AKİT MENÜ

Siyaset

AK Parti İstanbul İl Başkanı Temurci: Sistemin sahibi millet olacak

Demokrasinin Türkiye’de daha güçlü bir hale gelmesini sağlayacak 16 Nisan halkoylamasına kısa bir süre kala yeni sistemin kazanımlarını anlatan AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci, "İlk defa millet önüne koyulan iki sandıkla hem yürütmeyi, hem de yasamayı kendisi seçecek. Demokrasimiz daha da güçlenecek" dedi.

Türkiye’nin vesayet odaklarının etkilerinden sıyrılarak kendi hür iradesini koyabilmesi için yapılacak 16 Nisan halkoylamasına günler kala yeni sistemi ve niçin evet denilmesi gerektiğini AK Parti İstanbul İl Başkanı Dr. Selim Temurci’den dinledik.

Yeni anayasa paketiyle ne değişecek?

Yeni modelle birlikte sistem milletleşecek. Yasama, yürütme ve yargı milletleşecek. İlk defa millet önüne konulan iki sandıkla hem yürütmeyi, hem de yasamayı kendisi seçecek. Kendi seçtiklerine de Hakimler Savcılar Kurulu (HSYK) üyelerini seçtirecek. Bu açıdan demokrasinin daha da güçleneceği bir paketi halkımıza sunuyoruz. Bu bir uzlaşı metnidir. Bu bir geçiş sürecidir. Temennim bir gün bu milletin olabildiğince uzlaşı içerisinde kendi anayasasını yazması. 16 Nisan’da daha güçlü bir Türkiye ve daha güçlü bir millet için evet çıkacağına inanıyorum.

ÖNCE KENDİMİZİ EĞİTTİK

Teşkilatınız bu süreçte nasıl bir performans sergiledi?

Referandum çalışmalarına Aralık ayında başladık. İstanbul’da önce kendi teşkilatlarımızla anayasa değişiklik paketinin neler içerdiğini, neyi hedeflediğimizi anlattık. Büyük bir eğitim çalışması yaptık. Daha sonra 25 Şubat’ta genel başkanımızın start vermesinden sonra İstanbul’un ilçelerinde seçim koordinasyon merkezleri kurduk. Her hafta sonu ekiplerimizle oturup, değerlendirme toplantıları yaptık. ‘Daha iyi nasıl anlatabiliriz’ konusunu tartıştık.

Yeni paketi ve sistem değişikliğini İstanbul halkına nasıl anlattınız?

İstanbul’da bulunan 2 milyon 300 bini aşkın AK Parti üyemizin 150 bini aktif olarak teşkilatlarda çalıştı. Geçen hafta şehrin tam 860 noktasında sevgi yürüyüşleri gerçekleştirdik. İstanbul’da bulunan 961 mahallede tam teşkilatlı bir şekilde çalışmalarımız sürüyor. Mahallede, sokakta kısaca her yerdeyiz. İstanbul’da 4 milyonu aşkın hanemiz var. Şu anda 3 milyonun üzerinde haneye gönüllülerimiz hem girip broşürlerimizi takdim ettiler, hem de sohbet ettiler. Bu seçim bir parti meselesi olmadığı için İstanbul’da şu veya bu sokakta oyumuz az, oraya yönelim gibi bir derdimiz olmadı.

HER KESİME ULAŞILIYOR

Evlerde veya sokaklarda ulaşamadığınız seçmenlerle iletişim kurmak için neler yapıldı?

Bunun için 150 bin aktif teşkilat mensubumuzun haricinde 2 dönemdir İstanbul’da başarılı bir şekilde uyguladığımız ve bu dönem adeta zirveye taşıdığımız çağrı merkezlerimiz var. İstanbul’da her bir üyemiz Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın selamıyla aranıyor. Telefonlarımızda İstanbul’daki bütün seçmenlerin hepsi var. Bu anlamda kararsız kardeşlerimiz varsa ev sohbetlerimizi oralara yönlendiriyoruz. İstanbul’daki bu teşkilat modellemesi Türkiye’nin her yerine örnek olan bir çalışma.

