AKİT MENÜ

İSLAM

‘Biz leş yiyen kavimdik, İslam’la aziz olduk!’

Ebubekir Sofuoğlu, Aylık dergisindeki yazısında dindeki reform hareketlerine dikkat çekerek benliğimizi İslam’ı koruyarak muhafaza edebileceğimizi belirtti.

Güncelleme Tarihi:

 yeniakit.com.tr  “Biz Müslüman olmakla hem benliğimizi, hem özgürlüğümüzü, hem topraklarımızı korur hale geldik” diyen Sofuoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

(...) Habeşistan’a birkaç sahabe hicret etti. Müşrikler onları Kral Necaşi’den istedi. Necaşi’ye yapılan müracaat üzerine onları bir an iade etmeyi düşündüğünde, mültecilerin lideri Cafer-i Tayyar Hazretleri kraldan söz istedi, konuşmaya başladı ve şunları söyledi:

“Ey Kral, biz seni adil bildik. O yüzden sizin ülkenize geldik. Biz Müslüman olduğumuz için geri isteniyoruz. Biz neden Müslüman olduk?

Ey Kral, biz leş yiyen kavimdik,

İslam ile aziz olduk.”

Evet, İnsan aslî haliyle insanı leş yiyen kavimden aziz hale getirir.

Asr-ı Saadet döneminde bu olanların İslam toplumlarının her döneminde benzerleri yaşandı. Yaşadığımız günlerde de gerçekleşiyor.

İslam toplumları arasında Sovyetler birliği ve Yugoslavya dönemi Müslümanların hallerine çok üzücü bir örnektir.

Sovyetler Birliği Doğu bloku ülkelerine gittiğinizde bazı yerlerde Ramazan orucunu açmak için ikram olarak içki verilir; içkiyle oruç açılırdı. Bunu kötü niyetle yapmazlardı; özel ikram diye düşünülürdü.

İslam bu şekilde her iki coğrafyada da bozulmuştu.

(…) Sovyet coğrafyasında bunun nedenini sorduğunuzda, “Bizim üzerimizden Kızıl Ordu geçti” derken, Yugoslavya coğrafyasındaki Müslümanlar da, “Bizim üzerimizden Tito geçti, Tito’nun İçişleri Bakanı general Rankoviç dönemi geçti” diye İslamiyet’in bozulduğunu ifade ederlerdi.

Dönüp bizim coğrafyamıza baktığımızda, bizim üzerimizden de tek parti zulmü geçti. Camilerimiz kapatıldı, ezanlar Türkçe’ye çevrildi. Kur’an-ı Kerim eğitimi yasaklandı.

(…) Kızıl Ordu’nun Sovyetlerde, Rankoviç’in Yugoslavya’da yapıp başardığını, tek parti iktidarı Türkiye’de başaramadı çok şükür. İslamiyet’i elimizden bugüne kadar alamamalarının sebebi, İslam’ın bugüne kadar bize ulaşmasını sağlayan Evliyaullah’ın varlığıydı.

MİSYONER İLAHİYATÇILAR

Ne yazık ki şu günlerde özellikle misyoner ilahiyatçıların dinimize yapmış olduğu tahriplerin çok arttığı bir dönemdeyiz. Bırakın sünnet ve farzları, mübah ve müstehabların bile olduğu gibi kalması gerekir.

(...) Misyoner ilahiyatçıların gündeme getirdiği dini, hadisi, farzı, tasavvufu tartışmaya açan tehlikeli sulardan süratle uzaklaşmak gerekir.

İslam’ın saflığına halel getiren bir başka büyük tehlike de, bu topraklarının bağımsızlığının, özgürlüğünün elinden alınması, kaybedilmesidir. Biz İslamiyet’i ihmal edersek, ne yazık ki bizden önceki Türk toplumları gibi asimile olur, özgürlüğümüzü ve topraklarımızı kaybederiz.

(…) 1890’lı yılların İngiliz Başbakanı Gladstone, İngiliz Parlamentosu’nda elindeki Kur’an-ı Kerim’i kaldırıp şunu söyler:

“Biz Türklerin elinden bunu almadığımız sürece onları yenemeyiz.”

İşte bugün yapılmak istenen de, Gladstone’un istediğiyle aynı şey olan misyoner ilahiyatçıların yapmak istediği şeydir. Kur’an-ı Kerim’in elimizden alınmasıdır.

Bundan dolayı misyoner ilahiyatçıların bahsedip durduğu “reform” ifadeleri, tavsiyeleri son derece tehlikeli ifadelerdir. 

Yorumlara Git

Fuat Oktay'dan ‘gardaş’ uyarısı: Sahte bayrak operasyonlarına dikkat edelim!

Aziz Kocaoğlu’nun sözleri salonda tansiyonu yükseltti: Yeni Parti İzmir’de gergin kongre!

İsim vermedi ama anlayan anladı! Bakan Gürlek TTB’nin maskesini indirdi

Almanya’da ibadet özgürlüğüne yargı darbesi: Müslüman öğrencilere okulda namaz yasağı

İstanbul'da operasyon! 9 lüks araca el konuldu