AKİT MENÜ

Gündem

Srebrenitsa soykırımı

İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne eşine rastlanmayan bu insanlık faciasını gerçekleştiren Sırbistan destekli Bosnalı Sırp Çetnikler; aynı zamanda asrın en büyük soygununu da gerçekleştirmiş oldular. Yaktılar, yıktılar ve Müslüman Boşnakların mallarını ve en kıymetli eşyalarını çaldılar. Yüzükleri almak için parmaklar, küpeleri almak için kulaklar ve bilezikler için kollar kestiler.

MEHMET KOÇAK - Bundan tam 22 yıl önceydi ve takvim yaprakları 11 Temmuz 1995 tarihini gösteriyordu. Bu tarihte tüm Bosna Hersek genelinde devam eden katliamların bir soykırıma dönüştüğü bir insanlık faciası yaşanmıştı. Sırp caniler “Büyük Sırbistan” hayali uğruna ve uluslararası toplumun ihanetiyle bütünleşmesi sonucu beş gün içinde 8 bin 372 Müslüman Boşnak’ı işkenceyle katledilmişti.  

Lahey Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi’ne çıkartılan sanıkların ifadeleri ve Srebrenitsa cehenneminden kurtulmayı başaran tanıkların anlatımlarında yer alan bilgilere göre vahşi kıyım acımasızca başladı. Bebek, çocuk, kadın, yaşlı demeden öldürüldü. İnsanın kanını donduran, tüyler ürperten toplu katliamlarda kan oluk gibi akarken cesetler korkunç biçimde parçalanmıştı. 

İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne eşine rastlanmayan bu insanlık faciasını gerçekleştiren Sırbistan destekli Bosnalı Sırp Çetnikler; aynı zamanda asrın en büyük soygununu da gerçekleştirmiş oldular. 

Yaktılar, yıktılar ve Müslüman Boşnakların mallarını ve en kıymetli eşyalarını çaldılar. Yüzükleri almak için parmaklar, küpeleri almak için kulaklar ve bilezikler için kollar kestiler. Genç kadınlar en yakınlarının gözleri önünde alçakça kirletildiler. Bu mezalimin faillerini tebrik eden Ortodoks Sırp papazlar, “En büyük düşmanımız olan Türklerin kalıntılarını yok etmenin mükâfatı olarak Allah sizi dünyada iken cennetle müjdelemiştir” şeklinde höykürüyordu. Bu vahşetin baş sorumluları olan Ratko Mladiç ve Radovan Karadziç büyük bir zafer kazanmış kahramanlar olarak ilan edilmişlerdi. 

BM-GK kararıyla oluşturulan Savaş Suçluları Mahkemesi tarafından da soykırım olarak tescil edilen Srebrenitsa’daki yaşananlarla birlikte sadece Sırp Çetniklerini değil, aynı zamanda; Batı dünyasında bazı bilim adamları, siyasiler ve din adamlarının ne kadar ırkçı ve Müslümanlara karşı önyargılı olduklarını bir kere daha görme fırsatı bulduk.

Tarihin derinliklerinden gelen ve yakın tarihte yeniden kendini gösteren Hıristiyan Batı’nın iki yüzlüğü ve İslam düşmanlığına yeniden şahit olduk. 

İşte Srebrenitsa soykırımı bütün bu ihanetlerin sonucu gerçekleştirildiğini bu gün daha iyi anlıyoruz. 

Bugün aradan 22 yıl geçmiş olmasına rağmen bu insanlık faciası hâlâ hafızalarımızda, acısı ise yüreklerimizde tazeliğini koruyor.

Her yıl olduğu gibi bu yılda 22. yıl münasebetiyle yine 10 binlerce insan Srebrenitsa’ya doğru yollardaydı.  

