AKİT MENÜ

Medya

PKK'nın 'Hayır'cı yoldaşı Mehmet Faraç Hüda Par'ı hedef aldı

Cumhurbaşkanlığı Sistemi referandumunda terör örgütü PKK ile birlikte "Hayır" oyu kullanacak olan Perinçek'e ait Aydınlık gazetesinin yazarı Mehmet Faraç, PKK'yı aklayan bir yazı kaleme alarak kanlı örgütün hedefindeki Hüda-Par'ı eleştirdi. Hüda-Par'a "Hizbullah" iftirası atan 'Kürt Komünist' Faraç, PKK/HDP'lileri ise "Kürt siyasetinin önderleri, Hayır cephesinin yurttaşları" olarak tanımladı.

Güncelleme Tarihi:

YENİAKİT.COM.TR - Geçmişte çiçek uzattığı terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ve örgütüyle aynı çizgiye gelerek 16 Nisan'da birlikte "hayır" oyu verecek olan Doğu Perinçek'in gazetesinde ilginç bir yazı yayınlandı. Aydınlık gazetesinin Kürt-Komünist kimliğiyle bilinen yazarı Mehmet Faraç, terör örgütü PKK'yı aklayan, PKK'nın hedefindeki Hüda-Par'ı ise terörle ilişkilendiren tuhaf bir yazı kaleme aldı.

Güneydoğu'yu 30 yıldır kana bulayan sol tandanslı PKK'nın perdelenerek bölgeyi ateş çemberine Hizbulah örgütünün soktuğunu iddia eden Faraç, HDP/PKK'nın aksine referandumda "Evet" oyu kullanacaklarını açıklayan Hüda-Par'ı Hizbullah'ın siyasi uzantısı gibi lanse etti. Faraç, HDP/PKK'lılar içinse "Kürt siyasetinin önderleri" tanımını yaptı.

PKK ile birlikte "Hayır" kampanyası yürüten Aydınlık gazetesi yazarı Mehmet Faraç'ın PKK'yı aklayıcı "Evetçilerin unuttuğu kanlı örgüt" başlıklı yazısının ilgili bölümleri şöyle:

Güneydoğu hiç unutmadı o zifiri günleri!.. Yani; korku ve kaosun kan ve karanlığıntüm sokakları, caddeleri, kentleri, köyleri, topyekun yaşamı teslim aldığı o zalim dönemleri!..

İnsanların ölüm korkusuyla, sürekli arkalarına bakarakyürüdükleri ve adeta omuzlarında dikiz aynalarıyla (!) gezdiği günlerdi o kaotik dönemler...

Çünkü sokaklarda yürünemez hale gelen, kurşunun nereden ve kimden geldiği belli olmayan kahırlar ve ıstıraplar dönemiydi o yıllar...

Yaşamın sözde “faili meçhul”pusularda can çekiştiği o yıllar; devletin hem olduğu hem de ne yazık ki gaflete düşerek olmadığı, yani sinsice diz çöktüğü yıllardı!..

Velhasıl, “düşmanımın düşmanı dostumdur”gafletiyle terörün üzerine teröristlerin salındığı zavallılıklar ve kargaşalar dönemi...

Akşam karanlığı çöker çökmez kurşun seslerinin taş kaldırımlarda çınladığı, acıların isyan “şivan”larına karıştığı, ölümlerin de ne yazık ki “kontra” karmaşasında neredeyse sıradansayıldığı dönemleri kim unutabilir ki?..

O yüzdendir ki; Batman gazetelerinin, “Dün Batman’da kimse ölmedi” başlıklı haberleriyle “yılın gazetecik ödülü” aldığı trajik yıllardı o dönemler...

PKK'NIN DİLİ: 'TEKBİR'LE TETİĞE BASMAK

Nasıl olmasın ki böyle paradokslar?.. Gün geçmiyordu ki, bir can, arkadan sinsice yanaşan ve “tekbir”getirerek tetiğe dokunan karanlık güçlerin kurbanı olmasın?..

