Gündem
Müslüman Kardeşler terör örgütü değildir
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hindistan dönüşü uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı. Siyasal İslam ve İhvan’la ilgili tartışmalara da değinen Erdoğan, “Ben bu konuda netim. Müslüman Kardeşler teşkilatını terör örgütü olarak kabul etmiyorum. Ellerinde silah yok bunların” dedi
KADİR DEMİREL / YENİ DELHİ - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hindistan dönüşü, uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.
Hindistan ziyaretinin ülkemiz açısından oldukça verimli geçtiğini kaydeden Erdoğan, beş farklı alanlarda anlaşmalar imzalandığını kaydetti. Anlaşmaların siyasi, ekonomik ve kültürel içerikli olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Türkiye ile Hindistan arasında diplomatik misyon veya konsolosluk mensuplarının aile üyelerinin kazanç getirici bir işte çalışmalarına dair anlaşma. 2017-2020 kültürel değişim programı. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuyla Hindistan Telekom Düzenleyici Kurulu arasında mutabakat, Türkiye Dışişleri Bakanlığı diplomasi akademisiyle Hindistan Dışişleri Bakanlığı Dış Hizmetler Enstitüsü arasında işbirliğine dair mutabakat ve Anadolu Ajansı ile Hindistan Haber Ajansı arasında işbirliği anlaşması” ifadelerini kullandı. Erdoğan, Hindistan’la ilişkilerin her alanda gelişeceğine ve bunun her iki ülkenin de yararına olacağına inandığını söyledi.
Erdoğan, FETÖ ile mücadelede de görüş birliği içerisinde olduklarını kaydederek, BM’nin yapısının değişmesi konusunda ortak hareket etme arzusunda olduklarını da ifade etti.
BÖLGEDEKİ GELİŞMELER OBAMA KALINTISI
l PKK ve PYD konusunda kısa süre önce çarpıcı açıklamalarınız olmuştu. Diğer taraftan ABD’li askerlerin güney sınırlarımızda bölücü örgüt mensuplarıyla fotoğraflarının çıkmasından sonra bu kez de Amerikan zırhlılarını sınırımızda gördük. Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin kararlılığını nasıl etkiler? Rusların da Afrin’de benzer adımları attığı yönünde iddialar var. Bu konuda ne diyorsunuz?
Bizim son dönemdeki mücadelemiz Afrin tarafında değil. El Rai ve güneye iniyoruz Dabık, El Bab ve oradan doğuya gidiyoruz. Bahsettiğiniz ABD’lilerin olayı bizim hareket alanımız sınırları içinde cereyan ediyor. Ben, 16 Mayıs’ta ABD’ye yapacağım ziyareti önemsiyorum. Yapılanları, adeta Obama döneminin bir kalıntısı, o dönemdeki komuta heyetinin aynı şeyleri devam ettirmesi olarak görüyorum. Ziyaretimizde tüm bunları Başkanla görüşeceğiz, resimleriyle kendilerine aktaracağız. Bunların bizi ne kadar rahatsız ettiğini ifade edeceğiz. Bu şekilde devam edecek olursa Amerika ile uzlaşma içinde olmamız mümkün değil. ABD’nin bizim düşmanımız olan terör örgütleriyle birlikte hareket etmesini tabii ki doğru bulmuyoruz. Bizler, NATO’da beraber olduğumuz ve stratejik müttefikimiz olan ABD’nin terör örgütleriyle beraber hareket etmesinin doğru olmayacağı kanaatindeyiz. Bunları kendilerine anlatacağız. Sanıyorum ki Sayın Trump da bizim bu düşüncelerimize olumlu yaklaşacaktır. Bizler ülkemize yönelik tehdit ve tacizlere izin veremeyiz. Tacizde bulunanlar olursa, gereği neyse yaparız.
HAMAS’TAN ÖNEMLİ MANİFESTO
l Siyasal İslam tartışması dünyada da yaşanıyor. İhvan’la ilgili tartışmalar olmuştu mesela. Yeni bir gelişme, Hamas’ın Siyasi Vizyon Belgesi’ni açıklaması. Belgede, 1967 sınırları içinde bir Filistin devletinin kabulünden söz ediliyor. Müslüman Kardeşler’e bir atıf söz konusu değil. Gannuşi’nin de Müslüman Kardeşler’le arasına mesafe koyan bir yaklaşım var. Bu sürecleri nasıl değerlendiriyorsunz?
