AKİT MENÜ

Gündem

Ertuğrul’un yapımcısı: Yeniden diriliş vakti

2023 hedefinde olan bir Türkiye’nin ekonomik büyümesinin yanında sinema, kültür ve sosyal medya alanlarında da kendi değerlerine özgü bir anlayışı benimsemesine vurgu yapan Dr. Kemal Tekden, “Diriliş Ertuğrul’da olduğu gibi onlarca ‘Diriliş’ dizisi yapmalıyız, dahi çocukları keşfetmeliyiz” diyor.

Güncelleme Tarihi:

PAZARTESİ SOHBETLERİ FATMA GÜLŞEN KOÇAK - Diriliş Ertuğrul dizisinin yapımcılarından Türkiye Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Vakfı Başkanı 25. Dönem AK Parti Milletvekili Dr. Kemal Tekden ile eğitim ve kültür meselelerimiz üzerine konuştuk...

¥ Milli manevi değerlere sahip insanlar sinemada neden yok? Nasıl var olabiliriz? 

Sinema, ilk çıktığı yıllardan itibaren biraz bizim kültür ve değerlerimize ters gibi göründüğü için nedense toplum olarak uzak kalmışız. Ama ürünlerinden de kaçınmamışız yani sinemaya gitmişiz, seyretmişiz. Sonra kucağımıza, televizyon geldi. Televizyon büyük bir merak ve büyük bir cazibe oluşturduğu için seyrettik ve seyretmeye devam ediyoruz. Ama o başındaki muhafazakâr insanın sinemadan tiyatrodan daha sonra da televizyondan uzak kalması o alanda bizim milli düşüncemizin yer almasının gecikmesine sebep oldu. Daha sonra baktık ki, sinema, tiyatro veya televizyonun tesiri ile çocuklarımızı kaybediyoruz. Önemini çok geç anladık. Mesela biz sinemaya girdiğimizde Türkiye’de çok az sayıda muhafazakâr diyebileceğimiz insanın sinemanın içerisinde yer aldığını gördük. Hatta ve hatta mesela bizim yaptığımız dizilerde niçin bize göre ve bizim zihniyetimizde insanları oynatmıyorsunuz. Bazı tenkitler yapılıyor. Bu tenkitler de haklı olabilir ama neticede, mesela Gezi eylemlerine gitmeyen bir sanatçı aforoz ediliyordu, yakın zamanlara kadar. Ama şimdi milli düşünce içerisindeki insanların da kaliteli bir şeyler yaptığı ortaya çıkınca sanatçılara da yönetmenlere de farklı alanlarda çalışanlara da bir cesaret geldi. Ama devlet politikası olarak bunun desteklenmesi ve milli sinemanın ortaya çıkarılması gerekir. Bu bizim en büyük ihtiyaçlarımızdan birisidir.  

ERTUĞRUL, DOĞRU FREKANSI KURDU 

¥ Diriliş Ertuğrul dizisi niye kabul gördü ve çok sevildi?

Aynı sebepler diyebilirim. Bizim toplumun yıllarca dizilerle, kendi tarihlerinin aşağılanmasından dolayı dizileri seyretsek bile rahatsız seyrediyorduk. Toplumdaki birçok insana sorduğumuzda, reyting yapan diziler vardı geçtiğimiz yıllarda, Kanuni’yi maalesef Bizans sarayı gibi anlatan. Hem seyrediliyordu hem de arkasından küfrediliyordu. “Böyle de olmaz” gibi tenkitler ediliyordu. Şimdi Diriliş bunun yerine gerçek tarihi ortaya koyan gönlümüzdekine hitap eden bir çalışma yaptı. Bunu kaliteli şekilde yaptı. Hatta Türkiye’deki dizi-film sektörüne baktığımızda çıtayı hepsinin üzerine çıkararak bir çalışma yaptı. Senaryosuyla, çekimiyle, bütün görsel sanatlarıyla ve konusuyla bizim toplumumuzun içerisindeki o kahramanı ortaya çıkarma çabası içerisinde oldu. Bu başarıyı getiren de budur. Toplum bu kadar ezilmişlik karşısında böyle bir önünün açılması ile karşı karşıya geldi ve Dirilişe sahip çıktı. Orada kendi içerisindeki küllenmiş kahramanlığı, kendi içerisindeki idealleri gördü ve bunu adeta kendi de onun içerisinde yaşayarak hissetti. Tarihimizdeki büyük şahsiyetler, Osmanlı’yı kuran felsefe Diriliş’te yer alıyordu ve hâlâ da alıyor. O felsefe gönlümüzdekine hitap ettiği için bu kadar başarılı oldu. Ama gerek kalite ve gerekse senaryonun güçlü olması başka ülkelerde de bunun beğenilmesine ve tutulmasına sebep oldu.

DÜNYA ÇAPINDA FİLM LAZIM 

¥ Diriliş ve buna benzer yapımların artması için ne yapılmalıdır?