Her yaştan kurbanların gömülü olduğu Potocarı şehitliğinde yine hüzün ve gözyaşı vardı. Okunan Kur’an ve yapılan toplu dualarla şehitler rahmetle anılırken, bu facianın failleri ve onlara müsaade eden, seyirci kalan, ihanet eden, siyasiler ve uluslararası toplum lanetlendi.  

İtiraf etmek isterim ki; bunca vahşet ve ihanete rağmen Bosna Hersek’te hiç kimsenin beklemediği ve düşünemediği bir mucize gerçekleşmiştir.

Saldırı ve savaşlardan sonra bir daha kendine dönemeyecek şekilde kalanları sinmiş zannedilen Müslüman Boşnak halkı, ayakta kalmayı ve varlığını duyurmayı başarmıştır. “Bu topraklar bizimdir ve bu topraklarda tarihimizle, kültürümüzle ve inançlarımızla biz de varız ve var olmaya devam edeceğiz” diyerek tüm ihanetlere inat kendi topraklarında kimlikleri ve inanç değerleriyle hayatlarını sürdürüyorlar. 

ADIM ADIM YAKLAŞAN O FACİA

Hepimizin bildiği gibi 1992`de başlayan Bosna savaşında Sırplar, Müslümanları yoğun oranda etnik temizliğe tabi tutulmuşlardı. 21. yüzyıla girerken uygar Avrupa`nın ortasında Müslümanları yok etmek için ilkel ve barbarlık düzeyinde korkunç bir imha hareketi başlatılmış oldu. 

Kural tanımayan Sırp ve Hırvat caniler sahipsiz Müslüman Boşnakların topraklarını bölüşme adına kirli bir savaşı başlatmışlardı. Canilerden oluşan Çetelerin, girdikleri her yerleşim yerini yakıp yıkmadan önce yağmalıyorlardı. Irza geçerek ve işkence ederek bu talihsiz coğrafyayı baştan başa eziyorlardı. Sonunda geriye yakılıp yıkılmış köyler, kasabalar ve harabeye dönmüş şehirler kalmıştı. 

Çamurlu tarlalarda uzanmış, nehir kıyılarına vurmuş, çukurlara atılmış cesetlerin kokularından korunmak için BM Barış Gücü askerleri burunlarını tutarak dolaşıyorlardı. Srebrenitsa başta olmak üzere Bosna Hersek`te güçsüzün güçlü tarafından topluca yok edilmesi yoluna başvurulmuştu. 

Bosna`nın en doğusunda Sırplara karşı direnişini sürdüren Srebrenitsa’ya sığınan Müslüman Boşnaklar bu şehrin nüfusunu da artırmışlardı. Buraya gelenler sokaklarda aç ve korumasızdı. Elektrikler yoktu, sular kesikti. İnsanlar 1993 başlarından itibaren burada açlıktan ve hastalıktan ölmeye başlamıştı. 

Gelen yardımların hiç biri Sırp kuşatması aşılarak Srebrenitsa’ya ulaşamıyordu. Sadece BM Barış Gücü (UNPROFOR) yardımıyla çok az bir gıda yardımı içeriye sokulabiliyordu. İşin en acısı da burayı korumakla görevli olanlar Barış Gücü askerleri kadınlara verecekleri yemek karşılığında cinsel ilişkiye zorluyorlardı. 

BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen Srebrenitsa’nın korunması için oraya bir Hollandalı birlik konuşlandırılmıştı. Bu Hollandalı birlik burada yaşayan Müslüman Boşnakları koruma yerine tehdit ediyor ve Sırplar gibi onlarda zulmediyorlardı.

 

Yorumlara Git

Katil İsrail ordusu yine ateşkesi dinlemedi! 5 kişi daha hayatını kaybetti

Abdurrahman Dilipak'tan dikkat çeken yorum: 'İran-ABD Yakınlaşması Barış Değil, Taktiksel Bir Mola'

İsrail ile Hizbullah anlaştı!

Avrupa'da Doğu Türkistan için ortak hareket

Milliler dünya kupası'na veda etti!