AKİT MENÜ

Siyaset

AK Parti Sözcüsü’nden sert sözler

AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, "Biz FETÖ ile ilgili temizliğimizi yaptık. Bize 'siyasi ayak' atfında bulunanlar kendi içlerindeki temizliği yapsınlar" dedi.

Güncelleme Tarihi:

AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal, Habertürk televizyonundaki "Açık Ve Net" programında gündeme  ilişkin soruları yanıtladı.

AK Parti'li belediye başkanlarının istifasının arkasında yatan nedenin  sorulması üzerine Ünal, "Son üç yılda siyasetin içerisinde olmayan siyasi  hareketimizin lideri, genel başkan olduktan sonra hem teşkilatlarda hem  belediyelerde hem hükümette her şeyi tekrardan elden geçiriyor, AK Parti'yi  2019'a, Türkiye'yi 2023'e hazırlıyor. Aslında olan bu." karşılığını verdi.

Mahir Ünal, AK Partili belediye başkanlarının istifalarına ilişkin,  muhalefetin söylediği gibi hukuki, cezai bir durum olmadığını, tamamen siyasi bir  durumun söz konusu olduğunu belirtti.

Söz konusu belediyelerde bir yıl sonra yapılacak bazı işlemleri bir yıl erkene aldıklarını ifade eden Ünal, şunları söyledi:

"Muhalefetin tartıştığı, 'Bu mesele demokratik midir, değil midir?'  Tartışmayı daha çok buradan yapıyorlar. Yapılan bu uygulama demokratik bir  uygulama mıdır, değil midir? Burada milli iradeye aykırı bir durum söz konusu  değil. Çünkü eğer antidemokratik uygulamalar nerede vardır derseniz, bakmanız  gereken ilk şey keyfiliktir. Yani siyasi riskin olduğu yerde keyfilik yoktur.  Burada biz bunu yaparak bu değişim ve dönüşümü gerçekleştirirken bir risk alıyor  muyuz? Evet, büyük bir risk alıyoruz. Dolayısıyla burada bir keyfilik söz konusu  değil."

Ünal, genel başkanının belediye başkanlarına istifa çağrısında bulunma  hakkının demokratik meşruiyete uygun olduğunu vurgulayarak AK Parti siyasetinin  diğer partilerden farklı olduğunu söyledi.

Bir dava hareketi olduklarını dile getiren Ünal, hareketin içindeki  milletvekilleri, belediye ve il başkanları, meclis üyelerinin kendilerini nefer  olarak gördüklerini, kendilerini makam ve statüyle tanımlamadıklarını dile  getirdi.

Belediye başkanlarının istifasının istenmesinde FETÖ ile mücadelenin  payının olup olmadığı sorusu üzerine Ünal, şöyle konuştu:

"FETÖ ile mücadelenin bir payı yok, bunu net söyleyeyim. Çünkü AK  Parti diğer partilerden farklı olarak 17-25 Aralık 2013'ten sonra keskin bir FETÖ  ile mücadele başlattı. Biz bir yerel, iki genel seçim, üç kongre yaşadık. Bu süre  zarfında biz FETÖ ile ilgili temizliğimizi yaptık. Bize 'siyasi ayak' atfında  bulunanlar öncelikle dönsünler kendi içlerindeki FETÖ temizliğini yapsınlar."

"Bu tarih bizim tarihimiz"

"Siz Atatürk'ün değerinin tekrar anlaşılması gibi bir süreç mi  yaşıyorsunuz, yoksa 2019'a dönük bir seçim yatırımı mı yeni söylem? Böyle bir  yeni söylem varsa." sorusu üzerine Ünal, şu ifadeleri kullandı:

"Bizim, AK Parti siyasetinin Mustafa Kemal Atatürk ile ve cumhuriyetle  hiçbir zaman, hiçbir sorunu olmadı. Son 16 yıl partimizin kuruluşu, iktidarımızın  da 15'inci yılı. Bizim 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı kutlama afişlerimize  baktığımızda, 'Biz kurduk', 'Biz koruduk' ve 'Biz yücelttik'. Bizim  cumhuriyetimiz, biz milletiz. Biz Cumhuriyeti, Atatürk'ün önderliğinde milletin  kurduğuna inanan ve parti programında, 2002'deki parti programında, daha sonra  parti tüzüğümüzde, daha sonra 2012 Siyasi Vizyon Belgemizde, daha sonra 2014  Cumhurbaşkanlığı Seçimi Siyasi Vizyon Belgemize, bütün bunlara baktığınız zaman  bizim laiklikle, cumhuriyetle, Atatürk ile ilgili duruşumuz son derece nettir.  Bizim bu güne kadar cumhuriyetle, cumhuriyetin kazanımları, değerleriyle, Mustafa  Kemal Atatürk ile bir sorunumuz olmadı ki."

Mahir Ünal, CHP'nin Kemalizm algısı, devletin resmi ideolojisine  dönüşen Atatürkçülük ile AK Parti'nin bugün arkasında durduğu Atatürkçülük'ün  farkının olup olmadığına dair soruya karşılık şunları söyledi:

"Hayır ama şu kadarını söyleyeyim, 1938'den sonra inşa edilen  Kemalizm, 1950'li yıllara geldiğimizde özellikle İsmet İnönü'nün resmi  dairelerden Atatürk'ün resimlerini indirtmesi, İsmet İnönü'nün kendi resmiyle  para bastırması ve yavaş yavaş Atatürk'ün İsmet İnönü döneminde adeta  unutturulmaya çalışılmasıyla birlikte Demokrat Parti döneminde Atatürk'ü Koruma  Kanunu çıkarılmıştır. Demokrat Parti o gün Mustafa Kemal Atatürk'e dönük,  Cumhuriyetin kurucu liderine dönük pozisyonu neyse bugün, aynı gelenekten gelen  Adnan Menderes, Turgut Özal, Necmettin Erbakan ve Recep Tayyip Erdoğan, milletin  adamları geleneğinden gelen bu geleneğin bakış açısı aynıdır."

