AKİT MENÜ

Siyaset

Bakan Kurtulmuş: Bu Türkiye'ye bir gözdağıdır

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş Sudan seyahati sırasında uçakta aralarında Kanal7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet'in de olduğu gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu.

Güncelleme Tarihi:

Bakan Kurtulmuş, "Bu Türkiye’ye bir gözdağıdır. Türkiye NATO ittifakı dışında belli çevrelerle yeni bir takım oyunlar kurmaya gayret etmesin, Rusya, Çin ve İran ile Orta Doğu’da oyunları bozacak adımlar atmaya da çok cesaretle yaklaşmasın yönünde bir mesaj olabilir" dedi.

Kurtulmuş'un açıklamaları şöyle:

RAMİ KIŞLASI'NA DEV KÜTÜPHANE

Rami Kışlası çok önemli... İlk etabı bitti, ikinci etabı da bitireceğiz. Orası 7 milyon kitaplık büyük bir kütüphane olacak. Sadece kütüphane gibi değil, bir kitap vadisi gibi olacak. Orayı bir sanat havzasına dönüştüreceğiz.
 
ÇOK BÜYÜK BİR PROJE

Bunların hepsini bir araya getiren bu büyüklükte bir örnek olduğunu zannetmiyorum.
Bu 2019’a yetişmeyebilir. Çünkü büyük bir proje... İlk etap bitti, çalışıp hemen ilk etabı açacağız. En önemlisi de Kuleli Askeeri Lisesi. Kuleli Askeri Lisesi’ni aldık. Büyük bir kısmını biz kullanacağız, büyük bir ulusal müze haline getireceğiz inşallah. Ancak istiyoruz ki, dünyadaki benzerlerinden çok daha kuvvetli bir müze olsun. Türkiye’nin kültürel birikimini tanıtan bir müze olmasını düşünüyoruz.
 
İSTANBUL AKM
 
Elbette yüzde yüz herkesin memnun olmasını beklemek çok da mümkün değil. Ancak AKM konusunda tabiri caiz ise tam bir konsensus oluştu. İyi bir proje ve iyi bir lansman yapıldı. Daha iyi tanıtıldıkça zannediyorum o eleştirilerin hiçbiri de kalmayacak. Estetik olarak, fonksiyonel olarak çok iyi bir mekan olacak. Meydan ile bütünleşecek. İçerideki gösterim binanın dış cephesinden de izlenebilecek. Ayrıca sadece AKM’yi değil bütün o meydanı düzenliyoruz.
 
AK PARTİ’NİN SÖYLEMİ
 
Türkiye’nin ortak değerleri üzerinden bir siyasi tartışma yapmanın yanlış olduğu kanaatindeyim. Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu isimlerinden birisidir ve bir tartışmanın tarafı hiçbir zaman yapılmamalıydı. Dogmatik olarak bakmak, Atatürkçü olup, Atatürkçü olmamak diye bakmaktan ziyade, Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’nin kurucu değerlerinin içerisinde olan önemli bir şahsiyettir ve onun üzerinden taraf tutmak yerine, onun dönemi, onun yaptıkları, onu anlayarak, oradan bugüne ne geliyor bunun konuşulması lazım.
 
AK Parti Atatürk ile Cumhuriyet değerleriyle kavgalı olan bir parti değildir. Olmasının siyaseten bir anlamı da yok. Ama hiç kimsenin kendisini Mustafa Kemal’in ya da Cumhuriyet değerlerinin koruyucusu, kollayıcısı pozisyonunda görmemesi lazım. Hepimizin ortak değeridir.
 
Bir zamanlar Cumhuriyet ile İslami değerler çatışır mı tartışması yapıldı. Hayır. Cumhuriyet hepimizin ortak değeridir. Müslümanlık da bu ülkede büyük çoğunluğun, yüzde 99’un inancıdır. Bizim milli değerlerimiz, kültürümüz, medeniyetimiz hepimizin değerleridir. Bunları birbiriyle çelişiyormuş, çatışıyormuş gibi göstermek hiç kimseye fayda sağlamaz. Bunun üzerinden dün değildi, bugün böyle oldu şimdi şuraya gelindi şeklinde bir tartışmanın içerisinde olmayı doğru bulmuyorum.
 
Türkiye’deki bazı çevreler, bazı yarı aydınlar hep işi kategorik olarak gördüler ve bizim tarihimizi böyle bir hikaye okur gibi okudular. Osmanlı bambaşka, Cumhuriyet bambaşka, Selçuklu başka bir şey gibi telakki ettiler.
 
