Gündem
Murat Bardakçı'dan Nureddin Yıldız'a destek!
Özellikle Oda TV gibi İslam karşıtlığıyla ünlenen sözde haber siteleri ve yayın organları tarafından hedef gösterilen Nureddin Yıldız'a bir destek de araştırmacı, gazeteci ve yazar Murat Bardakçı'dan geldi.
İslam karşıtlığını ilke edinen laikçi kesimin yayın organları Nureddin Yıldız üzerinden İslam'a olan kinlerini kusarken, gazeteci Murat Bardakçı'dan çarpıcı bir yazı geldi. Habertürk yazarı Bardakçı, bugünkü yazısında Nureddin Yıldız'a destek verdi.
Yıldız'ın “asansörde halvet” konusunda bundan beş sene önce verdiği fetvanın yeni farkedildiğini söyleyen Bardakçı, meselenin bilinmeyen veya dikkate alınmayan bir yönünün olduğunu belirtti.
Bardakçı şöyle devam etti:
"Fetvaların sorulan sorular üzerine verildiği, yani herhangi bir bahis hakkında dinî bakımdan endişesi olanların yetkisi bulunduğuna inandıkları kişilerin içtihadlarına başvurup fetva istedikleri...
Daha açık şekilde izah edeyim: Her fetva sorulan bir soru, daha doğrusu bir “meselenin” halledilmesi talebi ile verilir. Ortada ya bir soru vardır, yahut dinî bir konuda toplumda yanlış anlamanın veya hatalı davranışların ortaya çıkması üzerine fetvaya başvurulmuştur.
Gelen soruya verilen cevaba “fetva” denir ve fetva sorulan meselenin dinî bakımdan hükmünü belirler; yani din bu konuda ne emrediyor onu ifade eder."
Nureddin Yıldız'ın konuşmasının devamının dinlendiğinde kadın ile erkeğin asansörde yalnız başlarına kalmaları konusunu bizzat gündeme getirmediğini, fetvanın gerisinde bir sorunun bulunduğunu söyleyen Murat Bardakçı, "Yıldız, sözlerine 'Binanın giriş katından sekizinci katına kadar çıkacak olan bir asansör halvet ortamı oluşturur mu?' sorusunu ifade etmekle başlıyor. Sonra meseleyi fıkıh bakımdan kısaca ifade edip 'Dinimizin bu konudaki hassasiyeti açısından bakıldığında halvet şartları yani erkekle kadının kapalı bir ortamda bulunması durumu asansörde oluşmaktadır' diyor ve 'Uygun değildir' cevabını bütün bunlardan sonra veriyor." ifadelerini kullandı.
Konuyu "Hangi devirde yaşıyoruz?","Böyle hüküm mü olur?" çizgisine indirmenin hem saçmalık hem de dini kurallara ihanet olduğunu vurgulayan yazar, "'Aklıma yatmadı ise işe yaramaz, yanlıştır, çağdışıdır' mantığı ile değerlendirmek yerine fetvaya ve fetvanın dayandığı dinî kaidelere veryansın edeceğinize susar, sadece sizi bağlayacak olan bir karar verir, yani hükme uymazsınız, olur biter! Üstelik bir konu üzerinde farklı fetva makamlarının değişik içtihadlarda bulunup birbirlerinden ayrı hükümler vermeleri ve soru sahibinin ilk cevaptan tatmin olmadığı takdirde bir başka yerden fetva istemesi de mümkündür ve zaten sık rastlanan hadisedir." diye yazdı.
Bardakçı şöyle devam etti:
Son senelerde ekran ve şöhret düşkünü ilâhiyatçıların sayesinde on dört asırlık İslâmiyet’i yeniden keşfeder hâle geldik, adamlar akıllarına geldiği yahut canlarının istediği gibi konuşup yepyeni bir din icad etme havalarındalar ve bütün bunların üzerine de fetvanın ne olduğunu ve niçin verildiğini bilmeyen köşe sahipleri işin kolayına kaçıp bol bol ahkâm kesiyorlar...
Bilmem hatırlar mısınız? Turgut Özal, 1989 Kasım’ında cumhurbaşkanı seçilip Çankaya’ya çıkmadan hemen önce ANAP’ın grup toplantısında duygusal bir veda konuşması yapmış, Âl-i İmran Suresi’nin 103. âyetinde geçen ve İslâmiyet’in kastedildiği “Allah’ın ipine sarılın” ifadesini kullanmıştı...
Ertesi gün anlı-şanlı bir başyazar, “Özal’ın bahsettiği bu ‘ip’ neyin nesidir? Acaba aklına bir darbe ihtimali ve darbe sonrasının muhtemel idamları geldi de darağacını mı kasdetti?” diye sormuş ve rezil olmuştu.
Şimdi tartışılan bu fetva konusu, memleketin kültüründen ve inancından fersah fersah uzak yazarlarımızın bugün geldikleri son noktadır!