Medya
'Dere geçilirken at değiştirilir mi?'
Yazar Abdulkadir Arslanoğlu 24 Haziran'da yapılacak seçimi kaleme aldı.
İşte o yazı;
Devlet Bahçeli’nin erken seçim teklifi sonrası, Erdoğan’la yapılan görüşme ve sonrasında seçimlerin 24 Haziran’da yapılacağının duyurulması, herkeste tatlı ve yepyeni bir heyecan oluşturdu.
Seçimler erkene alınmalımıydı?
Doğrusu seçmenin her kesiminde böyle bir beklenti vardı diyebilirim, ama bu kadar erkene alınacağını kimse tahmin etmiyordu…
Neticede olması gereken oldu…
Cumhuriyet tarihinde ilk defa, iki siyasi parti; milli meseleler karşısında, siyasi mülahazaları bir kenara bırakmış, ülkenin çıkarlarını koruma sorumluluğu ile vatanın bekası için bir araya gelmiş, bütünleşmiş, fikirsel bir birliktelik içinde, “ihtilafı” değil, “ittifakı” seçmişler… Alkışlanması ve takdir edilmesi gereken bu manzara, halk tarafından oldukça olumlu karşılandı.
Ve bu sürecin hemen ardından halk, ülke genelinde oluşan bu büyük heyecanın bir tezahürü olarak; adına “Cumhur İttifakı” denilen bu kıymetli birlikteliğin, somut sonuçlarının, bir an evvel görülmesini arzu eder hale geldi.
Evet, bu birlikteliğin 16 Nisan Referandumunda küçük bir provasını görmüştük ama, o zaman resmi bir ittifak yoktu.
Halkın Beklentisi: “ittifakın resmi olarak” ilanından sonra, bir an evvel, elle tutulur, gözle görülür icraatlar görmekti, dolayısı ile seçimlerim erkene alınması, halkın görmek istediği manzaranın bir an evvel görüleceği anlamına gelmesi bakımından, çok yerinde oldu…
Ayrıca bu karar, ülkenin “makro ekonomik” menfaatleri açısından da son derece isabetli oldu.
Ülkenin bekası ve çıkarları açısından atılan bu çok değerli ve önemli beraberlik adımının, halk tarafından hüsnü kabul gördüğünü ve bu kabulün yüksek sesle dillendirildiğine çokça şahit oluyoruz…
Ayrıca, sürecin biraz hızlı işlemesi ve acele edilmesi, sevgili Peygamberimizin “Hayırlı işlerde aceleci olunuz!” söylemiyle de tamamen örtüşmektedir diye düşünüyorum…
GEÇMİŞ SEÇİMLERDE YAPILAN HATALAR, ZİNHAR TEKRARLANMAMALI
Evet seçim çalışmaları şimdiden başladı.
Seçmenler açısından, seçimlerin 24 Haziran’a alınması, nasıl büyük bir memnuniyetle karşılandı ise; seçim sürecinde aday belirleme, teşkilatların gençlik kollarıyla, kadın kollarıyla, yönetim kurullarıyla sahada olmaları, maksimum bir tempoyla çalışmaları ve toplumu kucaklayıcı bir üslupla daima cemiyetin ve halkın içinde olmaları o denli beklenen ve arzu edilen bir husustur.
Özellikle Ak Parti seçmeni; 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde yapılan hataların bir daha tekrar edilmemesi yönünde büyük bir arzu ve temenni içindedirler …
7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde yapılan hataları da kısaca bir hatırlayalım:
1- Son yirmi yıldır yapılan bütün yerel ve genel seçimlerde aday olup, hiçbir zaman halkın teveccühüne mazhar olamamış bazı tiplerin hâlâ, halkla inatlaşır gibi listelere konulması.
2- Hiçbir ilmi, siyasi ve sosyal müktesebatı olmayan, ancak maddi açıdan oldukça güçlü olan bazı kişilerin yine listelerde yer bulabilmesi.
3- İl ve ilçe teşkilatlarının çok zayıf ve cılız bir görüntü içinde olmaları, seçim çalışmalarını coşkulu ve ses getirecek bir performansla yürütememeleri.
4- İl ve ilçe teşkilatlarının, gerçek ve samimi partililerin bazılarını uzakta tutma, hizmete dahil etmeme şeklindeki isabetsiz tutumları.
5- Yönetimler oluşturulurken, ehliyet ve liyakat’e değil de başka ölçülere bakılması.
6- Yine il ve ilçe teşkilatlarının bu sebeplerle oluşturdukları büyük bir “küskünler ordusunun” vücut bulması…
Evet bu çok kısa, hassas ve kıymetli sürede, özellikle Güneydoğu’da önemli revizyonlar yapmak şart diye düşünüyorum.
Hem mülki idare açısından, hem de bazı belediyelere atanan deneyimsiz kayyumlar açısından yapılacak bir revizyonun, hayati olduğunu ve mutlaka yapılması gerektiği kanaatindeyim.
Çağımızın kıymetli münevveri Abdurrahman Dilipak’ında bu günkü yazısında, bizimle aynı düşünceler için de olduğunu gördüm. Dilipak şöyle diyor: “Belediyelerde ve bürokraside temizlik için seçim sonrasını beklemeyelim! Halka zulmeden, tepeden bakan birtakım adamları o makamlarda tutmayalım!”
Evet, bu kısa sürede yapılacak hızlı revizyon ve değişimlerin, kısa vadede çok büyük getirisinin olacağı su götürmez bir hakikattir!
Yazımızın başlığın da kullandığımız “Dere geçilirken at değiştirilir mi?”sorusuna şöyle cevap verebilirim; ben bütün ata sözlerimize büyük bir kıymet verir ve eskilerin, eskimez o sözlerini çok zaman kulağıma küpe ederim.
Ancak, “Dere geçilirken at değiştirilmez”sözünü hiç sevmem. Sebebi şu: beni biraz sonra batıracağı kesin ve mukadder görülen bir atla devam etmek, bir nevi intihar olur. Dolayısı ile batmadan, boğulmadan önce, bütün riskleri göze alıp, temkinli ve tedbirli bir biçimde, dere geçilirken at değiştirmeği yeğlerim...
Temennimiz, Ak Parti yetkililerinin de bizim gibi düşünmeleridir...
Selam ve saygılarımla...