Gündem
Cumhurbaşkanı’ndan çarpıcı sözler: Emir verdim ama sonuç alamadık! Çünkü…
Beştepe'de düzenlenen Türkiye Bilimler Akademisi Ödül Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Her şey gibi bilim de insan içindir. Her medeniyet kendi teknolojisini üretir. Başbakanlığım döneminde F klavye kullanılması talimatı verdim ama bir netice elde edemedik. Neden bu teknolojiyi üreten biz değiliz" dedi.
Türkiye Bilimler Akademesi Ödülülleri Beştepe'de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Her yıl uluslararası düzeyde ve üç alanda verilen TÜBA Akademi Ödülleri'ni bu yıl; Sosyal ve Beşeri Bilimler kategorisinde İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Mardin, Sağlık ve Yaşam Bilimleri kategorisinde Washington Üniversitesi (ABD) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mary-Claire King, Fen ve Mühendislik Bilimleri kategorisinde ise California Berkeley Üniversitesi (ABD) Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Omar M. Yaghi kazandı. Törende konuşan ve ödül verilen isimleri açıklayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, PARDUS ve F klavye projelerinin neden gerçekleşmediğini de açıkladı.
Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:
"Önce 2023 hedeflerimize, daha sonra 2053 ardından da 2071 hedeflerimiz gerçekleştireceğiz. O zaman çok daha güzel çok daha adil bir dünyayı sağlayacağız. Hedeflerimizi henüz gerçekleştiremedik ama emin adımlarla ilerliyoruz Her şey gibi bilim de insan içindir. Kendimizi daha iyi tanımamız içindir. Günümüzde ülkelerin ve toplumların güvenlik anlayışları toplu bir değişime uğradı. Unutmayalım ki her medeniyet kendi kültürünü ve değerini üretir. Ecdadımızın yaptığı camilerle birlikte kullanılan teknikte bizim medeniyetimizi yansıtır. Eğer kendi teknoloji ve biliminizi üretemezseniz onun kültürüne da katkıda bulunamazsınız. İki örnek vereceğim. TÜBİTAK'ın ürettiği Pardus'ta kullanılan teknoloji bize ait olmadığı için geçerli ve yaygın kullanılan bir ürün olmadı. Aynı şekilde başbakanlığım döneminde kamu kurumlarında F klavye kullanılması talimatı verdim ama bir netice elde edemedik. Neden bu teknolojiyi üreten biz değiliz. Bizim medeniyetimizde ve kültürümüzde geliştirmek vardır. Reddiye bizde yoktur. Burada sorun bilgisayar değil. O bilgisayarın insanların hayatına nasıl gireceğidir.
20 MİLYAR DOLARI AŞTI
Günümüzde dahi bilimin abide isimleri sayılan Farabi'yi Biruni'yi, Ali Kuşcu'yu yetiştirdiğimiz bir millet olarak başka bir sıkıntımız olamaz. Bu serzeniş hasetlikten değil. Bilim ve teknolojide öncülüğü kaybetmiş olmanın verdiği üzüntüdür. Nitekim geçtiğimiz 14 yılda bilimsel çalışmalara verdiğimiz önemle çok önemli mesafe katettik. Kısa zamanda ulaşımda, boğazın derinliklerinden ve üstünden inşaa ettiğimiz dünyada ilk 5 içindeki Marmaray ve Avrasya ile, Yavuz Sultan Selim ile kendi bilim-teknoloji anlayışımızı dünya bilim ve teknoloji anlayışı ile özdeş hale getirdik. Milli gelir oranımızı yükselttik. Burada aslolan özel sektöründe bu Ar-Ge çalışmalarında nasibini alması lazım. Her şey devlet dememeleri gerekir. .ARGE harcamalarımız 20 milyar doları aştı. Milli gelir oranımızı yüzde 0.5'ten yüzde 0.6ya çıkardık. Hedefimiz yüzde 3'e çıkarmak. ARGE'den çalışan personel sayısı 29 bin idi, hamd olsun 122 bine yükseldi. Yapılanlar önemli ama yapmamız gereken daha çok şey olduğunu biliyoruz.
"FETÖ DENİLEN ŞER ŞEBEKESİ..."
Değerli bilim insanları, bilim sadece somut çıktıları itibariyle değil, zihinlerde yol açtığı dönüşümle aydınlanma ile ülkeler için önemlidir. Tarihimizdeki istikrarsızlıklara baktığımızda hepsinin arkasında kültürel yozlaşmanın bulunduğunu görüyoruz. Selçukluyu kalbinden vuran haşiler bu sorundan kaynaklanmışlardır. Bu sorunla günümüzde de mücadele diyoruz. FETÖ denen şer şebekesi en çok bu eksiklikten yararlanmıştır. Hepsi iyi eğitim almış olabilirler, ama kalplerini zihinlerini bir şarlatana kiralamış olduklarını unutamayız. Bu örgütün içindeki akademisyenler, yargı mensupları, polisler, askerler, öğretmenler, iş adamları iyi eğitim almış, fiyakalı okullardan mezun olmuş olabilirler ama bu durum hakikatler karşısındaki körlüklerini, cehaletlerini, kalplerini ve zihinlerini bir şarlatana kiralamış oldukları gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
Atalarımız ilmin yanına hikmeti koymuştur. İrfan olmazsa o ilmin hiçbir değeri yoktu. Hikmet olmazsa da aynı şekilde. Bilgi ilimin ilk safasır. Kağıtla kalbi birlikte işlemeden sahip olunan birikim bizi aydınlığa çıkarmaya yetmez.Bizim coğrafyamızda rasathanelerde gözlemler yapılırken, şifahanelerde ameliyatlar yapılırken dünyanın geri kalanında neler oluyor çok iyi bilmemiz gerekir.İslam gelişmeye manidir diyenler, İslam gelişmeyi, terakkiyi emreder örneklerini asla gündeme getirmezler. Şayet biz kendimizi bilmezsek, bize ne olduğumuzu anlatmaya bunun sınırlarını çizmeye çalışırlar. Pek çok sapkın yapı gibi FETO'cular da yollarını kaybetmişlerdir. Ne olduklarını, kim olduklarını unutarak, her biri sadece sahiplerinin emrettiğini yapan birer mankurta dönmüşlerdir. Öyle ki 15 Temmuz'da bu örgüt mensuplarının yaptıkları ihanetin büyüklüğünü ancak bir asır önceki işgal günleriyle mukayese edebiliriz.
FETÖ'nün Türkiye Büyük Millet Meclisini bombalamasıyla Osmanlı Meclis-i Mebusanın kapatılması aynı şeydir. Aynı amaca yöneliktir. Orada bir fark yok. Her ikisi de milli iradenin tecelligahı olan bu kurumları işlemez hale getirerek ülkenin işgaline zemin hazırlama amacı gütmektedir. Biz ilah olarak Allah'tan başka bir güç tanımayız tanıyamayız. Bir diğeri de ubudiyettir yani kulluktur. Biz Allah'tan başka kimseye kul olmadık olmayız. Kur'an-ı Kerim'de "Akletmez misiniz? Düşünmez misiniz?" diye soruluyor. Ama Pensilvanya'da tam tersi. "Sana söyleneni emir diye algılayın" diyorlar.