Ekonomi
Evde çalışan kişi işçi mi?
Borçlar Kanunu'nda evde hizmet sözleşmesi işçinin kendi belirleyeceği bir yerde belirli bir ücret karşılığında yaptığı iş olarak tanımlanıyor.
Günümüzde giderek yaygınlık kazanan bir çalışma şekli olarak evde çalışma, işçi ve işveren açısından birçok belirsizliği de beraberinde getiriyor.
Evde iş sözleşmeleri Borçlar Kanunu'nun 461 ve devamındaki maddelerde düzenlendi. Kanunda evde hizmet sözleşmesi, işverenin verdiği işi işçinin kendi evinde veya belirleyeceği başka bir yerde bizzat veya aile bireyleriyle birlikte bir ücret karşılığında yaptığı iş olarak tanımlandı.
Evde çalışanlar işçi olarak mı yoksa bağımsız çalışan olarak mı değerlendiriliyor?
Bu kişilerin işçi olduğunun kabulü halinde yasal hakları çok daha geniş bir noktaya ulaşıyor. Evde çalışan kişiler, işverenin iş organizasyonu içinde yer alıyorlar, belirli ölçüde ona bağlı olarak çalışıyorlarsa, bu kişiler işçi sayılıyor. Eğer evde çalışan kişi serbest bir girişimci olarak çalışıyorsa, işveren bulunsa da işçi olarak kabul edilemeyeceklerdir. Bağımsız çalışmada belirleyici olan, kişinin karar verme özgürlüğüne sahip olup olmaması, işi reddetme imkânının var olup olmaması, müşterileri serbestçe seçebilmesi, fiyatları kendinin belirleyebilmesi ve oluşan zararlardan da kendinin sorumlu olması gibi unsurlardır. Eğer evde çalışan kişinin bahsedilen unsurlardan birçoğuna sahip olduğunu görüyorsak bu ilişkiyi bağımsız çalışma olarak kabul ediyoruz. Fakat bu unsurlardan bir veya ikisinin var olması ilişkiyi bağımsız çalışma ilişkisine döndürmez. Örneğin, işçilerde de evde yapılacak projeyi seçme hakkı olabilir. İşçi istediği projede çalıştığı için bağımsız çalışan konumuna gelmez.
İşveren iş kazasından sorumlu tutulabilir
Evde çalışanlar işçi sayılmalarına rağmen iş mevzuatının bazı kurallarının bu kişilere uygulanması zor olabiliyor. Örneğin işverenin işçinin sağlığını koruma ve gözetme borcu kapsamında çalışırken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma borcu bulunuyor. Evde çalışmalarda ise birçok durumda bu güvenlik önlemlerinin alınması veya alınsa bile işçi tarafından kurallara uyulup uyulmadığının denetlenmesi mümkün olmuyor. Kanun bu konuda ikili bir ayrıma gidiyor. İşverenin, evde çalışmaların niteliği gereği alınması mümkün olmayan önlemleri almasına gerek bulunmadığını. Bu önlemler dışında alınabilecek hangi önlem varsa o önlemleri de alması gerektiğine hükmediyor. Dolayısıyla, işveren işçiye yine de eğitim vermek zorunda, kişisel koruyucuları sağlamalı, gerekli bilgilendirmeleri yapmalıdır.
Evde çalışanların bir kazaya uğramaları halinde bu kazanın iş kazası olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği de tartışmalıdır. Evde meydana gelen her kaza iş kazası sayılmıyor. Fakat yapılan iş nedeniyle bir kazaya uğranması halinde bu kaza evde de olsa iş kazası sayılıyor. Yapılan işle ilgili olarak evde bir kaza meydana gelmesi halinde işveren bu kazadan da sorumlu olacaktır. Fakat burada işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetleme imkânı olmadığından, maddi tazminat sorumluluğu da haliyle azalabilecektir.
(…)
Evde çalışmada ücret 15 günde bir ödenir
Evde çalışanların ücretlerine ilişkin istisnai bir düzenleme getirilmiştir. Evde çalışan bir kişinin ücreti işçi aralıksız çalıştırılıyorsa on beş günde bir ödenir. Ancak işçinin rızasıyla ayda bire çıkarılabilir. Eğer işçi aralıklı çalıştırılıyorsa, ücreti de her ürün tesliminde ödenecektir. Evde çalışan işçi örneğin hastalığı gibi kendi kusuru olmadan işini yerine getiremezse işveren yine de kişiye ücret ödemek zorundadır.
Bu bilgileri Cem Kılıç, Milliyet gazetesindeki köşesinden paylaştı.