Gündem
İlber Ortaylı'dan duygulandıran 'Hasan Celal Güzel' yazısı: Baki kalan bu kubbede...
Tarih Profesörü İlber Ortaylı, bugünkü köşesinde 'Tank Hasan' lakabıyla bilinen rahmetli Hasan Celal Güzel ile olan anılarını anlattı.
İşte İlber Ortaylı'nın yazısının ilgili bölümü:
‘DOĞRUCU DAVUT’TU
(...) 1968’liler sağcı ve solcuydu. Hem de sıradan gençler değillerdi. O yılın mezunları Türkiye’nin siyaset ufuklarını kapladı ve tehlikeli siyasi günlerde Uluç Gürkan’la Hasan Celal Güzel, Murat Karayalçın’la Mehmet Keçeciler bir araya gelip siyasi hayatın derinliklerindeki bazı tünelleri aşmayı bildiler. Bu atmosfer sonraları devam etmedi. Hasan Celal muhabbetinde de, hicvinde de, tenkidinde de abartılı bir Antepli gençti. Bütün Antepliler gibi farklı siyasi görüşleri olanların aynı akraba çevresinde bir arada bulunmalarından ileri gelen rahatlık onda da vardı. Benim her zaman çok takdir ettiğim rahmetli Ali İhsan Gögüş onun dayısıydı. Antep yemeklerini yerken ölçüyü kaçırırdı. Dürüstlüğünde de Allah’a şükür çıtası yüksekteydi. İyi bir hekim ve akademisyen olan kızı Elif’i hayatında ancak birkaç kere görebildim. Oğlu Mustafa’yla daha çok senlibenli olduk. Bu çocuklara bakanlıklara çıkan babaları ve müsteşarlığa kadar çıkan anneleri Ülker’in hiçbir imtiyaz bahşettiğini, korumacılık yaptığını ne gördüm ne de işittim. İki çocuk da kendi yaptıkları kadar ve kendi yeteneklerine göre yürüdüler. Hasan Celal ANAP’ta çok daha yüksek yere çıkabilirdi, çıkamadı çünkü doğrucu davutçuluk çok kişinin hoşuna gitmez, böyle bir ikinci doğrucu siyasetçi de Adnan Kahveci’ydi.
% 80 KAVGA EDERDİK
Hasan’la okulun son iki senesinde çok yakın görüşürdük. Zamana vurulsa yüzde 80 kavga ederdik, ertesi gün unutulurdu. Daha yakın arkadaşlarıyla da tatlı sert devam ettiği malum. O ANAP’a girmedi, ANAP ve Turgut Özal onu zorla çekti, başka çareleri de yoktu. Döviz mevzuatını değiştiren, ANAP’ın ilk andaki reformlarını yürütenler, öyle sözde çok seçkin kadrolar değildi. Hasan Celal, Vahit Erdem ve Mülkiyeli takım bu işleri yaptı. Müsteşarlık makamında bir fil gibi okuyup çalışan adam, her şeyi bizzat kendi okur, kendi yazar ve ilgili yerlere sevk ederdi. Sevkten sonra da kavgasını ederdi. Bu zümre geri çekildikten sonra ANAP’ın bazılarının çok bayıldığı reformlar bile tamamıyla durdu.
En vefalı dostlarından biri Uluç Gürkan’dı. Katiyen ne siyasi ne de mali bir işbirliği söz konusu olamaz ama bitmeyen münakaşalarından bazı doğruların ortaya çıktığına eminim. Bizim kuşağın kervanı yola düzülüyor. Bir ayın içerisinde kaybettiklerimizin verdiği hüzün tarif edilemez ama benim bu grupta tanıdığım insanlar için ortak bir özellik var: Yolsuzluk dosyalarında isimleri geçmedi. Kimseyi kayırmadılar, Hasan’ın eşi, okuldan arkadaşımız Ülker dahi geleceği yerlere kendi başına daha evvel gelirdi.
KUBBEDE BAKİ KALAN
Hasan “Şimdi biz terfi ettirdik diye dedikodu yapmasınlar” diyen adamdır. Böyleleri bizim zamanımızda da azdı ama vardı. Yine olacak, baki kalan bu kubbede bir devletlû Hasan Celal Güzel’dir. (...)