Velhasıl neredeyse herkesin kanına kadar fişlendiği dönemlerdi o zamanlar...

Çünkü fişlenen herkes, işte arkasından bir gölge gibi yanaşan tetikçinin “Takarov”marka tabancasından ensesine ateşlenen tek kurşunla yere düşüyordu...

Ve de her ölüm Güneydoğu’nun, demokrasi ve insan haklarını yerle bir eden karanlığında, sözde “faili meçhul”lerekarışıyordu!..

PKK'NIN ELİ KİMİN CEBİNDEYDİ?

“Kimin eli kimin cebinde belli değil”di Güneydoğu’da uzun zamanlar...

Kim kiminle ilişkili, kim kimin adamı, kim kimi kullanıyor, kim kimin peşinde ve kim kiminle, neredeve nasıl bağlantıdadır pek bilinmiyordu...

Güneydoğu’ydu orası çünkü!.. Toros- Takarov-tetik, kaos-kurban- fail üçgenlerinde, “sır”lar, hem yaşamın dikiş iplikleriydi hem de “infaz” urganları gibi!..

Velhasıl “gündüz külahlı, gece silahlı” gezenlerin de zamanıydı o tarihler...

Teröristle masumların, muhafazakarla dincilerin ve “puşu”lularla takkelilerin hem karıştırıldığı, hem de birbirine düşürüldüğü tuzak ve kalleşlik yılları...

Uzun yıllar yani, PKK ile “Hizbullah”ın, devletle PKK’nın, korucuyla teröristin ve savaş rantiyesiyle uyuşturucu tacirlerinin mücadelesine sahne olan o yıllarda, karanlık bir örtünün perde gerisindeydi asıl gerçekler ve ürkütücü acılar!..

Kim kimdi pek bilinmezdi o yıllarda Güneydoğu’da... Sayın ki, Diyarbakır Dağkapı’dave de “Sur” dibinde, bir kahvehanenin kürsülerine kurulmuş dört kişi vardı;

Çoğu zaman değişmezdi kurallar... Biri PKK’lı, biri Hizbullahçıve belki de biri de “ajan”dı!.. Peki ya dördüncüsü?.. Muhtemeldir ki, o da kurbandı!..

YİNE PKK DİLİ: HİZBULLAH BİTİRİLİNCE KAOS BİTMİŞ

Güneydoğu’da 1984-2000 yıllarında yaşanan “faili meçhul” acılar; “kontra”, “kontrgerilla” ve nihayet “Hizbulkontra” söylemlerinden sonra, köprülerin ardından çok sular geçti...

Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu’nun 17 Ocak 2000’de, İstanbul-Beykoz’daki bir villada polis operasyonuyla öldürülmesinin ardından, örgüt 2001’de Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polisi şehit etti...

Ve Hizbullah 2003’ten sonra da şiddeti bırakarak, “Hüda-Par” adıyla siyasete karıştı...

Dinci örgütün fraksiyonları arasında “Menzilci- İlimci”kavgası unutulup gitti... PKK ve Hizbullah çatışması bıçak gibi kesildi...

Hizbullahçı gençler liselerin önünde, kızların bacaklarına jilet ya da kezzapatamadı 2000’den sonra...

Muhalifler sopalı-taşlı saldırıya uğramadı, işadamları ya da Kürt siyasetinin önderleri sokaklarda öldürülmedi...

2000’den sonra Hizbullah’ın yüzlerce hücresi çökertilince ve önder kadrosu yakalanınca, insanlar yeraltı sığınaklarındazincirle bağlanamadı, “mezar evler”e de kimse konulamadı...

Dahası masum insanlar “domuz bağı”cinayetlerine kurban gitmedi, İstanbul’a göç eden Hizbullah terörü, kaçırdığı insanları hücre evlerinde öldüremedi!..

