Dünya
Önceliğimiz ahlâk ve millî değerler...
“Önceliğimiz güzel ahlak sahibi, milli ve manevi değerlerimize bağlı, genç, eğitimli ve temiz kişilerle siyaset yapmak. Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelerle işbirliğimizi daha da geliştirmektir” diyen Hürriyet ve Şeref Halk Partisi Genel Başkanı Korm
Röportaj: Ayhan Demir
ayhan_demir@hotmail.com
12 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Bulgaristan Parlamento Seçimleri’ne kısa bir süre kala, gazetemiz yazarlarından Ayhan Demir, Bulgaristan Türklerinin temsilcilerinden Hürriyet ve Şeref Halk Partisi Genel Başkanı Korman İsmailov ile görüştü. İsmailov, Bulgaristan Türklerinin durumundan, Hürriyet ve Şeref Halk Partisi’ne kadar birçok konuda Yeni Akit’in sorularını cevapladı.
AB üyesi Bulgaristan’ın, ülkedeki Müslümanlara yaklaşımı nasıl?
1989 sonrası dönemde Bulgaristanlı Müslümanlar dini ibadetlerini serbestçe yerine getirmeye başladılar. Devlet, genel olarak, herhangi bir ayrım yapmıyor. Ülkede yaşayan azınlıklara, eşit haklara sahip vatandaşlar olarak yaklaşıyor. Ancak azınlıkların, yargı, ordu ve emniyet teşkilatı gibi bazı üst düzey kademelerde yeterince temsil edilmemesi dikkatleri çekiyor.
“Çifte Başmüftülük” meselesinde son durum nedir?
Bulgaristan Müslümanları, kazanılmış haklarını tam olarak kullanamıyor. Bunun en belirgin örneği, 20 yıldır neticelendirilemeyen Başmüftülük meselesidir. Bulgaristan Müslümanlarının dini liderlerini seçme hususunda biriken sıkıntıları son dönemde yeniden patlak verdi. Seçilen tek bir dini kurumunun mahkemece tescil edilmemesi ve camiayı temsil edemez hale düşürülmesi, dini özgürlükleri engellemektedir. Müslümanların düzenledikleri son konferansta yapılan seçimin neticesi Yüksek Mahkeme tarafından tescil edilince rahat bir nefes alındı. Bununla birlikte, her ne kadar mahkeme Başmüftülük lehine karar vermiş olsa da, bu meselenin bir gün yeniden gündeme geleceğinden eminim.
VAKIF MALLARI VE CAMİLERE
SALDIRILAR
Vakıf malları ne durumda? Vakıf mallarını özgürce kullanabiliyor mu?
Osmanlı’dan miras kalan birçok vakıf malı ya bakımsızlıktan yıkılmış ya da gasp edilmiştir. Buna rağmen günümüzde hâlâ ayakta kalabilen vakıf malları da var. Başmüftülüğün tescil ve temsil sorunundan sonra yaşanan en büyük sorun vakıf mallarıdır. Dini cemaatler, demokrasinin yeniden tesisiyle birlikte, vakıf mallarını geri alma hakkı kazandı. Bu yasadan bütün cemaatler yararlandı. Komünizm öncesi döneminde sahip oldukları vakıf mallarını geri aldılar. Sadece Müslümanları temsil hakkına sahip olan Başmüftülük kurumu, birçok vakıf malını geri alamadı. Aslına bakarsanız, maalesef, sorun yine mevzuat ve belge eksikliklerinden kaynaklanıyor. Komünizm dönemi Başmüftü olarak atanan Nedim Gencev’in görevde bulunduğu dönemlerde birçok vakıf malı satılmış ya da kaybolmuştur. Milli kültür mirası statüsünde yer alan bazı vakıf malları ise, Başmüftülüğün tek başına hareket edip, tadilatlarını yapamaması sebebiyle kendi haline terk edilmiş durumda. Razgrad, Küstendil, Stara Zagora Camileri bu durumun en acı örnekleridir.
Camilere yönelik saldırıların temelinde ne var?