Tabii bu sadece devlet desteği ile olmuyor. Ama o da çok önemlidir. Devletin teşvik edici birtakım çalışmalar yapması gerekir. Mesela Kültür Bakanlığımız bu yıl sinemaya 30 milyon TL ayırdığını söyledi. Bence 2023’ü hedefleyip Büyük Türkiye ideali içerisinde olan ülke için 30 milyon çok komik bir rakam. Dünya çapında bir film yapmak isterseniz ve bu rakam bir filme bile az gelir. Dünya çapında çalışmaların olması gerekir. Bugün Türk sineması oldukça iyi bir noktada diyebiliriz. Her şey yapabilecek bir güçteyiz. Dünya çapında filmler çekilmesi gerekiyor. Bu filmlerin çekilebilmesi için çok daha yüksek desteklere ihtiyaç var. Tamam, her şey devletten mi beklenecek, ama başlangıcını yani arabanın hareketini devlet sağlayacak. Sermayedarlar buna destek olacak. Aslında Türkiye’de en büyük sıkıntılardan birisi güçlü sermaye sahiplerinin, bunu ister muhafazakâr olarak değerlendirin ister milli sermaye diyelim, kültürel çalışmaları yeterince değer vermemeleri diye düşünüyorum. Özellikle sinema, yani bir filmi çok rahat bir şekilde finanse edebilecek nice işverenlerimiz var. Sinema sektörü, eğer iyi iş yaparsanız, dünya çapında güçlü senaryo ile güçlü filmler çekerseniz çok getiri olan bir sektördür. Ama dünyaya açıldığınız zaman bu geçerlidir. Fakat bunu bırakın, kendi ideallerinize hizmet açısından bundan izzet beklemeden, kâr beklemeden de yapmanız gerekir. Başka şeylerden kâr edin. İlle sinemadan, ille kendi değerlerimize hizmetten kâr edeceğiz diye bir şey yok ki. 

‘MUHTEŞEM YÜZYIL’I BİTİRDİK

Gençlerimizin beyni, vücudu, her şeyi iğfal ediliyor. Gençlerimize çocuklarımıza sahip çıkmamız gereken bir dönemdeyiz. Nasıl sahip çıkarız. Onlara para vererek veya ‘gel sana şeker alayım, sinemaya götüreyim’ demekle olmaz. Çocukların frekansına girerek, buna da ancak sinemayla, sosyal medyayla veya onları eğitecek kurumlar vasıtasıyla, çok daha milli vakıflar vasıtasıyla gençlerimize hizmet ederiz. Buna ister milliyetçilik deyin, ister Müslümanlık deyin, ister millilik isterseniz de vatanseverlik deyin, ne derseniz deyin bu böyle olması gerekir. Bugün tenkit ettiğimiz şeylerin alternatiflerini koyacaksınız. Biz öyle yaptık. Ben ortağım Mehmet Bozdağ ile ‘şikayet edeceğine karşısına alternatif bir şey koy’ diyerek sinema sektörüne girdik. Muhteşem Yüzyıl’dan şikayet edeceğimize ondan daha güçlüsünü koyduk ve Muhteşem Yüzyıl yerlerde süründü. Her alanda böyle olması gerekir. 

DİRİLİŞ İÇİN DAHİ YETİŞTİRMELİYİZ

¥Aynı zamanda eğitimde de önemli işlere imza atıyorsunuz. En önemli eğitim problemimiz nedir?

Türkiye’nin en önemli eğitim problemi; tabii ki bu konu çok geniş bir konu ama şunu söyleyeyim, çocuklarımızı standardize eden bir anlayış söz konusu. Bizim de uğraşı sahamız. Bakınız, 80 IQ bir çocukla, 150 IQ çocuğu aynı sınıfta eğitmeye çalışıyorsunuz ve bunları ortada buluşturmaya çalışıyorsunuz. Onlar bizim cevherimiz, onları mücevher haline getirmek çabası içerisinde olmamız gerekir. Ama bunları birlikte okuttuğunuz zaman ikisine de zarar veriyorsunuz. Mesela birisi leb demeden leblebiyi anlıyor, diğeri üç seferde anlıyor. Bunları nerede buluşturacaksınız, atalarımızın tam tersini yaptığı bir durumdan biz bugüne gelmişiz ve yeniden medeniyetimizin dirilişi peşindeyiz. Ama bunu hep ihmal ediyoruz. Aynı kalıba soktuğumuz sürece farklılıklar çıkma, yeni medeniyetler oluşmaz. Mucitler, dâhiler çıkmaz. Niçin dâhilerin hepsi Kanuni devrine toplanmış? İşte bu sebepten dolayıdır. Biz 400 yıl evvel adeta bir dâhiler zirvesi halindeyken bugün parmakla gösterilir noktaya girmişiz. Çünkü o zaman eğitimde aykırı düşünebilen, sorgulayabilen insanın önünü açmışız. Şimdi sorgulamayı yasaklayan bir toplum haline geldik maalesef. Onlara doğruyu gösterip o doğrunun etrafında istediği gibi hür bir şekilde düşünebilmelerini, kendi yeteneklerini ortaya koyabilecek bir anlayışı sergilemelerini teşvik etmeliyiz. Eğitim anlayışımız bu olmalı.

