AKİT MENÜ

Medya

Umran Dergisi Ağustos 2017 Sayısı Çıktı!

Türkiye, gerek içerde gerek dışarıda son derece yoğun gündemler yaşıyor.

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen toplumsal alanda ciddi bir yorgunluğun olduğunu daha evvel ifade etmiştik. Bu darbe girişimi, sosyolojik savaş amaçlı olduğu için darbeci konsorsiyum, darbe sonrası süreci Türkiye’de yeni fay hatları inşa etmek ve varolan fay hatlarını enerji ile doldurup harekete geçirmek üzerine bir strateji izlemektedir. Dolaylı harp stratejisine uygun bir şekilde çok ciddi kirli bilgi yaymakta, zihinsel bir kargaşa oluşturup insanların birbirlerine olan güvenini yıkarak bireyselleştirmek istemektedir. 

 Türkiye’de ve dünyada yaşanan gelişmeler, sosyolojiden siyasete uzanan bir düzlemde farklı kutupların cephe mantığıyla yeni ittifaklar kurduğunu ya da buna yatkın olduğunu göstermektedir. Haliyle bu ‘yeni durum’ birtakım eski tartışmaları tekrar düşünce ve siyaset dünyasının gündemine dâhil etmektedir. 

 Sol çevreler Amerikan seçimleri üzerine yaptıkları dikkat çekici bir değerlendirmede, Amerikan halkının ‘ilerici neoliberalizm’ ile ‘gerici popülizm’ arasında bir tercih yapmaya zorlandığını belirtmektedirler. Bu formülasyonda ilerici neoliberalizmi Hillary Clinton, gerici popülizmi de Donald Trump temsil etmektedir. Buna göre, solun görevi, her ikisinin de dışında, politik sınıflar tarafından sunulan tercihleri reddederek, büyüyen kapsamlı tepkileri değerlendirerek ‘yeni bir sol’ inşa etmenin yollarını aramak olmalıdır. Türkiye’de sol militanlığının, sandık müşahitliği yahut adalet yürüyüşünde olduğu gibi kitle içerisinde eritilmesinden duyulan birtakım rahatsızlıklar da yok değildir. Buna karşın CHP, HDP ve sağ olarak anılan çevreden bir grubun arasında müştereklik oluşturma çabasının, şimdiden 2019 seçimlerinin önemli bir ayağını inşa etmeye matuf olduğunu söyleyebiliriz. Solda bunun bir adım daha ilerisinde Kemalizm’le ittifak arayışlarının dillendirilmesi, CHP’nin ‘demokratik’ muhalefete önderlik etmesi beklentisi var. Ne var ki, sol aydınlar, Türk sağının neredeyse her türlüsünü kategorik olarak faşizmle mukayyet gören kolaycılıktan bir türlü beriye gelemedikleri için şimdiki fotoğrafa baktıklarında kayda değer bir şey diyemiyorlar.

 İlk yıllarında AK Parti, Türkiye’de, “merkez sağ” olarak nitelendirilen yapıyla, İslâmcı akımın türevsel orta yolunu temsil etme kabiliyeti taşıyordu. Peki, AK Parti bu anlamda nasıl bir entegrasyonu temsil ediyor, merkez sağın içerisinde nasıl bir dönüşüme tekabül ediyor? sorusu gündeme gelebilir. AK Parti’nin özelliği, DP ile başlayan AP ve ANAP çizgisiyle devam eden merkez sağ gelenekle Milli Görüş geleneğinin çok güçlü ve organik bir bileşimini gerçekleştirmiş olmasıdır. Böylesine “özgün”, tarihsel bir konumu var. Kapitalistleşme iştahı ve her şeyin performans ve verimlilik mantığına tâbi hale gelmesiyle diyebiliriz ki; bunda en büyük etken neoliberal bir çağda yaşıyor olmaktır. Bu tespit, sadece AK Parti’yi anlama adına değil, son 15-20 yılın Türkiye’sini, kapitalistleşme sürecindeki bu yeni vitesi anlamak için önem arz etmektedir. Elbette şu ya da bu ölçüde yeni ve farklı bir inşayı gerçekleştiremeden, fırsatları değerlendiremeden, Cumhuriyet Türkiye’sinin fabrika ayarlarına dönme riski de var.

Bazı Başlıklar:

15 Temmuz Sürecinin Yönetiminde Yapılan Hatalar/Burhanettin CAN

Avrupa’daki Sol Hareketlenmeler Ne İfade Ediyor?/Yunus ŞAHBAZ

Sosyolojinin İki Kutbundan Birleşen Yollara: Marx ve Weber/Lütfi SUNAR

Siyonizmin Başımıza Ördüğü Çoraplar/Dilaver DEMİRAĞ

Seyyid Kutub’un İslâm Söyleminde İnsan, Toplum ve Bilgi/Ahmed BOUZİD

Yorumlara Git

Parmağındaki yüzüğe dikkat! Bu ölmedim videosu da sahte çıktı

İsrail'in Lübnan bataklığında gözü dönmüş ilerleyişi! Yarun ve Maron er-Ras hattında sıcak temas!

CHP’liler hem ısırıp hem bağırıyor! Duruşma yapılmasın diye her şeyi yapıp ertelenince de tepki gösterdiler!

GÖKTÜRK-1, T-38M’lerin Çanakkale geçişini kaydetti

CENTCOM duyurdu: 100'den fazla donanma gemisi imha edildi