Bulgaristan’da, genel olarak, hoşgörü havası içerisinde yaşayan farklı inançlar, bazı aşırı milliyetçi grupların, siyasi çıkar amaçlı hareketleri sebebiyle tedirgin bir havaya büründü. Aşırı milliyetçi ve antisemitist ideolojiyi benimsemiş genç nüfusun bazı kesimlerinde, nefret ve kin duyguları tavan yapmış durumda. Cami ve sinagoglara yapılan saldırılarda önemli bir artış yaşanıyor. İdeolojik gerekçelerden uzak bazı holigan gruplar da, özellikle alkol kullanımının ardından, bu tür saldırılar düzenliyorlar. Her iki kesimin eylemlerinin temelinde yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlük var.
GERB TUTARSIZ, ATAKA IRKÇI...
Bulgaristan hükümetlerinin, Müslüman Türklere yaklaşımı nasıl?
Eski Başbakan Boyko Borisov’un partisi GERB, her ne kadar adaletli ve hoşgörülü bir görüntü sergilemeye çalışsa da, bünyesindeki bazı çevrelerin seçim kampanyası esnasındaki tutarsız konuşmaları asıl yüzlerini göstermiş oldu. Borisov’un Başbakanlığı döneminde Türk ve Müslüman toplumun hayatında hiçbir olumlu değişiklik yaşanmadı. Aksine birçok olumsuzluğa tanık olduk. Başmüftülük krizi, Sofya camisine Cuma Namazı esnasında yapılan çirkin saldırıda olduğu gibi, cami ve Müslümanlara yapılan saldırıların sayısının artması, devlet bütçesinden Başmüftülüğe ayrılan ödeneğin son derece az ve yetersiz olması bu olumsuz gelişmelerden sadece birkaçı. İktidarın, parlamentoda çoğunluğu sağlamak adına, ATAKA gibi ırkçı bir partinin desteğini alması, yapılan en büyük hatalarında birisidir. Şükürler olsun ki, son saldırı olaylarından sonra, ATAKA’yla ilişkileri zayıflamaya başladı.
Irkçı ve saldırgan tavırlarıyla tepki çeken ATAKA lideri Volen Siderov neyin peşinde?
Bulgaristan’da milliyetçi görüşlü oy potansiyeli yüzde 20–25 civarında. Siderov, işte bu milliyetçi oyların peşinde. ATAKA projesini hayata geçiren komünist rejiminin gizli servis ve eski ordunun üst düzey kalıntılarıdır. Bunların amacı psikolojik baskı, zıtlaşmaya, nefret ve korku duygularına dayalı birtakım senaryolar oynatmaktır. Volen Siderov ise, ruhsal dengesizliği ile birlikte bu filmin başarılı bir oyuncusudur. Ancak ATAKA çoktan haddini aştı. Şu an hem iç hem de dış faktörler tarafından şiddetli bir izolasyon ve baskı altındalar.
Bu projenin ayakta durabilmesi için, mevcut haliyle, HÖH gibi ikinci bir unsura ihtiyacı var. ATAKA, HÖH ile korkuturken, HÖH’de Volen Siderov’la korkutuyor. Bu basit siyasi oyun sürdükçe, bu iki kişi ya iktidarda ya da iktidarın etrafında konumlanarak, varlığını dokunulmazlıkları sayesinde hesapsız sürdürebilecekler.
YÖK’ün, Bulgaristan’daki üniversitelerinden alınan diplomaların denkliğini askıya alma kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İki ülke ilişkileri açısından ve özellikle mağdur kalan iyi niyetli ve çalışkan öğrenciler açısından çok sıkıntılı bir mesele. Bir iki okulda ortaya çıkan birkaç yolsuzluk ve sahtekârlık olayından, maalesef, bütün sistem etkilendi. Elbette bunu hiç doğru bulmuyorum. Ancak iki ülke yetkilileri arasında diyalog çok iyi. Yakın bir zaman meselenin çözüleceğine inanıyorum.
Hak ve Özgürlükler Hareketi’nden ihraç edilmenizin sebebi neydi?