Halkoylamasına sayılı günler kala siz önünüzdeki tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özellikle İstanbul gibi bir şehirde, AK Parti’nin her anlamda sözünün güçlü olmasının gerektiği bir şehirde sorumluluklarımız çok büyük. İstanbul’da 16 Nisan’da sandığa giderken bütün teşkilatlarımıza ve mensuplarımıza verdiğimiz talimat şu: O gün evlerinizden çıktığınızda şunu düşünün; "Bizim bir vazifemiz vardı, bir misyonumuz vardı. İstanbul’da her bir gönüle dokunabildik mi? Her bir gönülün kapısını açabildik mi? Evet desin, hayır desin her bir kardeşimize mesajımızı iletebildik mi?” derdimiz bu. İSTANBUL, TÜRKİYE'YE DAMGA VURACAK Kararsız seçmene nasıl bir yaklaşımla anayasa paketini anlattınız? İlk etapta İstanbul’da 16 Nisan’da kararsız seçmenin ‘evet’ demesi, hayır diyenleri de ikna etmek için özel bir çalışma yürütmeyi kararlaştırdık. Bizim birliğe ve beraberliğe ihtiyacımız var. Hayır diyen kardeşimin de özgürlüğüne saygı duymakla birlikte benim de bir özgürlüğüm olduğunu ve benim özgürlüğümün de o kardeşime ‘evet’i anlatarak, onu büyük Türkiye ile buluşturmak olduğunu düşünüyorum. Teşkilatlarımıza da çalışmalarda yöntemin bu olduğunu söyledik. Bu çalışmaların neticesinde İstanbul’un güçlü bir evet ile Türkiye’nin geleceğine damga vuracağına inanıyorum.

Kararsız seçmeni ikna etmek için nasıl bir yöntem kullanıldı?

Öncelikle milletin kararının tek geçerli akçe olduğu, millet ne derse onun sürekli bu ülkede iktidarda olduğu ve bu düzenlemenin bulunduğu bir demokrasi anlayışını bu ülkeye yerleştirmek istediğimizi ifade ediyoruz. Şuanda sistemimizin bir adı yok. Sistemin adı parlamenterizm değil, başkanlık değil. Millet önce kendi hükümet modelinin ne olduğuna karar vermeli. Biz şuanda yerli ve milli bir sistem olduğunu ifade ettiğimiz, tarihimize uygun bir sistem olan Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi’ni öneriyoruz.

İstanbul hikayenin başladığı yer

İstanbul’un önemi nedir?

İstanbul Türkiye’nin özetidir. Hem tarihsel olarak hem de AK Parti açısından büyük önemi bulunmakta. İstanbul hepimizin şehridir, medeniyetimizin en önemli kentlerinden birisidir. En önemlisi İstanbul bizim gözbebeğimizdir. Dolayısıyla İstanbul’un bir böyle yanı var, AK Parti açısından da kurucu liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’dan yola çıkıp ‘İstanbul benim ve arkadaşlarımın sevdasıdır’ diyen bir liderin biz temsilciliğini yapıyoruz. Dolayısıyla bu yolda AK Partililer olarak İstanbul’un bizim için siyasi anlamda önemi çok daha farklıdır. İstanbul’da yeşermiş, buradan kendisini merkeze taşıyabilmiş, merkezden de bütün bir coğrafyaya adeta örnek olmuş siyasi kadro ve liderin İstanbul’unda çalışıyoruz. İstanbul her anlamda hikayenin başladığı yerdir. Onun için İstanbul’da başarılı olmak bizim için bir mecburiyettir. STK’lar cengaver savunucular oldu Referandum sürecinde en büyük desteğin STK’lardan geldiğini gözlemledik. Siz, STK’ların bu duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Referandum sürecinde STK’lar çok büyük bir özveriyle çalıştı. Bence bu seçimin en önemli özelliği sivil toplum kuruluşlarımızla çalışmamız oldu. ‘Evet Platformu’ adı altında bir yapı kurdular. 200’ü aşkın STK bu yapının içindeydi. Bu açıdan STK’larımız şuanda yürütülen kampanyanın en cengaver savunucuları oldu İstanbul’da. Teşkilat olarak sahadayız, STK olarak sahadayız. Bizim çalışma metodumuz her zaman gönüllü bir çalışma ama profesyonel bir mantıkla bu işi yürütmemiz lazım diyoruz. İlçeleri mahalle mahalle, sokak sokak, seçmen seçmen masaya yatırıyoruz.

Koalisyonların adı dahi anılmasın

Yeni sistemle birlikte genel olarak neler değişecek?

