AKİT MENÜ

Gündem

Darbeciler lanetle anılıyor

Yaklaşık 2 yıllık öğretmenliğinin ardından 28 Şubat sürecinde baskılar nedeniyle istifa etmek zorunda kalan Bilecik İl Milli Eğitim Müdürü Durmuş, yaşadığı zor günleri unutamıyor

Güncelleme Tarihi:

28 ŞUBAT'TA TEK DERT ÖRTÜYDÜ

BİLECİK 

Yaklaşık 2 yıllık öğretmenken 28 Şubat sürecinde baskılar nedeniyle istifa etmek zorunda kalan İl Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş, geçmişte yaşadıklarını unutamıyor. Durmuş, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Kimya Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra 10 Eylül 1996’da Gümüşhane’nin Torul ilçesindeki bir ilkokulda sınıf öğretmeni olarak göreve başladığını söyledi.

Severek ve isteyerek görevini yaparken 28 Şubat sürecinin başladığını anlatan Durmuş, kendisi gibi başörtülüler için zorlu bir dönemin yaşandığını ifade etti. Gözden uzak olmak ve başörtüsüyle mesleğini yerine getirmek için yatılı okula tayinini istediğini ancak orada da uzun süre kalamadığını dile getiren Durmuş, şöyle konuştu:

“O zamanki dönemin okul müdürü, beni idare etmeye ve yardımcı olmaya çalıştı. Teftişte başımı açmadım. Tabii baskılar gelmeye devam etti ve okul müdürümüz ciddi anlamda baskı yaşamış oldu. ‘Neden hakkımda herhangi bir işlem yapmıyor’ diye sorunlar yaşadı.”

Sonra başka bir okula tayinini isteyip gittiğini bildiren Durmuş, şöyle devam etti:

“Maalesef o süreçte yaptıklarımız değil de sadece başımızdaki başörtüsü bir sorundu. Başka bir şey gündeme gelmiyordu. Askeriyeden ‘Falan kişi halen başörtülü çalışıyor’ diye bilgi gelmiş. Hakkımda tutanak tutuldu. Memurluktan ihracımı gerçekleştireceklerdi. O günü hiç unutmuyorum, hakikaten insanın içi acıyor.”

Durmuş, “O dönemde baskılar nedeniyle istifa etmek zorunda kaldım” dedi. Onlar hâlâ hapiste

Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Mehmet Alagöz, “Cezaevlerinde 28 Şubat mağduru yaklaşık 550-600 kişi olduğunu düşünüyorum. Bu kişilerin dosyaları yeniden açılmalı” dedi. 

İSTANBUL - Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Mehmet Alagöz, cezaevlerinde hâlâ 28 Şubat mağduru 550-600 kişi bulunduğunu belirterek, “Bu kişilerin dosyalarının yeniden açılıp, suç işleyip işlemediklerinin ve delillerin yeniden araştırılması gerekiyor” dedi.

Alagöz, 27 Mayıs 1960’dan sonra Türkiye’de darbeler döneminin başladığını söyledi.

İktidarın milletten yana oluştuğu her seçimin ardından bir darbe yapıldığını belirten Alagöz, 28 Şubat 1997’de post-modern bir darbe yaşandığını, 27 Nisan 2007’de e-muhtıra bildirisinin kaleme alındığını ve son olarak 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün darbe girişimi yaptığını ifade etti. Post-modern darbenin etkilerinin yargı alanında halen sürdüğüne dikkati çeken Alagöz, şunları kaydetti:

“28 Şubat’ta verilen kararların artık tartışılması gerekiyor. Çünkü, 28 Şubat kararları verildikten sonra, topluma ‘balans ayarı çekilirken’, askeri vesayet sistemi savcı ve hakimlere brifing veriyordu. Bu brifinglere katılmayan hakim ve savcılar görevden alınıyordu. Brifingler doğrultusunda kararlar verilmeye başlandı. Tamamen sivil olan, hiçbir taşkınlığın yaşanmadığı Anadolu’nun dört bir tarafında yapılan ‘el ele eylemlerini’ organize ettikleri gerekçesiyle insanlar hakkında anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs suçlamasıyla davalar açıldı. Bu davalar uzun yıllar sürdü ve insanlar kendilerini aklamak için yıllarca mücadele verdi. Sivil bir eyleme katılan bazı insanlar idamla yargılandı. Buna benzer başka eylemlere katılan insanlar terör örgütü kurmak, terör örgütüne üye olmak, şeriat devleti kurmak suçuyla yargılandı.”

