Gündem
AB’ye ilk müracaatta Erdoğan 5,5 yaşındaydı
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik başvurusunun üzerinden tam 58 yıl geçti. Avrupa’nın ikiyüzlüğünü her seferinde dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, üyelik başvurusu yapıldığında henüz 5,5 yaşında bir çocukken, o tarihte sıfır kilometre olan bu otomobiller artık müzelerde sergileniyor.
MUHAMMET KUTLU / ANKARA - Türkiye’nin Avrupa’nın asli bir üyesi olarak insanlığa karşı sorumluluklarını daha iyi yerine getirebilmek için o zamanki adı Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) olan Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik başvurusunun üzerinden tam 58 yıl geçti. Dünya tarihinin en uzun nazını yapan Avrupa, eğer bu kadar süre oyalamamış olsaydı, Türkiye AB’nin ilk üyelerinden biri olacaktı. Çünkü Türkiye, AET’nin 1958 yılında kurulmasından bir yıl sonra, 31 Temmuz 1959’da Topluluğa ortaklık başvurusunda bulundu. Başvuruyu dönemin Başbakanı Adnan Menderes yapmıştı. Ancak tarihin gördüğü en büyük ikiyüzlülüğü sergileyen Avrupa, Türkiye’ye ne “evet” ne de “hayır” diyerek bugüne kadar tam 58 yıl oyaladı. Avrupa’nın bu ikiyüzlü siyasetini her seferinde dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, AET’ye üyelik başvurusu yapıldığında 5.5 yaşında olduğu, bugünse 63 yaşında olduğu düşünülürse, Avrupa’nın Türkiye’yi ne kadar oyaladığı daha iyi anlaşılıyor.
ERDOĞAN: AB İLE BİR YERE KADAR!
Erdoğan, bir konuşmasında Türkiye’yi 50 yıldır oyalayan AB’ye şu sözlerle tepki göstermişti: “Böyle bir Avrupa Birliği sağlıklı olabilir mi? Eski Almanya Başbakanı Sayın Schröder’in kendi hatıratında çok önemli bir tespiti vardır. Türklere ahlaksızlık yapıldı diye. 50 yıl… AB üyelerinin hiç birine böyle bir uygulama gösterilmemiştir. Referandumda Güney Kıbrıs yüzde 76 hayır dedi, ona rağmen ödüllendirdiler, kalktılar AB’ye aldılar. Bu nasıl bir ahde vefadır? Bu ideolojik bir yaklaşım değil de nedir? AB üyelik süreci Türkiye için stratejik öneme sahip ama nereye kadar, bir yere kadar.”
AET Bakanlar Konseyi, Türkiye’nin yapmış olduğu başvuruyu kabul ederek üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması imzalanmasını önermişti. Söz konusu Anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanmış ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe girmişti. Türkiye bu tarihten itibaren fiilen Avrupa’nın kapısında beklemeye mahkûm edildi. Türkiye, 14 Nisan 1987 tarihinde, Ankara Anlaşması’nda öngörülen dönemlerin tamamlanmasını beklemeden, üyelik başvurusunda bulunmuştu. Komisyon, bu başvuru ile ilgili görüşünü 18 Aralık 1989’da yeni bir üyeyi kabul edemeyeceğini belirtmiştir.
1999’DA HEYECAN VERDİLER
Türkiye-AB ilişkilerinin dönüm noktası, 10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki’de yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi oldu. Burada Türkiye’nin adaylığı resmen onaylanmış ve diğer aday ülkelerle eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille ifade edilmiştir. Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda kararlılığını her fırsatta ortaya koyan siyasi irade, reform çabalarına da hız kazandırmıştır. Böylece, müzakerelerin açılması için ön şart olan siyasi kriterlerin karşılanmasına yönelik uyum yasası paketleri yoğun bir şekilde Meclisten geçirildi.
BİTMEYEN MÜZAKERELER...
2004’teki Brüksel Zirvesi’nde, AB-Türkiye ilişkilerinde bir dönüm noktası daha yaşanmış ve Zirve’de Türkiye’nin siyasi kriterleri yeteri ölçüde karşıladığı belirtilerek 3 Ekim 2005’te müzakerelere başlanması kararı alınmıştır. 3 Ekim 2005 tarihinde Lüksemburg’da yapılan Hükümetlerarası Konferans ile Türkiye resmen AB’ye katılım müzakerelerine başladı. Katılım Müzakerelerinde mevcut durumda şu ana kadar 16 fasıl müzakerelere açılmış durumda. Müzakerelerin ne zaman tamamlanacağı ise belli bile değil.