MİLLΠSANAT ŞART!

TRT’nin çok sevilen ve reyting rekorları kıran dizisi Diriliş Ertuğrul’un yapımcılarından Türkiye Üstün Zekalı ve Dahi Çocuklar Vakfı Başkanı, eski milletvekili Dr. Kemal Tekden ile Türkiye’nin eğitim ve kültür politikasını masaya yatırdık.

¥ Türkiye nasıl bir kültür politikası izlemelidir?

Dünyada bir güç olma çabamız var. Bu güç olma çabası her şeyden evvel sizin kültürünüzle alakalıdır. Tarih nasıl geçmişte milleti birleştiriyorsa, kültür de geçmişten asırlar içerisinden süzülerek bugüne gelen milli değerlerimiz ve milli ürünlerimizdir. Bunu göz ardı edemeyiz. Buradan aldığımız anlayışla geleceğe dair birtakım ülkülerimiz olması gerekiyor. 2023, 2053, 2071 gibi politikalar veya hedefler oluşturuyorsak, burada kültürümüzü mutlaka güçlü tutmamız gerekir. Aksi takdirde şahsiyetinizi kaybettikten sonra 2053 olsa ne yazar 2090 olsa ne yazar.

¥ Devlet ne yapmalı?

Devlet burada başta eğitim kurumlarında mutlaka kendi milli kültür politikasını çok net bir şekilde işlemelidir. Çocuklar için önemli olan bunu cazip hale sokmak. Diriliş Ertuğrul’da olduğu gibi onlarca farklı Diriliş dizileri yaparsanız, arkasından sinema filmleri yaparsanız, sosyal medyaya hâkim bir devlet oluşması gerekir. Çocuklarımız hangi çizgi filmleri izliyor ve neler alıyor. Mesela Batı’nın vermek istediği Noel Baba anlayışının karşısına alternatif sunmalısınız.

‘Allah herkese ayrı bir yetenek vermiş’

¥ Üstün zekâlı çocuklara yönelik projelerinizden bahseder misiniz?

Aslında bir taraftan baktığımızda biz bütün çocukların üstün yetenekli olduklarını düşünüyoruz. Herkesin farklı bir yetenek cephesi vardır. Allah herkesi farklılıklarla yaratmış. Bakıyorsunuz ki, zekâsı normal olabiliyor ama bir alanda müthiş bir yeteneğe sahip olabiliyor. Biz vakıf olarak öncelikle çocukların keşfedilmesini istiyoruz. Çocuğun hangi yeteneğe, hangi mizaca sahip olduğunu bulup ondan sonra buna göre inkişaf ettirilmesi düşüncesindeyiz. Çocuğu keşfetmeden inkişaf ettiremezsiniz. Çocuğun ruhundan anlayan özellikle üstün yetenekli veya deha çaplı çocuklar çok aykırı tiplerdir. Bunlar geri zekâlı damgası yiyebilirler, cin çarpmış diyebilirler, bu çocuk kafayı yemiş diye dışlanabiliyor, maalesef. Bu çocukları eğer biz anlamazsak veya o çocuklara sevgi ve muhabbet ile onların sorularına cevap verebilecek tarzda onlara yaklaşmıyorsak, bu çocuklar ya içine kapanıyor, ya akıl hastası oluyor, ya isyankâr oluyor, terörist oluyor başımıza belalar çıkarabiliyor. Mesela, hacker olabiliyor. Bir de yabancı istihbarat kuruluşlarının kucaklarına düşen çocuklar var, adeta onlar avlıyor. 

Kendi çocuklarımızın farkına varıp onları bu ülkeye ait insanlar olarak bütün değerleriyle yetiştirmek zorundayız. Ama dünya çapında evrensel bakış açısı olan insanlar olarak da yetiştirmeliyiz. Önce milli yapacağız sonra evrensel. Dünyadaki bütün dâhiler öyledir. Mesela dünya klasiklerinin yazarlarına baktığımızda hepsinde kendi milli özelliklerini ve dini özelliklerinin etkilerini eserlerinde görebiliriz.

 

Yorumlara Git

Doğum oranlarındaki düşüşün nedeni bulundu: iPhone satışı arttıkça doğum oranları düşüyor?

'Garantör ülkelerin sessizliği siyonist soykırıma alan açıyor!'

Yöneltilen suçlamalar neler? Vatan Bilgisayar’ın sahibi tutuklandı

Özgür Özel yeni parti hazırlığını hızlandırdı! CHP'de kopuş derinleşiyor

Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında flaş gelişme: Dosya Ankara’ya gönderildi