"Bizim ne Mustafa Kemal Atatürk'le ne İsmet İnönü'yle bir hesaplaşma  içerisine girmek gibi bir niyetimiz yok." diyen Ünal, toplumları insanlara  benzetti. Ünal, insanların geçmişlerini hatalarıyla, sevaplarıyla bildiklerini ve  kucakladıklarını belirterek, "Bizim geçmişle kavga etmek gibi bir niyetimiz söz  konusu değil. Geçmişte yaşananları da birilerinin bize yanlış şekilde aktarmasını  da kabul etmiyoruz. Cumhuriyet bizimdir, Mustafa Kemal Atatürk bizimdir, Kurtuluş  Savaşı'nda mücadele veren bütün kahramanlar bizim kahramanlarımızdır. Ama biz şu  hatayı yapmıyoruz, cumhuriyetin mirasını, kazanımlarını reddederek böyle bir  hatayı tekrarlamak istemiyoruz. Biz diyoruz ki Selçuklu da bizimdir, 1071'de  Anadolu'nun kapılarını açan, Malazgirt'te bize bu toprakların kapısını açan  Alparslan da bizimdi, Osman Bey de bizim Fatih de Abdülhamit Han da Enver Paşa da  Cemal Paşa da Talat Paşa da bizim Mustafa Kemal Atatürk de bizim. Hatasıyla,  sevabıyla bu tarih bizim tarihimiz."

FETÖ ile mücadele

Ünal, FETÖ'nün 1994 yılında darbe yapmayı düşündüğünü ifade ederek,  söz konusu örgütün, ilk sınav sorularını 1986'da çaldığını,1998'den sonra da  soruların örgüt tarafından yazılmaya başladığını söyledi.

FETÖ'nün, Türk milletinin oluşturduğu güçlü siyasete ve Cumhurbaşkanı  Erdoğan'ın liderliğine çarparak parçalandığını kaydeden Ünal, bu örgütü,  Erdoğan'dan ve AK Parti'den başka hiçbir gücün tasfiye edemeyeceğini  belirtti.

"Tutuklu gazeteciler ve aydınlar konusunda iklimin değişeceği,  normalleşme yolunda adımların atılacağına dair söylemler var. Doğru mu?" sorusu  üzerine Ünal, normalleşme konusunda adımların atılacağını belirtti. Ünal, "Türk  yargısı herhangi bir gazeteci ve aydını durup dururken tutuklamadı. 'Gazeteci  düşüncesini söylediği için tutuklandı.' algısının oluşturulmasına karşıyım."  dedi.

Mahir Ünal, bazı kesimlerin ısrarla, AK Parti'nin yargıya müdahale  ettiği yönünde iddialarda bulunduğunu dile getirerek, "FETÖ'nün denetimindeki  yargıdan Türkiye'yi kurtardık ve 4 bin 500 tane FETÖ'cü hakim ve savcı artık  bugün yargıda değiller. Bugün yargı bu ülkenin evlatları tarafından bağımsız ve  tarafsız bir şekilde devam ettiriliyor. Ben Kahramanmaraş milletvekiliyim,  oradaki hiçbir başsavcı ya da hakimi tanımam, Ankara başsavcısını tanımam. Şimdi  yargının tasarrufunun siyasi faturasını AK Parti'ye kesmenin doğru olmadığını  düşünüyorum." diye konuştu.

"Gazeteci olmak suç işleme hakkı kazandırmıyor"

"Basın özgürlüğünü yeterli buluyor musunuz?" sorusu üzerine Ünal,  özgürlük-güvenlik dengesinin tüm toplumların temel sorunu olduğunu kaydederek,  dört terör örgütüyle mücadele eden ve 15 Temmuz işgal girişimini yaşamış bir  ülkenin özgürlük-güvenlik dengesinde sorun çıkmasının kaçınılmaz olduğunu ifade  etti.

Ünal, iktidara geldikleri günden beri hak ve özgürlükleri geliştirmeye  çalıştıklarına dikkati çekerek, "Biz Norveç'te veya Finlandiya'da yaşamıyoruz.  Çevremizde dokuz ülke yönetilemez durumda ve bir ateş çemberinin içerisinde bu  ülkeyi bir güven ve istikrar adası olarak tutmaya çalışıyoruz. Bugün biz  biliyoruz ki her ay yüzlerce terör saldırısı İçişleri Bakanlığının, Emniyet'in,  Emniyet istihbaratın ve MİT'in sıkı çalışmalarıyla engelleniyor. Bir insanın  gazeteci olması o insana suç işleme hakkı ya da yasalara karşı bir koruma  kazandırmıyor." değerlendirmesinde bulundu.

 

 

Yorumlara Git

Fas'ta tatbikata katılan 2 ABD’li asker kayboldu Ordusuna sahip çıkamıyor Bekçiliğe soyunuyor

Bakan Göktaş’tan resimli paylaşım Gurbet bir tercih değil gerçekliktir

Soykırımcı İsrail şimdi de hırsızlığa başladı: Filistin’in 5 milyar dolarına çöktüler

Abdullah Gül parti mi kuruyor? Arınç'tan flaş yorum!

Dondurucu soğuklar bitiyor! Bahar güneşi o günden itibaren yüzünü gösterecek!