Halbu ki bizim tarihimizin hepsini tabiri caiz ise bir roman gibi görmek lazım. Her bölümde başka bir şey anlatılıyor ama aslında hepsi bir bütünün bir parçası. Osmanlı da, Cumhuriyet de bizim değerlerimizdir. Her dönemin kendisine ait öncelikleri var. Ama biz bu anlamda bir tartışmayı doğru bulmuyoruz. Bunun bir basamak ya da malzeme olarak kullanılmasını asla tasvip etmiyoruz.
 
2019 SEÇİMLERİ
 
Sayın Cumhurbaşkanımız çok güzel güzel cevap vermiş. Adamlar NATO Tatbikatında Atatürk’ün resmi bir tarafta, Erdoğan’ın resmi bir tarafta hedef tahtasına koyuyor. Burada yapılan onuruna sahip çıkan, yeni, güçlü bir Türkiye’ye tahammül edemememe meselesidir. Bu anlamda büyük Türkiye düşmanları Mustafa Kemal ile Erdoğan arasında bir fark görmüyorlar.
 
Biz zaten Mustafa Kemal Atatürk’ü Türkiye’nin kurucu, büyük isimlerinden biri olarak ve Türkiye’nin önemli bir unsuru olarak kabul ediyoruz. Atatürk’ün ismi üzerinden bir ideolojik tartışmanın yapılmasını da doğru bulmuyoruz.
 
NATO SKANDALINA CHP'NİN TEPKİSİ
 
Kendi içimizde farklılıklarımız olabilir, farklı yerlerde durabiliriz, tercihlerimize göre öncelik sıralarımız bambaşka olabilir. Ama sonuçta elin oğlu güçlü Türkiye’yi, büyük Türkiye’yi görmek istemiyor ve Türkiye’nin tamamına karşıdır. Biz yıllardır şunu söyleriz: Birileri PKK’yı desteklerken, Türkleri az seviyor, Kürt kardeşlerimizi çok seviyor oldukları için değil bugün siyasetleri öyle gerektirdiği için böyle davranıyorlar. Ya da Türkiye’de faaliyet gösteren bazı Alevi dernek ve vakıflara destek verirken Aleviliği çok sevdikleri için değil, bugün işlerine öyle geldiği için böyle davranıyorlar. Bunun için bizim çok dikkatli olmamız lazım.
 
Sünnisi de, Alevisi de, Kürdü de, Türkü de bütün farklılıklarımızla birlikte Türkiyeyiz. Türkiye’nin ortak değerlerine hep beraber sahip çıkmamız lazım. Farklılıklarımızı koruyarak, farklılıklarımız üzerinden gerekiyorsa özellikle siyasi farklılıklarımız üzerinden başabaş mücadele ederek ve tartışarak.
 
OYUN BAŞKA BİR OYUN

Bu tür saldırılar, bu anlamda milletin tamamının gözünü açıyor. Oyun başka bir oyun. Tırnak içinde söylüyorum “Erdoğan’ın diktatörlüğünden”, “Tek Adamcılıktan”, “Faşistlikten” rahatsız olduğunu söyleyerek demokrat bir düstur üzerinden Türkiye düşmanlığını geliştiriyorsunuz o zaman neden Mustafa Kemal Atatürk’ün resmini koyuyorsunuz. Bu dönemle ilgili bir şahıs değil ki. Geçmiş bir dönem Türkiye’nin geçmiş bir lideri. Oyun başka bir oyun.
 
Amerika’da vizenin kaldırılması nasıl Ankara’da bir büyükelçinin tek başına almadığı bir karar ise bu da bir uzmanımız yanlış yapmış, kusura bakmayın, özür dileriz diye geçiştirilebilecek bir durum değildir. Hiçbir uzman böyle bir yanlış yapmaya cesaret edemez. Hiçbir yetkili sivil ya da asker olsun fark etmez böyle bir yanlışlığı yapmaya cesaret edemez. Bunun kasıtla yapılmış bir şey olduğu anlaşılıyor. Bir süre sonra kastın kaynağının ne olduğunu da anlarız.
 
BU TÜRKİYE'YE BİR GÖZDAĞIDIR

Bu Türkiye’ye bir gözdağıdır. Türkiye NATO ittifakı dışında belli çevrelerle yeni bir takım oyunlar kurmaya gayret etmesin, Rusya, Çin ve İran ile Orta Doğu’da oyunları bozacak adımlar atmaya da çok cesaretle yaklaşmasın yönünde bir mesaj olabilir.

