Ekonomi
Bu teşvikler nerelere gitti, bilen var mı?
Alarko CEO’su Ayhan Yavrucu, mevcut teşvik yelpazesinin inanılmaz boyutta olduğunun ancak stratejik bir bütünlük arz etmediğinin altını çizdi.
Alarko CEO’su Ayhan Yavrucu, dönüşüm ve kalkınma için net bir formül önerdi: “Yazılım, elektronik ve makine-ekipman sektörleri seçilip, burada teknoloji ve kapasite artıracak yatırımlar teşvik edilmeli. Bu teşviklerin sonuçları da net biçimde ölçümlenmeli.”
“Ben hiç bir dönemde bu kadar teşvik görmedim” diyen Yavrucu, mevcut teşvik yelpazesinin inanılmaz boyutta olduğunun ancak stratejik bir bütünlük arz etmediğinin altını çizdi.
'BU TEŞVİKLER NEREYE GİTTİ'
Yavrucu, “İkincisi bu teşviklerin etkenlik analizi yapılmıyor. Bu teşvikler nereye gitti, bunun sonuçları ne oldu diye soran yok” dedi.
Teşviklere yüzde 100 taraftar olduğunu vurgulayan Alarko CEO’su, bunun altını özellikle çizdi ancak teşvik verilirken seçici olunması gerektiğini, sonuçlarının, verimliliğinin de ölçülmesi gerektiğini söyledi. “Ölçülmeyen hiçbir teşvik amacına ulaşmış bir teşvik değildir” ifadesini kullanan Yavrucu, Endüstri 4.0 dönüşümünü de sağlayacak bir yol haritası çizdi: “İlk iki çeyrekte makina-ekipman yatırımlarında aşağı gidiş var. Yüzde 8.6 düşüş... Bunu tersine döndürmemiz gerek. Bu noktada teşvik çok önemli bir kaldıraç. Her şeyi teşvik edeyim derseniz dünyanın parasını verip hiçbir şeyi teşvik edemezsiniz. Makine- ekipman, yazılım ve elektronik sektörünü seçip buralarda gerçekten teknoloji getirecek, verimlilik ve kapasite artıracak yatırımları teşvik etmeli, bunların sonuçlarını da ölçümlemek gerekir. Bu, Türkiye’nin sanayide kalkınma ve dönüşümüne büyük destek sağlar.”
Röportajdan ilgili bölüm şu şekilde:
- Teşvikler ölçümlenmeli diyorsunuz. Peki ‘Piyasada talep olsa ben zaten teşvik olmasa da yatırım yaparım” diyen bir kesim ve yatırımlarda devam eden bir durgunluk var. Bu ortamda yatırımların artması nasıl mümkün olur sizce?
Bakın, Türkiye’de çok fazla ve küçük ölçekte KOBİ var. Bu kadar küçük ölçeklere bölünmüş KOBİ de ekonomik değil, ekonomik olamaz. 8-10 milyon cirolu KOBİ’yi teşvik etseniz nereye kadar gidebilir ki zaten. Bu cirolardaki bir KOBİ’nin fizible olması mümkün değil ki zaten. Bizim KOBİ’leri ölçek ekonomisine doğru yönlendirmemiz gerekir. Verimlilik diyoruz, verimlilik ölçek ekonomisiyle birebir bağlı. Sizin rekabet edebilir mal üretebilmeniz için ölçek çok önemli. Yani siz 30 bin pompa üretirken diğeri 4 milyon adet üretiyorsa burada zorlanırsınız. Burada 500 bin pompa üretimini hedeflemek yerine 3 bin pompa üretene teşvik verilsin dersem bu gerçekçi olmaz, bu rekabet edebilme şansı oluşturmaz. Bizim hangi alanda olursak olalım ölçek ekonomilerini gözeten yatırımları teşvik etmemiz, o yönde bir strateji geliştirmemiz gerekir. Bu aslında KOBİ’leri de teşvik eder.
'YAPILABİLECEĞİ EN GÜZEL YER SAVUNMA SANAYİİ'
- Nasıl olacak bu?
