anda bunlar buna zaten geçecekler. Biz Rusya ile ilişkilerde yerli paraya girer de bunu yaparsak, kur baskısından parayı kurtarmış olacağız. İran ile öyle, Çin ile öyle.