Bu densizliği herkesin gördüğünü anladığını düşünüyorum. Bu iç siyaset meselesi değildir. AK Parti, Sayın Erdoğan meselesi değildir mesele. Çok net Türkiye’ye bir ders verelim meselesidir. Bunu böyle görmek lazım. Ben muhalefet partilerinin de bunu böyle gördüğünü zannediyorum. Bu üstü örtülecek bir mesele değildir.
 
Türkiye’nin 1952’den beri NATO’nun bütün külfetlerini yüklenmiş olan bir ülke olması işin insana ağır gelen tarafıdır. NATO’nun güney kanadının en önemli ordusuna sahiptir. NATO karşıtı cephenin nefesini her zaman ensesinde hissetmiş bir ülkedir.
 
NATO’da çekilme gibi bir şey söz konusu değil. Başından beri bize hep külfet tarafı düştü.
 
REZA ZERRAB DAVASI
 
Devam eden bir hukuk süreci var. Ama bu olayın başından itibaren siyasi bir takım amaçlar doğrultusunda gündeme getirildiği açıktır. Bu dosyaya bakan hakim ve savcının FETÖ örgütünün elemanlarıyla yakın temas içerisinde bulunduğu artık sağır sultanın duyduğu bir meseledir. Yakından izliyoruz.
 
MHP İLE İTTİFAK SÖYLEMLERİ
 
Şu anda devam eden bir süreç var ve AK Parti de Türkiye’nin en güçlü partisi. Seçime daha uzun bir süre var. Şunu açıkça söylemek isterim, bizim bazı partilerle, örnek olsun diye söylüyorum, MHP ile bazı milli meselelerde iş birliği içerisinde hareket ediyor olmamız AK Parti ile MHP’nin tek parti olduğu ya da ortak siyasal ajanda ile hareket ettiği anlamına gelmiyor. Türkiye’nin milli meselelerinde parti kaygısından ziyade milli kaygılarla hareket ediyorlar. Terörle mücadelede destek oluyorlar. Hergün bu desteklerini teyit eden sözler söylüyorlar. Diğer bölgesel sorunların çözülmesinde hükümetin elini rahatlatacak yaklaşımlarda bulunuyorlar. Ama sonuçta AK Parti ile MHP iki farklı partidir, iki farkı programa sahip olan partidir.
 
SEÇİM BARAJI KONUSU
 
Siyasi hayatım boyunca barajların hiç olmamasını ve seçim sisteminde mümkünse dar bölge, daraltılmış seçim sisteminde gerçekleşmesini, eğer baraj yüzde 5 ya da 7 gibi bir seviyeye indirilecekse bu anlamda seçim sisteminin daraltılmış bölgeye dönüştürülerek, herkesin parlementoya girebileceği, her farklı sesin parlementoda yer alabileceği bir yapının olmasını savunmuş birisiyim. Ama bu ortamda, Türkiye’nin şu anki siyasi şartları içerisinde baraj konusu çok hassasiyetle konuşulması gereken, belli bir siyasi grubun, partinin tercihi şeklinde değil de çok hassasiyetle tartışılıp olgunlaştırılması gerekir.
 
CUMHURBAŞKANININ YENİDEN SAHAYA İNMESİ  
 
Öncelikle bu anayasa değişikliğinden sonra partili Cumhurbaşkanlığına geçiş işin doğal seyrinde akmasıdır. Malumun ilamıdır aslında. Bir taraftan devleti en üst düzeyde yöneten biri olarak devleti yönetmeye devam ediyor ama bir taraftan da AK Parti Genel Başkanı.
 
Cumhurbaşkanımızın söylediği süreç aslında genel başkanlık görevine yeniden geldiği andan itibaren başlamıştır. AK Partinin belli özellikleri var. Çok doğal, 15 senedir iktidarsınız, 15 senedir iktidarda siyasi rakibiniz yok ve hep Türkiye’de tabiri caiz ise muhalefet muhalefet ettikçe iktidarın işini kolaylaştıran, biraz da rehavete sevk eden bir tarzı var. Bunun doğal sonucu olarak her yerde ve yerel yönetimlerde bir niyet tazelemeye ihtiyaç var.
 
AK Parti’nin dört temel özelliği var. Öncelikle reformcu bir partidir. Ekonomide ve siyasette çok sayıda reformlar yapıldı ve bu reform sürecine devam edilmesi mecburiyeti var. AK Parti reformcu, milli-yerli, kapsayıcı ve demokrat bir partidir. Bunların hepsi güçlendirilerek 2019’da yeniden milletin karşısına çıkılması lazım. Sayın Cumhurbaşkanımızın zannediyorum gördüğü budur.
 