Örneğin bir tank sanayiini gözünüzün önüne getirin. Binlerce parçası var. Hepsini o işletmenin üretmesi mümkün değil. O değer zinciri aşağı doğru yayılacak ve çok sağlıklı KOBİ’ler oluşturacak, o KOBİ’ler yurtdışına da ihracat gerçekleştirecek. Küçük, kendi içinde dönen KOBİ’lerle Türkiye’nin uluslararası standartlara çıkması mümkün değil. Bunun yapılabileceği en güzel yer savunma sanayiidir. Zaten birçok ülke de kalkınmasını savunma sanayii üzerinden gerçekleştirmiştir. Ama burada doğru iş yapma modelinin kullanılması çok önemli. Gerçekten yapabilecek olana iş verilmeli, birilerine iş oluşturma anlayışıyla yapılırsa bu olmaz. Teknolojiyi alıp dönüştürebilecek olana, o beceri ve sermaye düzeyine iş vereceksiniz. Burada iyi planlama şart. Otomotiv sanayi Türkiye’de böyle gelişti.
'TÜRKİYE'DE BİZ KOD YAZIMINI ÖĞRETEBİLSEYDİK...'
- Ekosistemler üzerinden büyüme...
Kesinlikle. O nedenle makina-ekipman, yazılım ve elektronik sektörleri belirlenip teşvik edilmeli. Yazılımda bizim orta okullara kod yazılımı dersi koymamız gerekli. Katma değeri yüzde 100 bir alan bu. Türkiye’de biz kod yazımını öğretebilseydik genç işsizliği değil milyarlar mertebesinde yazılım ihracatını konuşurduk. Eğitim, eğitim, eğitim...
Eğitim çok önemli. Bulduğumuz 1 doları eğitime kanalize etmeliyiz. Teşvikler bir yana bugün sorun kaliteli eleman sorunu. Büyük yatırım yapanlara bakın, çoğu dışarıdan eleman getiriyor. Çalışma Bakanlığı’ndan izin alıp dışarıdan teknisyen, mühendis getiriyorlar. 80 milyonluk nüfusta bu olmamalı. Bizim ihtiyaca uygun bir eğitim sisteminin getirilmesi gerekiyor. Ben bir iş insanı olarak şunu net görüyorum ki bizim ihtiyaçlarımıza uygun bir çıktısı yok eğitim sistemimizin. Bu halledilirse Türkiye, sahip olduğu potansiyeli kullanabilir. Türkiye bunu maalesef kullanamıyor. Beyin göçü var bugün. Bizim tersine beyin göçü yapmamız gerek. Biz yatırıma sadece fiziki şeyler olarak bakıyoruz ama en büyük yatırım insan.
'TÜRKİYE PEKALA ÜÇÜNCÜ ÜLKE OLABİLİR'
- Gençler çok başarılı inovasyonlara, parlak start-up’lara imza atıyorlar aslında. Nerede tıkanıyor sistem size göre?
Ben Türkiye’nin potansiyeline çok inanıyorum. Bütün mesele o potansiyeli kinetik enerjiye dönüştürecek bir ekosistemi hazırlayıp, bütüncül biçimde ele alıp yönlendirmemiz gerekiyor. Bugün 10 bin dolarları konuşuyoruz kişi başı gelirde. Bizim bunun üzerine çıkabilme gücümüz var. Son 40 yılda bu orta gelir tuzağını aşabilmiş sadece 2 ülke var. Çok da kolay bir iş değil. Ama Türkiye pekala üçüncü ülke olabilir. Bu işin temeli eğitilmiş insan gücüdür. Hem ara, hem de üst kademe. Yeter ki gençlere gerekli ortamı, gerekli umudu verebilelim Türkiye’nin potansiyeli çok yüksek. Türkiye’nin sermaye problemi yok, Türkiye bulur parayı. Türkiye’nin insan gücü problemi var. Eldeki tüm malzemeleri helva haline getirebilmemiz lazım.