Çiftbaşlılığın ortadan kalkmasıyla birlikte bu durumun oluşturduğu siyasi, ekonomik krizler artık olmayacak. Birbirlerine anayasa kitapçığı fırlatan, televizyonlarda birbirlerine karşı hakaretler eden liderlerin artık olmaması gerektiğini düşündüğümüz için yeni sisteme ülkesini seven herkesin evet demesi gerektiğini arzuluyoruz. Koalisyonlar döneminde ülke ekonomik ve siyasi istikrarsızlıklar yaşadı. Bu nedenle biz artık koalisyonların adının dahi anılmasını istemiyoruz. Onun için ‘evet’ diyoruz. Terör; ülkeyi yönetmede bir sıkıntı olursa, koalisyon ortakları bakanlık kapma derdinde olursa, suçu birbirine atarsa ortaya çıkar. Toplumsal istikrar, bütünlük ve kardeşliğimiz için ‘evet’ diyoruz. Biz istiyoruz ki Türkiye büyümeye devam etsin, yatırımlar sürsün ve bu tekerlek bir daha tersine dönmesin. Gençlerimizle ilgili olarak ilk defa siyasete daha fazla dinamizm gelsin, motivasyon olsun, gençlerimizin hayalleri bu ülkenin geleceği olsun ve biz gençlerimizle birlikte geleceğe yürüyelim diyoruz. Gençlerin vicdanı Türkiye’nin geleceğini belirleyecek en önemli ışıktır. Eğer milletin dediği olacaksa millet hep iktidar olacaksa, bundan daha güçlü bir demokrasi anlayışı olamaz.

Vesayet bitsin diye 'evet'

AK Parti seçim çalışmalarında vesayetçi sistemden kurtulmanın gerekliliğini vurguluyor. Vesayetçi sistem derken neyi kastediyorsunuz?

Vesayetçi parlamenterizmden kurtulalım derken şunu söylüyoruz: Bu ülkede 1960’la birlikte, milletin oy vermediği, iktidara taşımadığı halde hep iktidar olan güçler olmuş. CHP, 1950’li yıllardaki Menderes dönemine bakıp, ‘bu millet bizi hiçbir zaman iktidara taşımaz’ şeklinde bir çıkarımda bulunmuş ve biz bir anayasa yapalım demişler. Darbenin ardından yapılan anayasada, bir daha bu ülkeye Menderes’ler gelmesin diye bir paragrafta Cumhurbaşkanına ciddi yetkiler vermişler. 1982 anayasasında ise tam 2 buçuk sayfa olarak yer almış Cumhurbaşkanının yetkileri. Ve bu makam bir vesayet unsuru olarak kullanılmaya başlamış.

Başka vesayet makamları var mı?

Darbeciler eliyle ve CHP anlayışıyla oluşturulan anayasa, “iktidara gelmediğimiz halde nasıl sürekli güçlü ve iktidarda olabiliriz”in planlamasıyla yapılmış ve vesayet makamları oluşturulmuş. Bu zaman zaman cumhurbaşkanının kendisi olmuş; Ahmet Necdet Sezer’de olduğu gibi. Kimi zaman ordu olmuş; 1960’da, 1980’de, 28 Şubat’ta, e-muhtırada ve en son 15 Temmuz’da gördüğümüz gibi. Kimi vakit de yargı olmuş; 2007’deki 367 garabeti gibi.

Bu vesayet makamlarına karşı ne tür mücadeleler verildi?

2007’de Meclis’te bize cumhurbaşkanı seçtirmemek için her yolu denediler. 367 garabeti sonrasında millete dedik ki; ‘Ey millet, senin oyun bizim için önemlidir.” Askere de otur oturduğun yerde dedik ve Ekim ayında seçime gittik. Halk artık cumhurbaşkanlığı seçimleri, kaos ve tartışmaya dönüşmesin diyerek yüzde 69 oyla cumhurbaşkanını kendisinin seçmesine karar verdi. Aslında hukuken 2007 yılında biz başkanlık sistemine geçtik. 2014 Ağustos ayında da yüzde 52 oyla ilk kez millet kendi cumhurbaşkanını seçti. Milletin iradesinin sürekli iktidarda kalması ve vesayetçi sistemi ortadan kaldırmak için ‘evet’ diyoruz.
(Yeni Şafak)

Yorumlara Git

Koş Sözcü koş sana haber çıktı! CHP’de 'dilim karpuz' sezonu açıldı

SAHA 2026’da ASELSAN fırtınası: TUFAN ve KILIÇ ilk kez vitrinde!

Yoksul diye anne ve çocuğu dışarı atmışlardı! Restorandaki vicdansızlığa bakanlık ceza kesti

Görüşmeye damga vuran konu! Bakan Gürlek ve Çiftçi'den dev zirve

Trump'tan İran açıklaması: 8 tanesini ortadan kaldırdık