Aktüel
CHP ve MHP milletle savaştığı için başarısız
Türkmedya İcra Kurulu Başkanı Cengiz Özdemir, Recep Tayyip Erdoğan’ın mecliste Cumhurbaşkanlığı yemini etmeden önce CHP’lilerin iç tüzük fırlatmasına sert tepki gösterdi. Özdemir; “CHP, milletle savaşmayı bugüne kadar kendilerine çok vazife edindi. İç tüzük fırlatılması ise milletle savaşmanın son örneğidir. Yoksa 77 milyonun kararı ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanına dil uzatmak millete zerre miktar saygısı olan herhangi bir siyasi hareketin asla yapmayacağı bir hatadır” dedi.
This browser does not support the video element.
• İlk defa halk tarafından Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan Köşk’e çıktı. Bu durumun Türkiye tarihi açısından önemi nedir?
- Sadece Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından değil, bütün bir Türk tarihi açısından çok önemli bir kavşaktayız. Türkiye’de halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı ile tartışmasız yeni bir dönem başlıyor. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. Cumhurbaşkanını ama halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanını seçmiş olduk. Cumhurbaşkanlığı makamı artık bugüne kadar olduğu gibi vesayet odaklarının son sığındığı nokta olmayacak. Türkiye’de bugünden sonra devlet, millet bütünleşmesini en uç noktada göreceğiz. Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında aslında Türk milletinin devletle arasındaki mesafeyi kapatıcı bir yeni döneme tanıklık edeceğimizi düşünüyorum.
Türkiye Cumhuriyeti, halkına güvenmeden yönetildi
• “Yeni Türkiye”, “Yeni Türkiye Vizyonu” derken ne anlamamız gerekiyor?
- Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu olağanüstü şartlardan bugüne kadar çeşitli vesayet unsurlarıyla halkına güvenmeden yönetildi. Türkiye’nin yönetimi o dönemlerde, kurumlar demokrasisi denilen ve uygulama örnekleri demokrasisi millet iradesine tam anlamıyla dayanmayan ülkelerde görülen, halkın iradesiyle ancak sınırlı işler yapabilen siyasi iktidarlara verildi. Adnan Menderes’ten beri iktidar olmakla, muktedir olmanın arasındaki farkı hep konuştuk. İlk defa AK Parti ile o zamana kadar ki merkez sağ iktidarların aslında cesaret edemedikleri, devlete bırakılmış stratejik konulardaki kararlarını da millet iradesi, kendisi vermeye kalktı. Bu durum ise bugün hayata geçirilmiş durumdadır. Cumhurbaşkanlığı görev tesliminden sonra Türkiye’de, artık her şey yeni baştan inşa ediliyor. Devletin köhnemiş, eskimiş, yenilenme ihtiyacı olan bütün kurum ve kuruluşları, bugünün ihtiyaçlarına ve dünya şartlarına göre yenilenecek ve yeni bir dönemi yaşayacağız.
CHP’lilerin yaptığı rezilliktir
• Erdoğan’ın Meclis’teki Cumhurbaşkanlığı yemini sırasında CHP’lilerin iç tüzük fırlatarak, salonu terk etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
- CHP’lilerin yaptığı rezilliktir. Meclis Başkanı Cemil Çiçek, oturum açılışında çok net bir biçimde, “tek gündem maddesiyle toplanma” olduğunu ifade etti. Burada, bütün dünyanın gözünün Ankara’da olduğu bir Genel Kurul söz konusudur. Türkiye Cumhuriyeti’nin halk tarafından seçilmiş bir Cumhurbaşkanı, mazbatasını alacak ve ant içecek. CHP ise böyle bir durumda ucuz siyasi polemikler yapıyor. İnsanlar, düğün evinde veya yas evinde nasıl davranacağını bilir. CHP ise iç tüzük fırlatarak, hiçbir değere saygı duymadığını göstermiştir. Cumhurbaşkanı seçilen bir mecliste, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkese düşen görev, ayağa kalkıp alkışlamaktır. Ben böyle inanıyorum. Eğer bunu yapamıyorsanız bile en azından MHP ve HDP’nin yaptığı gibi mevcut durumu saygıyla karşılamalısınız. CHP, milletle savaşmayı bugüne kadar kendilerine çok vazife edindiler. İç tüzük fırlatılması ise bu milletle savaşmanın son örneğidir. Yoksa 77 milyonun kararı ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanına dil uzatmak millete zerre miktar saygısı olan herhangi bir siyasi hareketin asla yapmayacağı bir hatadır.
Cumhurbaşkanını ayağa kalkarak alkışladım
• O sırada sizin CHP’lilere tepki gösterdiğiniz, “yuhaladığınız” veya Erdoğan’ı “alkışladığınız” yönünde bir polemik yaşandı sanırım. Bu olay tam olarak nedir?
- Meclisteki o oturumda Cumhurbaşkanını ayağa kalkarak alkışladım. Bunun doğal ve tabii olduğunu düşünüyorum. Bu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin yapması gereken bir saygı içerir. CHP’nin yaptığı olayın da mutlaka ki en azından protesto edilmesi doğru olur. Böyle “yuhalama” gibi bir şey söz konusu değil ama yapılanın saygısızlık olduğunu ifade ettim.
• Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan olmasını nasıl yorumluyorsunuz?
- Ahmet Davutoğlu, muhafazakâr camianın içinde temayüz etmiş, son derece kıymetli bir ilim adamı, bir hoca olarak bilinir. Ahmet Davutoğlu, Anadolu’da karşılığı olan ve bu zamana kadar siyasi kimliğiyle yaptığı çalışmalarda öne çıkmıştır. Bunun da ötesinde özellikle İslam coğrafyasında, Ortadoğu’da bu zamana kadar üstlenmiş olduğu Dışişleri Bakanlığı görevinde, köklü ilişkilerini iyice pekiştirmiştir. Davutoğlu, bizim geleneksel kültürümüzün değerlerine sahip çıkarken, öte yandan da Batı dünyasıyla sağlıklı ilişkiler kurmuş son derece önemli bir isimdir. Bu zamana kadar akademik hayatında yaptığı çalışmaları biliyoruz. Başta Stratejik Derinlik olmak üzere yaptığı ilmi çalışmaların karşılığının ne olduğunu biliyoruz. Bundan sonrasında AK Parti’de artık hoca diye bilinen bir ismin genel başkan olarak farklı hizmetlerle Türkiye’nin yeni baştan inşa sürecine katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Eskiden milletin seçtiği bir Cumhurbaşkanı yoktu
• Cumhurbaşkanı ilk defa halk tarafından seçildiği için Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir yetki karmaşası yaşanır mı?
- Yaşanmayacağını düşünüyorum. Çünkü Eski Türkiye Cumhurbaşkanı, milletin seçtiği bir Cumhurbaşkanı değildi. O nedenle Cumhurbaşkanı doğal olarak anayasada yazılı bazı yetkileri kullanmıyordu. Ama şu anda artık halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı var. Bu Cumhurbaşkanı ise halkın yüzde 52 gibi bir oyuyla birinci turda seçildi. Esasen Batı demokrasilerinde birinci turda bu oyu alabilmiş bir aday çok nadirdir. Böylesi bir sonuç Batı demokrasilerinin hemen hemen hiçbirinde söz konusu bile olamaz. O yüzden halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı ile çalışmak, seçilmiş bir Başbakan için son derece kolay bir birlikte çalışma olacaktır. Kaldı ki Davutoğlu ile Erdoğan’ın bu zamana kadar ki ortak siyasi hayatlarına baktığımız zaman, herhangi bir sorun yaşanacağını düşünmüyorum.
• AK Parti her seçimde başarı üstüne başarı kazanırken, muhalefetin ise başarısızlığının sebebi nedir?
- Türkiye’nin muhalefet sorunu olduğunu düşünüyorum. Muhalefet, heyecanı pörsümüş liderler tarafından yönetiliyor ve sadece AK Parti ne yaparsa yapsın, “istemezük” versiyonu ile karşısına çıkan bir çizgi sergiliyor. 12 yıldır muhalefetin sergilediği bu tutumun önümüzdeki dönemde de asla değişmeyeceğini düşünüyorum. Muhalefetin bu tavrı, ya çaresizlikten ya da beceriksizlikten kaynaklanıyor. CHP şimdi yapmış olmak için bir kongre yapıyor. MHP ise kongre yapmamakta direniyor. Kongreden kaçarak bir yere varamazsınız. Kongreden kaçanların dersini millet, Haziran 2015’te sandıkta bir kez daha verecektir. CHP ve MHP netice almak istiyorsa mutlaka halka dokunabilmelidir. Halka dokunamadan, halkla sağlıklı bir iletişim kuramadan bir netice alamazlar.
• Muhalefetin yani CHP ve MHP’nin halka dokunması ve etkin bir muhalefetlik yapabilmesi için ne yapması gerekir?
Milletle savaşmamaları gerekiyor. Millet ne istiyorsa siyaset kurumunun görevi, toplumsal talepleri toplayarak, siyaset kurumu kanalıyla çözüm üretmektir. 2007 yılında yapılan referandumla bu milletin yüzde 69’u yeni Cumhurbaşkanını kendisinin seçmek istediğini belirtti. Eğer millet böyle diyorsa, millete Cumhurbaşkanı seçmesinin önünü açacak fırsatları vermek lazım. Muhalefet ise Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde milletin kendi adamını seçmesi yerine “Sizin bu işlere aklınız ermez. Biz birini bulduk. İthal ettik getirdik. Sizin yerinize aday gösteriyoruz ve siz birbirleriyle ilgisi olmayan 14 parti olarak, bu adaya tıpış tıpış oy vermek zorundasınız” derse insanlar ne sandığa giderler ne de bu oyu verirler.
AK Parti’nin iyi bir takımı var
• Yeni kabine açıklandı. Başbakan Davutoğlu’nun yeni kabinesinde eski bakanlardan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı yer almadı. Yeni kabinede Yalçın Akdoğan, Numan Kurtulmuş, Nurettin Canikli, Volkan Bozkır oldu. Yeni kabineyi nasıl buluyorsunuz?
