AKİT MENÜ

Medya

Umran Mayıs 2017 Çıktı!

16 Nisan Referandumu sadece Türkiye’nin bir iç politika meselesi değildi. Zira ülkenin dünya konjonktüründe kendine özgü bir yer alması bir siyasal sistem değişikliğini gerektirmekteydi.

CENDEREDEN ÇIKIŞ MÜMKÜN MÜ?

-Evetin/Hayırın Hayrı, İki Çatılı Koalisyon ve Siyasal Düzen-

Küresel siyasetin dışarıda yoğun çabalarına, içeride süreci anlamakta zorlanan ve kendince birtakım gerekçelerle karşı çıkan bir kesimin yanında, küresel iktidarın taşeronluğuna soyunmuş, kendine özgü bir diyeceği olmayan farklı geniş bir kitlenin hayır oylarına rağmen toplumun sağduyusu galip geldi. İlk ana hedefe ulaşılmış, anayasanın tekin olmayan ruhu kovulmuş, içerideki gizil iktidar/vesayet yapısı dağıtılmış oldu.

Artık seçim kazanamamalarına rağmen kendilerini devletin sahibi olarak gören ve sahici siyaset yapmadan varlıklarını devam ettiren siyasi organizasyonlar döneminin sonuna gelinmiştir, artık seçilmiş iktidarlara “iktidar olursunuz ama muktedir olamazsınız!” yollu tehditler yapamayacaklardır; bu yetkileri, hadsizlikleri iptal edilmiştir halkın iradesiyle. Dünya sistemi yenileniyor; şu an bir kararsızlık, buhran hatta cendere hali var. Dünya, klan devletlere, neredeyse bin devletli federasyonlara geçme sürecinin parçalanmışlık sancılarını çekiyor. Türkiye, en çok aşiret, klan, etnik yapıya sahip bölgelerin tam ortasında yer alıyor. Dünya hegemonik sistemi Balkanlar’da ve Ortadoğu’da devletçikler  hazırlanırken bizim bu cendereden sağ salim çıkabilmemiz gerekiyor.

AK Parti ve MHP kitlesinin bir kesitini içine alamayan evet bloğuna karşılık; hayır bloku, çok farklı kesimlerin oluşturduğu bir kalabalıktır. Hayırcılar bir amaçla bir araya gelmişlerdir ama bir ikinci kez kendilerine özgü öncelikli amaç bulamayabilirler, dolayısıyla bir araya gelemeyebilirler. Ayrıca Hayır kalabalığını temsil iddiasında olanlar Evet’e gölge düşürmeye, halkın iradesini hiçe saymaya yeltenirlerse kendilerini sekteye uğratacakları kesindir. CHP ise görünüşte yumuşak fakat özünde oldukça sert bir hayır söylemi geliştirdi adeta hayır cephesinin lideri konumuna oturdu. Hem radikal mükemmeliyetçi hırslarını hem de Leninist öncü örgütlenmesinin tavizsizliğini bir kenara bırakmadan zahiren sönük bir karşı çıkış geliştirdi. 

Pratikte görüldüğü kadarıyla bu yeni sistemin her halükârda “iki partili” bir siyasete veya “iki çatılı” bir koalisyona doğru evrileceği tahmininde bulunmak abartılı bulunmamalıdır. Evet topluma önderlik ederek bu süreci başlatanlar da silkinmek ve bu sahici siyaset sürecinin icaplarına göre kendilerini revize etmek durumundadırlar. Türkiye’nin ve dünya insanlığının bu yeni süreçte, hakkı, adaleti, marufu, hayrı, eminliği, ehliliği, kardeşliği emreden ve batılı, zulmü, münkeri, şerri, sadakatsizliği, liyakatsizliği, düşmanlığı nehy eden, insanlık için çıkarılmış en hayırlı olabilecek salih, muttaki insanlara ihtiyacı var!

       Bazı Başlıklar:

       16 Nisan Referandumu: Kayıt Dışı İktidarın Sonu mu? / Cevat ÖZKAYA

       Yeni Bir Kadife Darbe Süreci-1: Arka Plan / Burhanettin CAN

       Güçlü ve Bağımsız Ülke Olma Yolunda Büyük Bir Adım / Murat ÖZER

       Roma’dan Dubai’ye Şehirlerin İmajolojisi / Ali ÖZTÜRK

Yorumlara Git

Ege ve Kıbrıs'taki askeri yığınağın sebebi Orta Doğu değil Yunan’ın asıl hedefi Türkiye

Muhittin Böcek’in günah galerisi! İşte iddianameye giren 26 suç eylemi

Tel Aviv Alev Alev: Katil İsrail İran füzeleriyle sarsılıyor!

Kadir gecesinde Mescid-i Aksa’ya askeri kuşatma

Kinleri, nefretleri dinmiyor! Hamaney'den sonra uçağını da vurdular