AK Parti çıtayı biraz da kendi kendine yükseltti. Yüzde 34 ile iktidar olmak imkanı vardı şimdi yüzde 49.5 ile iktidar olmak imkanı yok. Onun için yüzde 50+1 alabilmek için AK Parti’nin bu dört temel özelliğini çok daha güçlendirerek yoluna devam etmesi lazım.
 
Recep Tayyip Erdoğan’ı siyasette güçlendiren en önemli sebeplerden bir tanesi halka, farklı kesimlere, herkese anladığı dille yaklaşabilerek, dokunabilme özelliğidir. Bu anlamda zaten sürekli halkın içinde olmak, bu talepleri görmek zorundayız. Nihayetinde sürekli söylediğimiz, bizim hesap vereceğimiz yer halk ve Hakk’tır. Halka ve Hakk’a hesap verebilecek bir şekilde bu söylediğim özellikleri kuşanarak yolumuza devam etmemiz lazım. Bunu görüyor Sayın Cumhurbaşkanımız ve onun için bunu artırmak için de büyük bir hayret içinde.
 
Elimizde topumuz tüfeğimiz yok. Arkamızda uluslararası camiada bizi destekleyen, hadi yürüyün diyen çevreler yok, bir takım karanlık mahfiller yok. Elimizdeki yegâne güç halkın gücü ve desteğidir ve bu da en doğrusudur. Halkın gücü ve desteğini kaybetmemek için de toplumun doğru okunması, doğru analiz edilmesi ve bu çerçevede de toplumsal talepleri karşılayacak siyasi hareketlilik içinde olunması lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu yapıyor.

HACI BEKTAŞ AÇIKLAMALARI

Ben bu taraftaki 50, karşı taraftaki 50 meselesini doğru bulmuyorum. Biz Türkiye’nin tamamını kabul etmek zorundayız. Bu çerçevede de samimi olmak zorundayız. Ben Hacı Bektaş’ta Allah biliyor benim gönlümden zihnimden ne geçiyorsa orada söyledim. Bunun da bir karşılığı oldu. Bu memlekette bizim, herkesin taleplerini siyaset sahnesine taşıyabilecek bir kuşatıcılık içinde olmamız gerekiyor. Ben dolayısıyla hayatım boyunca 50 o taraf 50 bu taraf görüşünün doğru olmadığına inandım. Bu doğru bir şey değil. Siyasi rekabet olacak, atışmalar, müzakereler, sert tartışmalar olacak. Elbette karşıtlık olmadan siyaset olmaz ama karşılıkları sert duvarlar gibi görmemek lazım. Değişebilir. Dün AK Parti’ye oy vermeyen bugün verebilir. Dün veren bugün başka bir nedenle vermeyebilir. Burada bizim okumamız gereken, görmemiz gereken millet ne istiyor ve siyasete nasıl bakıyor, hangi programla karşısına çıkarsak hem kuşatıcı oluruz hem de ihtiyaçlarını görebiliriz? Ben o anlamda her taraftan, oy alabilecek bir dili, kuşatıcı bir dili sadece 2019 öncesi değil, her halukarda korumak oluşturmak mecburiletinde olduğumuza inanıyorum.
 
 BELEDİYE BAŞKANLARININ İSTİFA ETMELERİ    
 
AK Partili belediye başkanlarının istifa etmesinin bir oy artışı olsun diye değil, bu yönde bir beklenti olduğu, biraz evvel de konuştuğumuz bir yenilenme vesilesi olarak görüldüğü için böyle bir adımın atıldığını görüyorum. İnşallah sonuçları da olumlu olur.
 
3. DÜNYA SAVAŞI  
 
Kim hangi savaş tamtamını çalarsa çalsın biz barıştan yanayız. Dünyada barışın, hakkaniyete, adalete dayalı bir barışın sağlanmasını istiyoruz. Zaten savaş yanlısı olanlar öteden beri bu görüşü söylüyorlar. Gereğini de yapıyorlar. Ellerine güç geçince nasıl barış sarsılır, savaş nasıl olur bunun hesaplarını yapıyorlar.
 