Bana göre siyaset, ahlaki değerler ve sorumluluk temeli üzerine toplumu inşa eden karar alma mekanizmasıdır. Komünist rejimin omurga kemiği olan gizli servislere ajanlık yaptığı devlet arşivlerindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmasına rağmen bugün demokrat kesilen, parti tüzüğünü çiğneyen, milletvekilliği görevini yerine getirmeyen, komisyonculuk ve yolsuzluklara bulaşan, seçmenlerin ve basının önüne çıkmayan, siyaset adamına yakışmayan tüm davranışlarla partinin imajını zedeleyen Ahmed Doğan’ın, bir kez daha parti genel başkanlığına aday olmasının ahlaki olmayacağını yüzüne söyledim. HÖH eski Genel Başkanı Ahmet Doğan’a en yakın ve partinin etkili simalarından biri olan Ehmet Emin’in, genel başkanın oturduğu saraylardan birisinde intihar etmesi olayının arkasında yatan gerekçelerin üstü örtülüp, konunun kapatılması başkanın üzerinde kara bir bulut olarak kaldı. Tüm bunlar olup biterken, hiçbir tartışmaya izin verilmediği gibi, parti yönetimi bizleri bizlere bölücü ilan edip, partiden ihraç etti. Tıpkı Kasım Dal gibi ben de, kendimi partinin dışında buldum.
HÜRRİYET VE ŞEREF HALK PARTİSİ
Neden yeni bir parti kurma ihtiyacı hissettiniz?
Bulgaristan’ı bölge bölge gezdik. Türkiye’de devamlı oturan vatandaşlarımızla da görüştük. Anlaşılan çok hata ve yanlışlarımız olmuş. Öyle ki, gidişatımız kötüden de beter. Cezaevlerinde çile dolduranlar ve eski kurucu üyelerimizle görüşmelerde; 90’ların başında çıkılan yolda, hedeflediğimizden çok faklı yerlere gittiğimiz yönünde tespitler yapıldı. Siyasetin, bugün varlığı unutulan ahlak ve değerler üzerine oturtulması ve toplum merkezli yapılması gerektiği net bir şekilde ortaya çıktı. Bölgelerde, hizmet yarışı başlatılmasının son derece önemli olduğu anlaşıldı. Ülkeyi dolaşarak yapmış olduğumuz çok sayıda toplantı ve görüşmelerde ortaya çıkan bir gerçek var: Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin yeniden yapılanması, demokratikleşmesi ve yeni bir yüzle halkımızı kucaklamasının mümkün değil. Bu parti, hem tıkandı hem de aşırı yıprandı. Genç ve modern bir siyasi hareket başlatılmasını isteyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bizler var gücümüzle, bu değişim sürecini yürütmeye çabalıyoruz. 1 Aralık 2012’de dünyaya gelen Hürriyet ve Şeref Halk Partisi’nin varlık sebebi işte budur.
Hürriyet ve Şeref Halk Partisi’nin öncelikli hedefleri neler?
Bahsetmiş olduğum gibi güzel ahlak sahibi, milli ve manevi değerlerimize bağlı, genç, eğitimli ve temiz kişilerle siyaset yapmayı hedefliyoruz. Amaçlarımıza ulaşmakta sadece ve sadece meşru yolları kullanmayı taahhüt ediyor. Başlıca hedeflerimiz eğitim, tarım, hayvancılık ve sanayiye elverişli bölgelerimizde istihdam ve refahı artıracak yatırım imkanları sağlamak. Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelerle işbirliğimizi daha da geliştirmek. Eğitim ve kültür turizminin ölçeğini artırmak.
Hürriyet ve Şeref Halk Partisi’nin, HÖH’den farkı ne olacak?
Öncelikle partimizi temsil edecek kişiler çok temiz ve farklı olacak. Toplumun tüm kesimlerini kucaklayan bir parti olacağız. Öyle ki, diğer tüm siyasi partiler bizimle işbirliği yapmak isteyecekler. Yolsuzluğa ve ırkçı komünist rejimine ajanlık yapanlara karşı olacağız. Partimizin aleyhine olsa da, doğruları ve halkın dertlerini konuşmaktan hiçbir zaman çekinmeyeceğiz. Şeffaf ve demokratik bir örgüt olacağız. Bulgaristan toplumunu yüzde 100 temsil eden bir yönetim oluşturduk. Parti yönetiminde, Türklerin yanı sıra Bulgar, Romen ve Pomaklara yer verdik.
Partinizin seçmen kitlesinde kimler var? Halkın partinize ilgisi nasıl?
Ilımlı, hoşgörülü ve adaletten yana olan tüm Bulgaristan vatandaşları hedef kitlemizdir. Bölgelerde büyük beklenti var. Doğru kişilerle teşkilatlanmamız ve kendimizi iyi tanıtmamız lazım. HÖH’ten istifa eden çok sayıda genç destekçimiz var.