Müslüman Kardeşler teşkilatını terör örgütü olarak kabul etmiyorum. Başbakanlığımdan bu yana, tüm mahfillerde işledim bu görüşü. American Jewish Committee’de de işledim bu görüşü, Bush ve Obama ile yaptığım görüşmelerde de işledim. Ellerinde silah yok bunların. Tamamen fikri altyapısı olan bir teşkilat bu. Elinde silah olmayan bir teşkilat için terör örgütü diyemezsiniz. Faaliyetleri öyle bir çerçeveye oturtulamaz. Gannuşi’nin ve Halid Meşal’in onlar hakkında olumsuz bir kanaatleri yok. Hamas’ın geldiği noktayı, yeni bir siyasi vizyon belgesiyle açıklamış olması tabii ki önemlidir. 1967 sınırları içinde bir Filistin devletinin kurulmasının, ulusal uzlaşı formülünün temeli olacağını belirtiyorlar. Kudüs’ün Filistin devletinin başkenti olması gerektiğini vurguluyorlar. Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Hamas dahil Filistinli tüm kesimleri kapsayacak biçimde inşa edilmesi gerektiğine değiniyorlar. Altını çizdikleri bir diğer konu da, çekişmelerinin Yahudilik ve Yahudilerle değil, Siyonizmle olduğu. Mültecilerin geri dönüşünü temel bir hak olarak görmeleri de önemli bir husus. Zira dışarda ciddi manada Filistinli mülteci var. Mesela Ürdün’de 500 bin Filistinli var. Belgede, İslam’ın barış ve hoşgörü dini olduğu, aşırılığa ve mezhep taassubuna karşı olduğu da vurgulayan bir madde de var. Böylece Hamas, konumunu belirlemiş oluyor. Bence tüm bunları deklare etmiş olmaları önemli. Belge, Hamas’ın son dönemdeki en önemli manifestosu.
GÜNEYDOĞU ASLINA RÜCU EDİYOR
l Referandumda Kürt kökenli vatandaşların yoğun olduğu bölgelerde “evet” oranı beklenenden yüksek çıktı. Bu durum Kürt vatandaşlar arasında çözüm iradesinin güçlü olduğunu mu gösteriyor? Yeni bir süreç beklentisi de oluşturuyor...
Aslında doğuda güneydoğuda biz daha fazla bekliyorduk. Ama güzel bir netice çıktı. Güneydoğudaki Kürt kardeşlerimiz son 10 yılı terör örgütü PKK’nın çok ciddi zulmü altında geçirdiler. Hep silahla tehditle oy kullanmak durumunda kaldılar. Öyle ki muhtarlara tehdit yapılmıştır. Eğer başka partiye oy çıkarsa köy yakılır biçiminde tehditlerde bulunuyordu bölücü terör örgütü. Muhtar da o korkuyla oyları kendisi kullanıyordu... Namlu burda, oy bizde diyerek, zorla oy kullandırttılar insanlara. Acımasızca. Şimdi ise gerek jandarma gerek polis, gerekse korucular, güvenlik önlemlerini alınca hamdolsun bahsettiğiniz gelişme yaşandı. Kentsel dönüşüm ve değişimle birlikte bölgenin altyapısının güçlendirilmesi, hendek vs’lerin kapatılması neticesinde Güneydoğu artık giderek güzelleşiyor. Sur şu anda bambaşka. Dicle de bambaşka akıyor. Oralardaki insanlarımız artık pikniğe gidebiliyorlar. Oraları terk etmek zorunda kalan kardeşlerimizin inşa edilen güzel evlere geri dönüşleriyle hayat normale dönecek.
Gönül arkadaşlığı pazara kadar değil mezara kadar
l AK Parti’yi destekleyen yazarlar arasında özellikle dış politika üzerinden bir tartışma var. Avrupa’dan ve NATO’dan da önemli ve olumlu mesajların geldiği bu süreçte sizin görüşünüzü merak ediyorum.
Burada iki ayrı soru var. Birinci konuya bir açıklık getirmem lazım. Bahsettikleriniz arasında, kurucusu olduğum partiyi geçmişte desteklemiş olanlar bulunabilir. Ama onların bu desteklerini daha sonra da aynen sürdürdüklerini düşünmüyorum. Daha sonra ibreleri değişti. Yol arkadaşıysan, gönül arkadaşıysan, pazara kadar değil mezara kadar gidilir. Bunların bir kısmı pazara kadar geldiler, sonra trenden indiler. Hele hele son dönemde, çok çirkin, kabul edemeyeceğimiz yaklaşımlara şahit olduk. Sırat-ı müstakim’den sapmadır. “İslamcı olanlar atılıyor, İslamcı olmayanlar getiriliyor” deniliyor. Bir siyasi partinin çalışmalarında, İslamcı olmak ya da olmamak şeklinde bir ayrım yapmak zaten yanlış. Biz tekkeye mürid aramıyoruz ki. Siyasi parti için esas olan, dürüst, ilkeli, vatanını milletini seven, parti ilkelerine uyacak insan aramaktır. Yapılması gereken budur. Ama bazıları işi tamamen şirazesinden çıkardı. İşi, kendi doğrularını benimseyen, kendilerinin belirledikleri çerçevede kalan insanları ‘doğru’, onun dışındaki insanları da ‘yanlış’ addetme noktasına getirdiler. Oysa hiç kimsenin böyle bir hakkı yok. Onların da böyle bir hakları, yetkileri yok, benim de yok. Kaldı ki ebedi alemin ölçüsü hiçbirimizin elinde değil. Kimse bunu teraziye çıkarmasın. Hele hele çok ağır olacak ama ulûhiyet davasına da kimse girmesin...