Velhasıl Hizbullahçıların zaman zaman PKK’lılarla çatışması, HDP-PKK yanlılarının ise - örneğin 5 yıl öncesindeki bir Kurban Bayramı’nda - et dağıtan Hüda-Par yanlısı çocuklara yönelik vahşice saldırmasıdışında, Kürt siyasetinin “sol” ve dinci kesimleri arasındaki savaş eskisi gibi büyümedi...

PKK VE HDP "HAYIR CEPHESİNDEKİ YURTTAŞLAR"MIŞ

Peki; PKK ve radikal dinci Hizbullah örgütü arasında 1984-2000 yıllarıarasında yüzlerce kişinin ölmesine ve yaralanmasına yol açan katliam, korku ve kaos yıllarını niçin mi anımsattık?.. İki nedeni var eskiye ışıktutmamızın;

Birinci gerekçe, AKP tayfası ile işbirlikçi medyasının “ya başkanlık ya kaos” tehdidiyle birlikte “Hayır” cephesindeki yurttaşları terörle ilişkilendirmeye başlaması...

(...) Mehmet Faraç / Aydınlık

TESCİLLİ İFTİRACI

PKK'nın "Hayır cephesindeki yurttaşı" Mehemt Faraç, Hizbullah konusunda attığı iftiralar nedeniyle mahkum olmuş bir isim. Faraç, Hizbullah davası kapsamında yargılanan Veysi Kavan hakkında asılsız iddialarda bulunduğu gerekçesiyle 10 bin TL tazminat ödemeye mahkûm olmuştu. Hizbullah davası tutuklularından Veysi Kavan, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, Hizbullah’ın üst düzey yöneticileri arasında olduğu iddiasıyla yargılandı. 6 yıl 4 ay cezaevinde yattıktan sonra Yargıtay’ın mahkeme kararını bozması sonrası 2000 yılında serbest kalan Kavan, ilerleyen günlerde tekrar tutuklandı ve tekrar serbest kaldı.

Mehmet Faraç, 6 Ekim 2011 tarihinde Aydınlık gazetesinde yazdığı, “Cittaslovv!.” başlıklı yazıda, henüz yargılama aşamasında olan Veysi Kavan hakkında asılsız iddialarda bulundu. Faraç, “Veysi Kavan da işte bu taktiklerle kanlı eylemler yapan Hizbullah’ın yüzlerce tetikçisinden biriydi… Ancak Kavan’la ilgili iddialar diğer örneklerinden çok daha dehşet vericiydi!.. O gözü kara tetikçi, kimi kaynaklara göre 100 kimilerine göre ise tam 156 cinayete katılmakla suçlanıyordu!.. Karıştığı eylemlerden biri de, eski HEP milletvekili Mehmet Sincar’ın 1993’te Mardin’de öldürülmesiydi” yazdı.

Kavan: Faraç yüzünden büyük mağduriyetler yaşadım

Mehmet Faraç’ın mahkûm olmasıyla ilgili konuşan mağdur Veysi Kavan “Aydınlık yazarı Mehmet Faraç’ın makalesinde bir linçe maruz bırakıldım. Oysa kendini bu ülkenin aydınları olarak gösteren köşelerinde iftira, tehdit ve şantajla bir yerlere varan yazarların, uğradığım haksızlıkları dile getirmesini beklerdim. Ben cezaevindeyken ilk çocuğum dünyaya geldi. 6 yaşına kadar baba sevgisinden mahrum bırakıldı. Rahmetli babam, başıma gelen bu olayların kahrından felç geçirdi. Yıllarca yatakta yaşamak zorunda kaldı. Ben cezaevindeyken hayatını kaybetti” dedi.

Yorumlara Git

ASELSAN duyurdu! 166 milyon dolarlık sözleşme imzalandı

CHP, adeta fuhuş üssüne dönüştü

12 yıldır dinmeyen tepki! Türkiye'den bir açıklama daha! "Rusya'nın kararını tanımıyoruz'

İslamofobiyi ümmetin vahdeti durdurur

Trump'tan İran'a petrol kıskacı: Kara harekâtı için düğmeye bastı