Partinizin simgesi olarak ışınları insan olan güneşi tercih etmenizin sebebi nedir?
Güneş, aydınlık ve sıcaklıktır. Ancak bugüne kadar belirli bir zümre, bu aydınlık ve sıcaklıktan yararlandı. Eski komünist rejimin istihbarat örgütünde önemli roller üstelenen bu insanların birçoğu, aynı zamanda, ülkenin ekonomik ve siyasal elitlerini temsil ediyorlar. Bizim isteğimiz ve gayemiz toplumun daha geniş bir kesimi sıcaklık, ışık ve şeffaflıktan nasibi almasıdır. Bu sebeple, partimizin simgesini ışınları insan olan güneş olarak seçtik.
BULGARİSTAN MÜSLÜMAN TÜRKLERİ
Bulgaristan Müslüman Türklerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Kültürünü iyi bilmek ve yaşamak, şerefli bir yaşam sürdürmenin vazgeçilmez şartıdır. Bununla birlikte, hızla küreselleşen dünyamızda, diğer kültürleri de tanımak ve saygı göstermek artık bir ihtiyaç haline gelmiştir. Değişik kültürleri kucaklama iddiasındaki Avrupa Birliliği, bir üst ‘Avrupalı’ kimliği oluşturulup oluşturulamayacağı tartışmasını sürdürüyor.
Bu yöndeki gelişmeler öz kültürlerin yok olma pahasına olmamalı. Zira farklılıklar hayatımıza zenginlik ve değer katar. Entegrasyon eğilimleri, asimilasyondan geçmemeli. Diğer taraftan anavatanımızın gelişmesi ve ilerlemesi, kültürümüzü bütün dünyaya ulaştırması, Balkan ülkelerinde yaşayan ve çalışan bizlere büyük bir ilham ve gurur veriyor.
“Önceliğimiz güzel ahlak sahibi, milli ve manevi değerlerimize bağlı, genç, eğitimli ve temiz kişilerle siyaset yapmak. Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelerle işbirliğimizi daha da geliştirmektir” diyen Hürriyet ve Şeref Halk Partisi Genel Başkanı Korman İsmailov, “Bulgaristan Müslümanlarının kazanılmış hakları tam olarak kullanmadığını söyledi. 20 yıldır neticelendirilemeyen Başmüftülük meselesini çözmek için ellerinden gelen bütün çabayı göstereceklerini belirten İsmailov, “Bizim isteğimiz ve gayemiz, toplumun daha geniş bir kesiminin sıcaklık, ışık ve şeffaflıktan nasibi almasıdır. Bu sebeple, partimizin simgesini ışınları insan olan güneş olarak seçtik” dedi
TÜRKÇE EĞİTİM TEŞVİK EDİLMELİ
Balkanlar’da Müslüman Türk kültürünü yaşatmak için neler yapılmalı?
Siyasi niteliği olmayan sivil toplum örgütleri önderliğinde, yardımlaşma ve kültür faaliyetleri yürütülmeli ve desteklenmeli. Özellikle gençlerin kültürlerine sahip çıkmaları için dil, sanat, tarih, din, örf ve adetler ile ilgili yenilikçi, çağdaş eğitim projeleri geliştirilmeli ve düşünce kuruluşları oluşturulmalı. Aileler, eğitime teşvik edilmeli. Yasaların verdiği haklardan yararlanarak, sadece ilkokullarda değil, lise ve üniversitelerde de Türkçe eğitim teşvik edilmeli. Diğer Balkan ülkelerindeki Müslüman Türk toplulukları zaman zaman ortak kültürel faaliyetleri düzenleyerek bir araya gelmeleri de oldukça elzem ve faydalıdır.
Devlet televizyonundaki on dakikalık Türkçe yayının kaldırılması talebiyle ilgili son durum nedir?
Devlet televizyonundaki on dakikalık Türkçe yayınlar devam ediyor. Ancak iktidarı dışarıdan destekleyen ırkçı ATAKA’nın yaptığı baskı neticesinde, devlet televizyonu yönetiminden yapılan açıklamaya göre, söz konusu yayınların farklı bir televizyon kanalından yapılabileceği dile getirilmişti. Umarım, Borisov hükümeti, böyle bir hata yapmaz.