- AK Parti’nin iyi bir takımı var ve takım oyununu da Türkiye’de en iyi oynayan parti. O yüzden futboldan bir örnekle gidecek olursak, iyi takımı bozmak doğru değil. O yüzden bir kere omurgasının aynı kaldığı bir kabineden söz ediyoruz. 62. Hükümette çok büyük, omurgayı bozucu bir değişiklik yok. Değişiklik olarak iki Başbakan Yardımcısı değişti. Bu Başbakan Yardımcılarından biri Beşir Atalay, bir diğeri de Emrullah İşler.
• Numan Kurtulmuş için ne düşünüyorsunuz?
- Emrullah İşler’in yerine göreve gelen Numan Kurtulmuş içeriden bir isim. Parti içerisinde karşılığı olan bir isim. Grubun hiçbir şekilde kabinede yer almasından herhangi bir biçimde rahatsızlık duymayacağı bir isim ve partiyi büyütecek, geliştirecek bir isim.
• Yalçın Akdoğan bir de Başbakan Yardımcısı oldu…
- Yine Yalçın Akdoğan da, partinin kurulduğu günden beri hizmet etmiş. Partinin kurucusu ve 12 yıllık Başbakanının en yakınında çalışmış, özellikle stratejik konularda çok derin bilgilere sahip olmuş bir isim. O yüzden Başbakan Yardımcılığı görevine getirilen isimler ve oradan ayrılan isimler yine sürece katkı vermeye devam edecektir. Başbakan Yardımcılıklarında yapılan değişikliğin kabineye güç katıcı bir değişiklik olduğunu söylemek lazım.
• Bülent Arınç ve Ali Babacan kabinede kalan Başbakan Yardımcıları oldu…
- Evet. Bülent Arınç ile Ali Babacan Başbakan Yardımcılığı görevlerinde devam ettiler. Ali Babacan geçmişte de Başbakan Yardımcısı olarak ekonomi yönetimini yürütüyordu ve 2002’den beri kurulan bütün kabinelerde bu sorumluluğu taşıyan isim olageldi. Ekonomi yönetiminin de özellikle dış dünya ile ilgili Türkiye’deki bir takım dikkat edilmesi gereken hassasiyetler açısından aynı kalması yararlı olmuştur.
• Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı’na getirilmesini nasıl görmek gerekiyor?
- Zorunlu bir değişiklikti. Ahmet Davutoğlu’ndan boşalmış olan Dışişleri Bakanlığı görevine Mevlüt Çavuşoğlu getirildi. Çavuşoğlu, geçmişte Avrupa Parlamentosu’nda ve Avrupa Birliği Bakanlığı’ndaki görevleri dolayısıyla bu sorumluluğu taşıyabilecek bir isimdir. Çavuşoğlu’nun boşalttığı bakanlığa da yine eski büyükelçi Volkan Bozkır geldi. Uzun yıllar o bakanlıkta bakan yardımcılığı görevini taşıyan bir isimdi.
• Kabine için Nurettin Canikli yeni bir isim oldu…
- Bu manada sadece Gümrük ve Ticaret’ten sorumlu olan Hayati Yazıcı’nın yerine Nurettin Canikli gelmiş oldu. Her ikisi de Cumhurbaşkanımızın çok yakın çalışma arkadaşları. Çok uzun yıllardan beri Erdoğan ile birlikte çalışmış isimler. Onu da normal bir bayrak değişimi olarak görüyorum.
Paralel yapı mücadelesi Davutoğlu ile devam edecek
• Başbakan Davutoğlu, Paralel Yapı’ya yönelik yapılan operasyonları devam ettirecek mi?
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu’nu Başbakan adayı olarak gösterdiğini ilan ettiğinde Paralel Yapı’yla mücadele azminin bu seçimde etkili olduğunun altını çizdi. O yüzden Davutoğlu tarafından bu mücadele sürdürülecektir.
Gülen Medyası darbe girişimlerinin “yardımcısı”
• Gülen medyası olan Samanyolu, Bugün ve Kanaltürk TV ile Zaman ve Bugün gazetelerinin, Paralel Yapı’ya yönelik operasyonları sahiplenmesini nasıl buluyorsunuz?
- Burada özellikle 17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinin “yardımcısı” olmayı misyon olarak üstlendiklerine tanık oluyoruz. Çünkü bizim henüz hiçbir şekilde haberimiz olmayan davalarla ilgili sanık avukatlarına dahi sunulmadığını gördüğümüz bazı delillerin hemen düğmeye basılmışçasına belli medya gruplarına sızdırılmış olması söz konusudur. Bu durum yargı darbesinin parçası olması konusundaki çalışmalarını da ortaya koymuş oldu. Dolayısıyla bir yayın organı olmanın ötesinde bu yargıdaki darbe girişiminin parçası olma gayretleri öne çıktı. Bunun sonucunda da izlenme oranları ve tiraj gibi konularda toplumdan gerekli cevabı aldılar.