DOĞU VE GÜNEYDOĞU, TERÖR
 
Terör örgütü dizginlendikçe PKK’nın yaptığı icraatlarla halkı rahatsız ettiği ortaya çıktıkça oradaki insanlarımız PKK’nın gerçek yüzünü anlamaya başladı ve HDP’ye destek vermemeye. Bu son referandumda hem Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da hem de İstanbul’daki Kürt kardeşlerimizden yoğun bir şekilde Evet oyunun çıktığını biliyoruz. Bu anlamda Doğu ve Güneydoğu’daki seçimler için de yeni bir döneme giriyoruz. Bu dönemde AK Parti kuşatıcılık gereği bu memlekette Kürt’ün de Türk’ün de partisi olarak herkesin hakkını, hukukunu koruyarak, demokrasiyi genişleterek Doğu’daki seçmenin de desteğini alacaktır. Ayrıca Batı’da yaşayan, diğer illerimizde yaşayan Kürt kardeşlerimiz de AK Parti’nin hem sahibidir hem de destekleyicisidir. Buna dikkat ediyoruz. Bu kuşatıcılığı sürdürmek bir yerde bizim sorumluluğumuzdur.
 
Sadece Türkiye’nin içerisinde değil, aynı terör örgütünün uzantıları marifetiyle de sınırlarımızın dışında da devam eden terörle çok yoğun bir mücadele var. Türkiye’nin şu andaki önceliği bunları bir tehdit olmaktan çıkarmak. Terör örgütlerini bir maşa olarak kullanan çevreler tarafından kullanılamayacak bir hale getirilmesini temin etmektir. Türkiye’nin şu anda önceliği bu. Bunu yaparken de dikkatle bölge halkıyla oradaki Kürt kardeşlerimizle, vatandaşlarımızla, bu ülkenin eşit, özgür yurttaşları olan kardeşlerimizle terör örgütü arasındaki mesafe koymayı sürdürmektir, Türkiye’nin sahibi olarak terör örgütüne karşı duruşunu artırmaktır.  
 
KÜRT OYLARININ KAYBA UĞRAMASI ENDİŞESİ
 

Bunları ben bir endişe nedeniyle söylemiyorum. Biz Türkiye’de etnik kimliği itibariyle farklı yapıdan insanlardan oy alan bir partiyiz ve bu özelliğimizi de sürdürmek durumundayız. AK Parti’nin bu özelliğini sürdürmesi aslında Türkiye’nin garantisidir. Diyoruz ya, sadece bir meşrebin, etnik yapının, belli ber tabanın partisi değiliz. Büyük Türkiye hedefleri, yeniden güçlü bir Türkiye hedefleri istikametinde bu hedefe inanmış olan herkesin rahatlıkla gelebileceği, içinde yer alabileceği, hedefleriyle birlikte uyumlu çalışabileceği bir siyasi partiyiz. Bu hedeflerimizi sürdürmemiz lazım.
 
RACON KESME
 
Bir kavga demiyelim. AK Parti öncelikle bir siyasi harekettir. Bir toplumsal, sosyolojik harekettir. Bu partinin beslendiği siyasi toplumsal damarlar var. Fazilet Partisi, Refah Partisi, Anavatan Partisi, Demokrat Parti ve birinci meclise kadar uzanan hatta çok daha eski Osmanlının son dönemindeki meclislere kadar uzanan bir siyasi parti, bir siyasi hareketin devamıdır. AK Parti Türkiye’deki milli siyaset geleneğinin bir halkasıdır. Bu özelliğini kaybettiği andan itibaren zaten AK Parti de olmaz. Dolayısıyla mesele şahıs meselesi değil bir fikri süreklilik meselesidir. Bizim fikri sürekliliğimiz belli. Bu milli siyaset geleneğinin bir halkası olarak yolumuza devam edeceğiz. Daha büyük kitlelerle işbirliği dayanışma, gönül birliği içerisinde olacağız. Biz kimsenin kişisel hesaplarını milletin önceliklerinin önüne getirmeyiz, koymayız. Bu çizginin devamlılığına inanan herkesin bu mücadelenin içinde yeri var.

Yorumlara Git

Trump'ın UFO hamlesi: Gerçek mi yoksa gündem değiştirme mi?

ABD'den iki yeni F-35I ve F-15I savaş uçağı filosu Soykırım destekçisi Trump

Bazı gündüz kuşağı kanalizasyonlarına dikkat! Aile çökerse millet çöker!

Varank ‘Bursa bıçakçılığını dünya markası yapacağız’ Bıçağı 'Ele aldı'

CHP’li Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci Hakkında Dudak Uçuklatan İddia: Tamar Tanrıyar sordu: Özgür Özel’e 6,5 milyon dolar, Ekrem İmamoğlu’na da 2,5 milyon dolar verdin mi, vermedin mi?"