AKİT MENÜ

Gündem

Takiyecilikten bukalemunluğa!

Bugün gazetemizin 'okur postası'nda yayınlanan Nusret Yusufoğlu imzalı yazı...

Güncelleme Tarihi:

İnsanlık tarihinin başlangıcından bugüne hep güçlü olan güçsüzü ezmiş ve onu yok etme hırsıyla yaşamını sürdürmüştür.

Bu duygu, tabiat içinde de farklı şekillerde tezahür etmektedir.

Ancak insan belli bir yaşam sahibi olmak ile mükellef olduğundan tabiattaki bizim bilemediğimiz, sorumsuzca gibi görünen hayat ile kıyaslayamaz kendini.

Dolayısı ile kişi ya Yaratıcıya ve O’nun gönderdiği esaslara inanan ve onu hayatına taşımaya gayret gösteren bir yolu tercih etmek ya da inkâr etmek gibi bir seçeneğe sahiptir. Ki sonucuna katlanmayı da hem dünyada hem de hesap gününde kabul etmiştir.

Bunun ortası yoktur.

‘İkiyüzlü görünen münafıkça bir yaşam sahibi olan fırka vardır’ dersiniz. Ancak bu fırka ile inanmayan fırka aynı sayılır. Fakat dünyevi birtakım menfaatler uğruna beyne- l- firkateyn olmuşlardır. Ben inanan olarak mümince yaşamanın kategorisine girmeyen tüm yaşamları reddediyorum.

Her inanan müminin inancı da bu olmalıdır. Hayat düsturumuz Kur’an’da Yüce Mevla’mız: “O halde sen ve beraberinde tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı gitmeyin. Allah ne yaptıklarınızı şüphesiz ki iyiden iyiye görendir.” (Hud-112)

Öyle ki, ayetin birinci muhatabı Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu yüzden: ‘Beni Hud suresi yaşlandırdı’ diyecekti.

Müslüman dosdoğru olmak zorundadır. İman küfür mücadelesinde istisnai bazı durumlarda kısa süreliğine, inancından taviz vermeden farklı taktikler içine de girebilir. Ancak ömür boyu imanını, imajını, duruşunu ve İslam kimliğini saklama gibi bir kompleksin içine giremez, girmemelidir.

Ne acıdır ki hayatımızı derinden sarstığı için ve her taşın altında onlar çıktığı için yine ‘bir karınca incitmemiş’ görünümlü FETÖ çetesi haline gelmiş güruhu temsil edenlere lafı getireceğim. Kanlı darbelerin mimarı olan 12 Eylül Darbesinde takıyye deyip çeşitli kılıflara girdiniz. 28 Şubat Postmodern Darbe yıllarında mazlum Müslümanları satarak takıyye diye nifakça bir tavır sergilediniz. 17-25 Aralık kirli darbe tuzağını sergileyerek, kirli yüzünüzü bir nebze daha ortaya koydunuz.
Ve son olarak tüm dünyaya sesinizi eşek anırırcasına 15 Temmuz darbesiyle alenen yüzlerce masumun kanına girdiniz ve binlercesini de yaralı bıraktınız.

Soruyorum, kalıntısı varsa bu hıyanet şebekesine:

NEREYE KADAR TAKIYYE?

Öldükten sonra mı inancınızı, kimliğinizi açıklayacaksınız? Müslümanların yanında onlara külfet ve sorun olmadan yaşamaya ne zaman niyetleneceksiniz? Biliyorum binlercesi hâlâ, masum bir ümit ile kurtuluşu bekler gibi kendisine bile faydası dokunmayan ve bütün tebaasını kendi özgür yaşamına feda eden FETÖ başını bir gün gelip onları ve dünyayı kurtaracaklarını sanıyorlar. Yazık size yazık... Vallahi, billahi en çok değer verdiğiniz iman idi o da yavaş yavaş bu tutumunuzla kayboluyor. Saklandığınız yerlerden çıkın ve artık Müslüman gibi inancınızı yaşayarak geri kalan ömrünüzde bari doğru bir yolu tutun ve kurtulun.

“Kişi inandığı gibi yaşamazsa, yaşadığı gibi inanır.’’ Kibarı kelam sözünde olduğu gibi bir durum Müslümanın yaşam tarzı olmamalı. Ve Mevlana’nın “Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün.” Sözünü de unutmayın.

Kendinize acımıyorsanız küçük çocuklarınıza, geleceklerine acıyın. Bu utançla yaşama yolunu artık terk edin.

Ve bilin ki siz sadece kendinize değil bütün ülkeye ve bütün İslam âlemine kötülük yapıyorsunuz. Azıcık imanınız kaldıysa bu tutumunuzdan vazgeçin ve belki kurtulursunuz.

Nusret Yusufoğlu/İstanbul

 

Yorumlara Git

Mutabakat imzalandı: Hürmüz Boğazı açılıyor mu?

Camideki cinsel ilişki rezaletine tutuklama!

Mali'de Müslüman sivillere yönelik sessiz soykırım!

Savaş büyük ders oldu! Alternatif rotaları ele aldılar

Bakan Fidan'dan Rusya açıklaması! Bölgesel konular ele alındı