DARBECİ KOMUTANLARLA İLGİLİ ŞAŞIRTAN 29 YILLIK SIR

İSTANBUL

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) yüzbaşı olarak görev yaparken, 1999 Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla ihraç edilen Mustafa Damar, Harp Okulunda beraber okudukları ve 15 Temmuz darbe girişimi sırasında aktif görev alan bazı üst düzey askerlerin, 1988 mezunlarını kapsayan yıllıkta “darbe” ve “baskın” sözcükleriyle tanımlandığını söyledi.

Mustafa Damar, özellikle 1999’daki YAŞ kararlarıyla hassasiyet sahibi askerlerin tasfiye edilip yerine 15 Temmuz’da darbe yapmaya kalkan insanların ikame edildiğini ve bu askerin önlerinin açıldığını belirterek, “15 Temmuz’u anlayabilmeniz için 28 Şubat’a gitmeniz gerekir ve Batı Çalışma Grubu’nun ne yapmak istediğini anlamak gerekir. O zümrenin devlet üzerinde nasıl bir hegemonya kurmak istediğini anlamak gerekir” dedi.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında ilerleyen saatlerde darbeci komutanların isimlerinin televizyonlarda açıklandığını anlatan Damar, açıklanan isimlerinin bazılarının kendisine tanıdık geldiğini ifade etti.

Damar, bunun üzerine 1988 mezunlarını kapsayan Harp Okulu yıllığına baktığını ve kendi dönemlerinde “silik” diye tabir ettikleri kişilerin ön plana çıktığını fark ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

“İsimlere baktım. Mesela İstanbul 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Özkan Aydoğdu köprülere tankları yürüten, oraları işgal ettiren birliğin komutanı ve bunu da inkâr etmemiştir. Yıllıkta Aydoğdu için ‘Gücüyle darbe tesiri mükemmel uygulayıp vurduğunda insanı def-i hacet yapacak durumu getirir’ deniliyor. Yine yıllıkta eski Doğubayazıt Zırhlı Tugay Komutanı Mehmet Ozan için ‘İleride baskın prensiplerini en iyi uygulayabilecek biridir.’ yazılıyor. Baskın kelimesi tırnak içinde ve büyük harfle yazılmış. Bu insanlar arkadaşlarımızın elleriyle hallerini yazmış buraya ve hayret ettim o zaman. Dedim ki biz de oralarda olmadığımız için daha rahat hareket ederek 15 Temmuz’u gerçekleştiriyorlar.”

‘HİÇBİR ZAMAN VATANIMIZA KÜSMEDİK’

EDİRNE 

Türk siyasi tarihine “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat 1997’de hapse giren ve hukuki mücadelesinin ardından cezaevinden çıkarak görevine dönen, Kırkpınar Ağası Alper Yazoğlu Ortaokulu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni İsmail Çelik, “28 Şubat bizler için bir imtihandı. Hiçbir zaman vatanımıza küsmedik” dedi.

Çelik, “Öğretmen olarak görev yaptığım dönemde bize de bir operasyon yapıldı. Evimizden dini kitaplar alındı. Bu kitaplar Milli Eğitim Bakanlığımıza ait tavsiyeli kitaplardı. Belli bir gözaltı süresinden sonra bizler DGM’de 15 yılla yargılandık. Hayali ve uydurma bir örgüt olan Tevhid Selam Örgütü’nün üyesi olarak lanse edildik” diye konuştu. Hukuki mücadelesinin 7 yıl sürdüğünü dile getiren Çelik, şunları anlattı: “Yaklaşık 17 ay boyunca cezaevinde kaldım. Bu süreçten sonra mahkeme bizim haklılığımızı gördü ve ceza almadan görevime geri döndüm.”

 

 

Yorumlara Git

İngiltere'den Siyonistlere destek! 4 aktiviste hapis cezası verildi

Siyonist katillere tepki! FIFA'dan atın

"Altunlar" çetesine operasyon! 200 milyon TL'lik mal varlığına el konuldu

Türkiye ile Suudi Arabistan arasında anlaşma! Resmi Gazete'de yayımlandı

Ankara'da tüm dengeleri değiştirecek açıklama! Hüseyin Yayman'ın sözleri geceye damga vurdu